Mekke Anlaşması şekilleniyor
Anlaşmak oldukça kolaydır; ama anlaşmayı sürdürmek, onu işler hale sokmak, taraflarda samimiyet ve sağlam bir irade gerektirir. Uluslararası anlaşmaların bir yapılıp, bir bozulması, bu şartın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
“Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu,” Batı Afrika’nın 15 ülkesinden oluşan bölgesel bir siyasi ve ekonomik birlikti; Burkina Faso, Mali ve Nijer ayrıldılar. AB’nin temeli olan Avrupa Ekonomik Topluluğu gibi bir Afrika Ekonomik Topluluğu oluşturmak ve bunun ilerde AB gibi bir siyasal yapıya dönüşmesi için, eski sömürgeci Fransa ve Portekiz tarafından kuruldu; ama bugün kâğıt üzerinde mevcut bir örgüt.
Sahel Devletleri İttifakı, Burkina Faso, Mali ve Nijer tarafından Atlantik’ten Kızıldeniz’e karar bütün “Sahil” kuşağını içine alma hevesiyle kuruldu ama bu üç ülke arasında bir ortak Pazar olarak kaldı.
Amerika’nın Japonya, Güney Kore ve Filipinler ile ikili ittifakları, Sovyetler’in yerini alması amacıyla Rusya’nın örgütlediği Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (Belarus, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Ermenistan) ile Kuzey Kore ile Rusya ve Çin’in ayrı ayrı ittifaklarının mesela bir NATO gibi etkili, sözünü dinleten ve uzun ömürlü örgütler olamadı. Zaten NATO gibi başka bir ittifak yok; olması için çaba da yok.
23 yıldır özel dosyaları ve yorumları ile medyamızın temel unsurlarından TürkTime’ın yazarı Tekin Öget’in işaret ettiği gibi, Mekke anlaşmasının öncekilerden bir farkı var: “Ankara-Mekke-İslamabad güvenlik eksenini simgeleyen Mekke Paktı vizyonunda coğrafi bir dev, Türkiye yer alıyor.”
Bu üç ülkenin, İslam dünyasında dayanışmayı ve güvenlik eksenini simgeleyen bir anlaşmada buluşmaları, gerçekten de benzerlerine rastlamadığımız bir ittifak oldu. Bu anlaşma, yaklaşık bir yıl önce imzalanan Suudi Arabistan-Pakistan ikili anlaşmasının yerini aldı ve 7 Ağustos Cuma günü, Mekke’de Safa Sarayı’nda imzalanan anlaşma ile Türkiye’nin savunma sanayisini ve NATO standartlarındaki ordusunu da kapsayacak şekilde, genişletildi.
İmzalanan metinde “Taraf devletler, birine yönelik herhangi bir saldırganlık eylemini taraflardan her birine yönelik bir eylem olarak değerlendirmeyi taahhüt etmiştir,” deniliyordu; fakat Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından yapılan açıklamalardan anlaşıldı ki, bu “kolektif güvenlik paktı” başka ülkelere de açık. Anlaşma kapsamında ilk kurulan komite, “Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi” ilk toplantısını hafta başında İstanbul’da gerçekleştirdi. Toplantıya, üç kurucu ülkenin dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanları katıldı. Toplantıda örgütün resmi adının “Mekke Savunma Paktı” olması, yönetim sekretaryasının Riyad’da kurulması ve ilk genel sekreterin Pakistanlı olması kararlaştırıldı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ittifakın “diğer devletlerin egemenliğine, toprak bütünlüğüne saygı ve iç işlerine karışmama gibi uluslararası ilkelere” dayandığını tekrarladı ve bölgedeki herhangi bir ülkenin pakta katılabileceğini bildirdi. Toplantının, Washington ve Tahran arasında silahlar bir ay sustuktan sonra ilk kez yeniden ateşlendikten birkaç saat sonra gerçekleşmesi, yeni üye çağrısının İran’a yönelik olduğu yorumlarına yol açtı.
Ancak unutmamak gerekir ki Mekke Anlaşması, 7 Ekim’de başlayan Gazze Soykırımı ve ABD ile İsrail’in 28 Şubat’ta başlattıkları İran Savaşı sürdüğü sırada imzalandı. Sadece İran değil, Ürdün, Lübnan, Katar ve Mısır başta, Orta Doğu ve İslam coğrafyası, bu iki olayın etkisinde ve hatta hedefindedir.
Gazze Soykırımı ve İran Savaşı elbette, Mekke Paktı’nın, mevcut ve muhtemel üyelerinin sinirlerini ve sabrını test ediyor. ABD, ne yazık ki, bu testin ya farkında değil, ya da bütün tersine açıklamalara rağmen, meseleyi sadece İsrail, hatta tümüyle İsrail değil, sadece katliamcı başbakan Netanyahu perspektifinden görüyor.
ABD artık farkına varmalı ki, onun bu anlayışsızlığı, NATO’yu da diğer ittifak deneyimleri gibi tarihin çöp tenekesine doğru itiyor.
Categories: Mekke Anlaşması şekilleniyor
Sende Yorum yap