Bizi tanıdılar, siz kaçın!
Artık hayatlarımızın, kimliklerimizin, itibarımızın büyük oranda dijitale kaydığı bir dünyada yaşıyoruz. Bu dünyaya yatırım yapıyor ve hatta bu uğurda fiziki ilişkileri dahi feda edebiliyoruz. Ancak konu siber güvenliğe geldiğinde aynı yoğunlukta bir özen veya dikkatten bahsetmek güç.
Bu konuyla ilgili gün aşırı önemli uyarılar içeren haberler okuyorsunuz. (Evet, şifrenizi lütfen 123456 yapmayın). Ama ben bu yazıda paralel bir sokağa girip detaylarını yeni öğrendiğim bir siber saldırı ‘riskini’ anlatacağım.
Karşılaştığım herkes şundan şikayet ediyor: Bir mesaj attım, hemen ilgili reklam görmeye başladım. Arkadaşıma hava soğudu dedim, sayfanın her yeri mont oldu. Bir Pearl Jam şarkısı beğendim, Instagram’ım Seattle yöresinden türkülerle doldu. Evet, bunlar dijital reklam ekosisteminin doğal sonuçları. Doğru ürünlerle doğru kitleyi buluşturmak isteyen reklamverenler müşterilerini tanımak için aynı müşterilerin vermekte hiçbir sakınca görmediği verilerine bağımlı. Hatta ne kadar şikayetçi olursak olalım, itiraf edelim ki bu ekosistemin bize sunduğu bu kişiselleştirilmiş deneyim hoşumuza da gidiyor. 90’larda mekana girildiğinde “Ooo Mehmet beyler de gelmişler” diyen piyanist şantör, akıllı telefon kılığında ceplerimize sızmış durumda. Ne güzel.
Tek sorun şu: Bunun önemli bir bedeli var. Kaspersky uzmanlarına göre, hedefli reklamcılığı besleyen bu altyapı, siber saldırganlar için de kötüye kullanılabilecek bir kapı haline gelebiliyor. Bu konu üzerinde detaylı bir araştırma yapan Kaspersky Global Araştırma ve Analiz Ekibi Lider Güvenlik Uzmanı Maher Yamout, farklı uygulamalarda vermeyi seçtiğimiz verilerin kullanıcıların profilini nasıl çıkardığını Cyber Security Weekend etkinliğinde anlattı. Neredeyse herkes akıllı telefon kullanıyor ve bu cihazlar üzerinde çalışan uygulamalara bağımlı bir hayat kurmuş durumda. Söz konusu uygulamaları yüklerken verdiğimiz yetkileri tekil olarak değerlendirmek eksik kalıyor, sistem bizim kümülatif verilerimizi büyük bir fotoğraf çekmek için kullanıyor.
Bir başka deyişle reklam teknolojileri bizim bir profilimizi çıkarıyor, markaların bizi daha iyi tanımasını sağlıyor. Ancak aynı altyapı siber suçlular tarafından kurbanları tespit etmek, izlemek ve ağlarına düşürmek amacıyla da kötüye kullanılabiliyor. Çünkü bizi daha iyi tanıyan biri bizi daha kolay tuzağa düşürebilir.
Sözü Maher Yamout’un kendisine bırakayım: "Reklam ekosistemi, doğru mesajı, doğru kişiye, doğru zamanda ulaştırmak amacıyla kurgulandı. Ancak ne yazık ki bu yetenekler, gelişmiş tehdit aktörlerinin elinde tehlikeli bir araca dönüşebiliyor. Aslen ticari hedefleme için geliştirilmiş mekanizmalar; saldırganların kritik kişileri tespit etmesine, davranış kalıplarını çözümlemesine ve güvenilir uygulama ile web siteleri üzerinden istismar kodları yürütmesine olanak tanıyan birer istihbarat toplama aracına dönüştürülebiliyor. Reklam platformları hassaslaştıkça, kurumlar da saldırı yüzeyinin geleneksel oltalama e-postalarının veya zararlı indirme bağlantılarının çok ötesine geçtiğini idrak etmek zorundadır.”
Peki bu nasıl işliyor? Bir uygulamayı açtığınız anda, size hangi reklamın gösterileceği milisaniyeler içinde yapılan bir açık artırmada belirleniyor. O açık artırmaya girmenin bedeli ise reklamverenin kimi aradığını tarif etmesi: şu şehirde yaşayan, şu cihazı kullanan, şu ilgilere sahip kişi. Sistem bu cümleyi kuran herkese kapısını açıyor ve cümleyi kuranın bir spor markası mı yoksa bambaşka bir niyet mi olduğu altyapıyı ilgilendirmiyor.
Peki ne yapacağız? Akıllı telefonu ya da uygulamaları bu risk yüzünden bırakabileceğimiz bir çağda yaşamıyoruz. Maher Yamout’a şu soruyu yönelttim: “Siz bir akıllı telefon kullanıcısı olarak bize anlattığınız bu kırılganlıktan kendinizi nasıl koruyorsunuz?”
Yamout kullanıcıların birkaç katmanda yapabileceği şeyler olduğunu söyledi:
“Birinci katman cihazınız belli güvenlik ve gizlilik ayarlarına sahip mi? Bunlara bakmalısınız. Bu ayarlar varsayılan olarak açık olarak geliyor, bunları kontrol etmelisiniz. Tüm ayarları kapayarak başlayın, eğer hiçbir sorun olmazsa kapalı tutun. Eğer bir şey bozulursa sadece ilgili olan ayarı açın. Ben bu şekilde paylaştığım veriyi minimize ediyorum. Bu cihazla ilgili olan durum. Eğer uygulamalara giderseniz, onların da gizlilik ve güvenlik ayarlarında kapatabileceğiniz ayarlar var. Burada yapılan paylaştığınız veriyi en aza indirgeme. Tamamen bitirme değil. Çünkü veriler uygulamaların içine işlenmiş durumda ama yine de bu söylediğim yöntem yardımcı olur. Cihaz ayarları, uygulama ayarlarında minimize etme yaptınız. Network tarafında da evde veya iş yerinde kurabileceğiniz çözümler mevcut. Çok karmaşık değil. Reklam takip yazılımlarının yüzde 99’unu kapatabilirler. Gizliliğin daha fazla olduğu tarayıcı kullanmak bile etkiler, Chrome yerine Firefox mesela.”
Uzun lafın kısası: Sistem bizim profilimizi her halükarda çıkaracak. Yamout’un bahsettiği minimize etme eylemi aslında şu yanıtı veriyor: Verilerimizle ne kadar kalabalık bir kitlenin parçası olacağız? 100 kişi mi, 1000 kişi mi, 1 milyon mu? Ne kadar kalabalık o kadar iyi. Eğer o mekana gitmek kaçınılmaz ise piyanist şantör bizi fark etmeden kapıdan geçmeyi başarmak en iyisi.
Categories: Bizi tanıdılar, siz kaçın!
Sende Yorum yap