s

Okullar kapanacak

Yarın okulların açılacağını cümle âlem biliyor.

Başlığa bakınca “Bu ne saçmalık?” diyebilirsiniz.

Gerçekten şaka yapmıyorum.

Önümüzdeki yıllarda bazı okullar kapanacak, bazı dersliklere artık ihtiyaç kalmayacak.

Çünkü o sıralara oturacak çocuk sayısı hızla azalıyor.

Bunu düşününce aklıma kendi ilkokul yıllarım geliyor.1980’lerin başıydı.

Sınıfımız 60 kişinin üzerindeydi. Sıralara üç kişi sıkışırdık.

Ben genellikle en arkada otururdum. Parmak kaldırdığımda, o kalabalığın içinde öğretmenin beni çoğu zaman fark etmediğini hissederdim.

Bizim kuşağımızın eğitim sorunu biraz da buydu:

Bu kadar çocuğu nereye sığdıracağız?

Şimdi başka bir soruya doğru gidiyoruz:

Bu kadar dersliği ne yapacağız?

Genç nüfusa sahip olmak uzun yıllar ülkemizin övünç kaynağıydı. Ama o tablo hızla değişiyor.

Doğurganlık hızı her yıl biraz daha düşüyor. Yeni kuşaklar giderek küçülüyor.

MEB’de paylaşılan bir projeksiyona göre, bugün yaklaşık 5,5 milyon olan ilkokul çağındaki öğrenci sayısı, beş yıl içinde 900 bin azalabilir.

Geçenlerde karşıma daha da çarpıcı bir hesap çıktı.

TÜİK’in yaş grubu verileri üzerinden yapılan kaba hesaba göre, birkaç yıl sonra ilkokula başlayacak çocuk sayısındaki düşüş nedeniyle her yıl yaklaşık 12 bin daha az sınıfa ihtiyaç duyulabilir.

Yani yıllarca “çocukları nereye sığdıracağız?” diye uğraşan eğitim sistemi, yavaş yavaş başka bir döneme giriyor.

Şimdi asıl soru şu:

Çocuklar azalırken sınıfları daha da küçültüp öğretmenin her öğrenciyle daha fazla ilgilenmesini mi sağlayacağız?

Yoksa öğrenci azalınca okul, derslik ve öğretmen sayısını da azaltıp bu fırsatı kaçıracak mıyız?

Nüfusu uzun süredir yaşlanan Japonya bu hikâyenin ilerideki bölümünü çoktan yaşıyor.

Son yirmi yılda 8 bin 850 kamu okulu kapandı.

Peki, öğrenci azlığı nedeniyle ihtiyaç fazlası hâle gelen on binlerce dersliği ne yaptılar?

İşte asıl ilginç olan burada.

Dersliklerin büyük bölümünü boş bırakmak yerine başka amaçlarla kullanıyorlar.

Kapanan okulların önemli bir kısmı da eğitim, spor, kültür ve sosyal hizmet alanlarına dönüştürülüyor.

Çünkü özellikle küçük bir ilçe ya da köyde okul kapanınca yalnızca boş bir bina kalmıyor.

Öğretmen gidiyor. Çocuk başka yere taşınıyor.

Çocuklu aile için orada yaşamak biraz daha zorlaşıyor.

Bazen nüfus azaldığı için okul kapanıyor.

Sonra okul kapandığı için nüfus biraz daha azalıyor.

Japonya boşalan binalara başka işlevler kazandırıyor.

Fransa ise öğrenci sayısındaki düşüşe başka türlü bakıyor: Daha az öğrenci varsa, sınıfları da küçültelim, diyorlar.

Biz de aslında bu maceraya sıfırdan başlamıyoruz.

Bugün ilkokullarda derslik başına ortalama 23 öğrenci düşüyor.

Benim sınıfım ise 60 kişinin üzerindeydi.

Aradan geçen yıllarda epey yol aldık.Şimdi çocuk sayısı azalırken, neden daha ileri gitmeyelim?

Çocuk sayısının azalması elbette iyi haber değil.

Yaşlanan nüfustan, işgücüne; başka sorunlar çıkacak.

Ama eğitim açısından önümüze bir imkân koyuyor.

Daha az öğrencinin olduğu, öğretmenin her çocuğu gerçekten tanıyabildiği bir sınıf ortamı olabilir.

Arka sırada kaybolan çocuğu fark etmek, öğrenmekte zorlananla daha fazla ilgilenmek, sanata, spora, yabancı dile daha çok zaman ayırmak mümkünleşebilir.

Tabii, boşalan sıraları görünce ilk iş hesap makinesine sarılmazsak.

“Öğrenci azaldı, okulu kapatalım, öğretmeni azaltalım, tasarruf edelim” demek kolay.

Daha zor olan, daha az çocukla daha iyi bir okul kurabilmek.

Ben çocukken 60 kişilik sınıfın en arkasından parmak kaldırıp öğretmenin beni görmesini bekliyordum.

Geleceğin çocuğu belki parmak kaldırdığında öğretmeninin gözünden kaçmayacak.

Çocuklarımızın azalması iyi haber değil.

Ama daha az çocuğa daha iyi eğitim verme fırsatını da kaçırırsak, işte o gerçekten kötü haber olur.

Categories: Okullar kapanacak

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.