Almanya’da üniversite hayali kâbusa döndü! Felç geçirdi, ardından tümör teşhisi aldı

Betül Topaklı / Milliyet.com.tr -Aslı Nur Ayyıldız, 1995 yılında İstanbul’da doğdu. Çocukluğunu renkli ve özgür bir şekilde geçiren Aslı; sosyal, geniş bir arkadaş çevresine sahip ve aynı zamanda sorumluluk sahibi bir çocuktu. Eğitim hayatı boyunca sınıf birincisi olan Aslı’ya ailesi, ders çalışması ya da ödevlerini yapması konusunda hiçbir zaman baskı kurmadı. Ailesinin kendisini hiçbir konuda uyarmasına gerek kalmadığını söyleyen Aslı, “Ben ailenin ‘uslu’ çocuğuydum. Onları mutlu etmek için elimden geleni yapardım. Liseyi Cağaloğlu Anadolu Lisesi’nde okudum. Okulda bolca Almanca dersimiz ve Alman öğretmenlerimiz vardı. Alman kültürünü de bu sayede öğreniyorduk. Türkiye’de de birçok sebepten kalmak istemiyordum. Bir yerden sonra ‘Neden Almanya olmasın?’ diye düşünmeye başladım. Mühendislik okumaya karar vermiştim ve Almanya bu konuda dünyada çok iyi bir konumdaydı. Orada iyi bir eğitim alacağımı düşündüğüm için Almanya’da okumaya karar verdim” dedi. Aslı, Türkiye’den ayrılarak Almanya’da yeni bir hayata başlama sürecini ise şöyle anlattı:

‘HAYATIMIN EN KORKUNÇ İKİ AYIYDI'
Almanya’da Noel tatilinde sekiz günlüğüne Türkiye’ye geldiğini ve dört ay kaldığını anlatan Aslı o günleri, “Kalçamdan yapılan bir iğnenin ardından iki ay boyunca yatağa bağlı yaşadım. Hayatımın en korkunç iki ayıydı. Çünkü yaşadığım durum, tipik bir felçte olduğu gibi yalnızca hissizlikten ibaret değildi. Her hareketimde dayanılmaz bir acı hissediyordum. Bu süreçte sadece sırtüstü yatabiliyor, çok dikkatli bir şekilde hafifçe sağa ve sola dönebiliyordum. Belden aşağımdaki en küçük titreşim bile büyük bir acıya neden oluyordu. Sağ bacağımı ise hiç hareket ettiremiyordum. Bana, iyileşsem bile topallayabileceğim söylendi. Üstelik kimse iyileşeceğimin garantisini veremiyordu. Benim için hâlâ sırlarla dolu bir süreç. Tam olarak ne olduğunu kimse anlayamadı. Çok ağır ilaçların yardımıyla hareket kabiliyetim yavaş yavaş geri geldi. Her gün biraz daha yürüyerek hastalığı geride bıraktım. Bu süreçte okuldaki sınav dönemimi de kaçırdım. Bir sonraki dönem çok sayıda sınava girmem gerekiyordu. Üzerimde öyle büyük bir baskı hissediyordum ki o günleri hatırlamak bile istemiyorum” diyerek anlattı.

‘STRESTEN VÜCUDUMDA TÜMÖR OLUŞTU’
Almanya’da kendisine yeni bir hayat kurmaya çalışırken yoğun stres yaşadığını ve bu süreçte vücudunda tümör oluştuğunu söyleyen Aslı, “Önce yavaş yavaş omuz ve göğüs ağrılarım başladı. Başlarda günde bir ağrı kesici kullanıyordum, ancak zamanla bu sayı dört ağrı kesiciye çıktı. Ağrı kesiciler artık işe yaramayınca uyku ilaçları kullanmaya başladım. Bu süreçte onlarca doktora gittim ve birçok kez kan testi yaptırdım. Kan değerlerimdeki yüksek sonuçları enfeksiyona bağladılar. Yaşım genç olduğu için de kimsenin aklına tümör ihtimali gelmedi. Zamanla merdiven çıkmak bile benim için işkenceye dönüştü. Nefes alıyordum ama aldığım nefes yetmiyordu. Nöral terapi, manuel terapi ve masaj gibi birçok farklı tedavi yöntemi denendi ancak hiçbirisi ağrılarımı dindirmedi. Bu süreç yaklaşık bir yıl devam etti. Ancak hayat siz hastasınız diye durmuyor. Dersler devam ediyor, sınavlar başlıyordu. Ders çalışmak benim için başlı başına bir işkenceydi çünkü kollarım sürekli ağrıyordu. Sıcak su torbası koyuyor, zaman zaman dışarı çıkıp hava almaya çalışıyordum. Fakat hiçbir şey ağrılarımı geçirmiyordu. Ben tedavi ararken tümörüm de büyümeye devam ediyordu” şeklinde konuştu.
‘ÖNCELİKLE SİNİR SİSTEMİNİZİN SAKİNLEŞMESİ GEREKİYOR’
Aslı, tüm bunları yaşarken bile hayattaki hedefleri konusunda endişelenmeye devam ediyordu. “Bugün yoğun bakımdan çıktım, biraz dinlenmeliyim’ demek yerine, ‘Üniversiteye mail atmalıyım’ diye düşünüyordum. Ancak zamanla hayatım yeniden yoluna girdikçe yaşadıklarımı düşünüp değerlendirme fırsatı buldum. O zaman kendime ‘Ben kimim, ne yapıyorum?’ diye sormaya başladım” diyen genç kız, “Maalesef insan, hayatta kalmaya çalışırken bu düşüncelere sahip olamıyor. Öncelikle sinir sisteminizin sakinleşmesi gerekiyor. Ben de o rahatlığı sağlayabildikten sonra hayatımın gerçekten bambaşka bir yere geldiğini fark ettim. Artık insanların ne düşündüğünü veya beni nasıl gördüğünü eskisi kadar önemsemiyorum. Zayıflıklarımla, kaderimle, hayattaki yerimle ve sahip olduğum tüm dezavantajlarla barıştım. Şu anda benim için her şeyden önce gelen şey, sakin bir sinir sistemine sahip olmak. Hedeflerimi de artık bu doğrultuda belirliyorum. Geri kalan her şeyin ise bir şekilde yoluna girdiğine inanıyorum” diyerek, değiştiremeyeceği ne varsa kabul ettiğini ve kendiyle barış içinde yaşamayı öğrendiğini dile getirdi.

‘ÇOK EĞLENCELİ GÖRÜNEBİLİR AMA CİDDİ BÜROKRATİK YÜK VAR’
“Avrupa’da yaşamak dışarıdan bakıldığında belki çok eğlenceli görünebilir. Ancak Avrupa Birliği üyesi bir ülkede yaşamanın beraberinde getirdiği ciddi bir bürokratik yük var” diyen Aslı, “Vize ve oturum süreçleri, resmi prosedürler ve belirsizlikler, yeni bir hayata alışmaya çalışırken aynı zamanda mücadele etmeniz gereken başka bir alan oluşturuyor. Bütün bunları bir kenara bırakırsak Almanya’ya çok kısa sürede alıştım ve bu ülkeyi gerçekten çok sevdim. Buraya geldiğim için memnunum” dedi.
YAŞADIKLARI SONRASI GENÇLERİ UYARDI
Hastalığının tedavini edildiğini ve şu anda sağlık durumunun gayet iyi olduğunu anlatan Aslı, üniversite için Almanya’ya gitmeye hazırlanan gençlere şu tavsiyelerde bulundu:
Sende Yorum yap