Gaz ve petrol mü, insan kaynağı mı?
Yeterince yer altı madenimiz yok diye sızlanıp duruyoruz. Olsa elbette daha iyi olurdu ama yok!
Buna karşın dört mevsimi bir arada yaşayan muhteşem bir coğrafyamız, müthiş bir tarihimiz, turizm ve tarım potansiyelimiz var ama bütün bunları görmezden geliyoruz. Şu günlerde tercih yapan üniversite adayları da ülkemiz gibi elindekiler ile gurur duyacağına, yetmeyen puanlarına kahrolup ve tercih hengamesi içerisinde kaybolup gidiyorlar. Avrupa ülkelerine bir bakın; hangisi petrol ve doğal gaz zengini ve neredeler, bir de doğal gaz, petrol, maden zengini ülkelere bakın; hemen her açıdan onlar neredeler?
Günümüzün en değerli zenginliği iyi yetişmiş insan gücü!
Bunun ölçüsü de diploma değil; yetkinlik, üretkenlik, farkındalık, liyakat, yüksek teknoloji ve ihracat!
Gelin şimdi tıpkı tercih sürecinde kıvranan üniversite adayları gibi biz de ülkemizin geleceğine yönelik olarak hep birlikte sesli düşünelim:
Dünyanın neresindeyiz?
■ En değerli hazinemiz olan gençlerimizi eğitim, bilim, üretim, vizyon, sorumluluk, etik değerler ve girişimcilik çerçevesinde keşfediyor, doğru yönlendiriyor ve geleceğe yönelik olarak en iyi şekilde donatıyor muyuz?
■ Olaya dünya standartları çerçevesinde baktığımızda hangi sektörde, hangi spesifik alanlarda “uzman” ne kadar gencimiz, yetişkinimiz, emeklimiz ve öğrencimiz var?
■ Gençlerimizin yüzde kaçı yurt dışına gittiğinde havada kapılıyor? Yüzde kaçı için dünyaya açılma hayalinin ötesine geçemiyor?
■ Beyin göçü ihracat ve ithalat oranlarında denge ne?
■ Diğer ithalat ve ihracat oranlarına bakıldığında cari açık ne kadar?
■ İhraç ve ithal ettiğimiz ürünlerin ne kadarı akıl, bilim ve teknoloji ürünü ve çok daha önemlisi aradaki makasın bu kadar açık olmasının nedenleri ne?
■ Bilim, teknoloji, ihracat, liyakat, katma değer söz konusu olduğunda dünya klasmanına çıktığımızda hangi konularda çok iyiyiz, hangilerinde yerlerde sürünüyoruz?..
■ Olaya hâlâ dünya üniversite sıralamaları çerçevesinde bakmak ne kadar doğru?
■ Dünyanın en iyi üniversitelerine sahip olmak elbette çok önemli ama ne kadarının ürettiği bilim ürüne dönüşüyor, yaşam kalitemizi yükseltiyor, mutluluk endeksini artırıyor?..
Belirli alanlarda çok iyi olmak diğer alanlarda sıradanlaşmanın mazereti ya da tolere edicisi olamaz. Olmamalı da…
Çin örneğinde olduğu gibi herkes kendi alanında en iyisi olmak için mücadele etmeli; devletin, hükümetlerin, kurumların, ebeveynlerin, sivil toplum örgütlerinin gelişmelere bakış açısı da tıpkı anayasalarda yer aldığı gibi herkese eşit olmalıdır!
Bazı alanları destekleyip diğerlerini ihmal etmenin, hataların en büyüğü olduğuna defalarca şahit olduk ama insanlık olarak dünya var olduğundan beri nedense hâlâ bu şaşı bakış açısından kurtulamadık. Aynı hatayı yükseköğretimde de yapıyoruz. Bazı mesleklere baraj getirirken pek çoğunda çıtayı dibe indirdik. Meslekler yelpazesi bir zincirin halkaları gibidir. Hepsi değerlidir ve biri koptuğunda hiçbiri bir işe yaramaz. Gün gelir en sıradan olarak görünen meslekler, en önemli hâle gelebilir. Bu yüzden her mesleğin, her türlü eğitimin, her dersin önemli olduğu asla göz ardı edilmemelidir!
Son Körfez Savaşı da gösterdi ki silah üstünlüğü, tek başına sonucu belirleyici bir unsur değil. Strateji, lojistik, inanmışlık, diplomasi, moral değerler, iç ve dış kamuoyu, silah, mühimmat, yiyecek, içecek, zaman, insani ve etik değerler, hukuk, hiç hesapta olmayan gelişmeler ve daha pek çok ayrıntı savaşın gidişatını belirleyecek kadar hayati önem taşıyor. Bu yüzden yeni dünya düzeninde siyasetten diplomasiye, silah çeşitliliğinden lojistiğe, dostluklardan düşmanlıklara, ekonomiden hukuka, saldırıdan savunmaya her şey ama her şey çok değişti, daha da değişecek! Değişimin ilk sırasında da güvenilirlik gelecek!
Kişilere, kurumlara, ülkelere güvenilirlik de tıpkı meslekler zincirinde olduğu gibi çok önemli. Gücünüz en zayıf halkanın gücü kadardır. O koptuğunda ortada ne zincir kalır ne de güç!
İşte bu yüzden var olan insan gücü potansiyelimiz kadar, yeterli olmayan ya da sayısı ve kalitesi ile yerlerde sürünen insan gücü potansiyelimizin bir envanterini çıkartmamız ve meslek yelpazesini günümüz koşullarına göre sil baştan yeniden belirlememiz gerekiyor. Bu insan gücü envanterini bir an önce çıkartmalıyız ki zor zamanlarda neyi, nasıl, kimlerle en iyi şekilde başarabileceğimizi bilelim. Olası her türlü hezimetten kendimizi koruyalım…
MEB, YÖK, ÖSYM ve geleceği inşa eden diğer kurumlar bütün bunların ne kadar farkında?
Özetin özeti: Tercihlerinizi belirlerken olaya çok daha farklı bir pencereden bakmak size farkındalık kazandıracaktır. Gelecek de sıradanlaşanların değil, farkındalık yaratanların olacaktır!..
Sende Yorum yap