Atatürkün portresini yapan ilk kadın! Tuvalin ardındaki gerçek, eğitimin yolunu aradı

Derleyen: Betül Yasemin Kökbek / Milliyet.com.tr - Mihrî Müşfik’in adı, Türk resim tarihinde olduğu kadar Mustafa Kemal Atatürk’ün portresini yapan sanatçılar arasında da anılıyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarında resme yönelen Müşfik, kadınların güzel sanatlar eğitimi almasının henüz yeni yeni mümkün hâle geldiği bir dönemde İnas Sanayi-i Nefise Mektebi’nin ilk kadın yöneticisi oldu. Onun hikâyesi, bir ressamın tuval karşısındaki serüveninden çok daha fazlasını anlatıyordu. İstanbul’dan Avrupa’nın sanat merkezlerine uzanan bu yolculuk, bir kadının kendi sanatını ararken kendisinden sonra gelecek kadınlara da bir kapı açmasının hikâyesine dönüştü.

1886 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Mihrî Müşfik, edebiyat ve müziğin yanı sıra resme de ilgi duydu. Osmanlı sarayının ressamlarından İtalyan sanatçı Fausto Zonaro’dan ders alması, onun sanat yolculuğunun ilk önemli duraklarından biri oldu. Ardından Roma ve Paris’te eğitimini sürdüren Müşfik, Batı’daki akademik sanat anlayışıyla yakından tanıştı. İstanbul Modern’in sanatçıya ilişkin verdiği bilgilere göre, yurtdışındaki eğitimi sırasında modelden çalışma pratiğini benimseyen Müşfik, sanat hayatı boyunca özellikle portre ve figüratif resme yöneldi. Ancak Mihrî Müşfik’in sanat tarihindeki yeri, tuval üzerine bıraktığı izlerle sınırlı değil. Onun hikâyesi, aynı zamanda kadınların sanatla kurduğu ilişkinin kurumsallaşmaya başladığı bir dönemin hikâyesiydi.
SANATIN YOLLARINI ARARKEN YOL GÖSTERDİ!
1914 yılında kadınlara güzel sanatlar eğitimi vermek amacıyla İnas Sanayi-i Nefise Mektebi kuruldu. Kadınların akademik sanat eğitimi alabilmesi bakımından dönemin öncü kurumlarından biri olan okulun kuruluşunda Mihrî Müşfik’in girişimlerinin önemli bir rol oynadığı belirtiliyor. Müşfik, daha sonra okulun ilk kadın yöneticisi olarak görev üstlendi. Böylece bir zamanlar yalnızca sanat eğitimi almanın yollarını arayan bir kadın, kısa süre içinde kendisinden sonra gelecek kadın sanatçılara o yolu açan isimlerden birine dönüştü.
Müşfik’in eğitim anlayışı da yurtdışında edindiği deneyimlerin izlerini taşıyordu. Öğrencilerinin yalnızca teorik bilgiyle yetinmesini istemiyor, sanatın ancak bakarak, deneyerek ve üreterek öğrenilebileceğine inanıyordu. Onları doğada çalışmaya teşvik ediyor; resim, heykel ve özellikle çizim çalışmalarına önem veriyordu. Böylece İnas Sanayi-i Nefise Mektebi, kadınların yalnızca sanat eğitimi alabildiği değil, sanatın içinde kendilerine bir yer açabildiği önemli bir kurum hâline geldi. Okul 1914’te faaliyete geçti ve 1923 yılında erkek öğrencilerin eğitim gördüğü Sanayi-i Nefise Mektebi ile birleşti.

ATATÜRK'ÜN PORTRESİNİ YAPTI
Sanatçının adı, Mustafa Kemal Atatürk’ün portresini yapan ressamlar arasında da geçiyor. Atatürk Ansiklopedisi, Müşfik’i Atatürk’ün portresini yapan Türk ressamları arasında sayarken, Marmara Üniversitesi’nde yayımlanan akademik bir çalışmada sanatçının Atatürk’ün boydan portresini yaptığı ve bu eseri kendisine hediye ettiği belirtiliyor. Bununla birlikte, portrenin tarihi ve bugün nerede bulunduğuna ilişkin kaynaklarda farklı bilgiler yer alıyor.

Mihrî Müşfik’in sanat yolculuğu İstanbul’da başlayıp İstanbul’da son bulmadı. Roma ve Paris’te aldığı eğitim, onun sanat ufkunu genişletirken, hayatının ilerleyen döneminde Amerika Birleşik Devletleri’ne yerleşmesiyle yolculuğu yeni bir coğrafyaya taşındı. İstanbul Modern de sanatçının yaşamının ilerleyen yıllarında ABD’ye yerleştiğini doğruluyor. Mihrî Müşfik’in sanat tarihindeki yeri konusunda daha belirgin bir çizgi ortaya çıkıyor. O, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan kırılma döneminde kadınların sanat alanındaki görünürlüğünün artmasına katkıda bulunan öncü isimlerden biriydi. İlk Türk kadın ressamlardan biri olarak anılırken, İnas Sanayi-i Nefise Mektebi’ndeki yöneticiliği ve kadınların sanat eğitimine yaptığı katkı, onun mirasının en önemli parçalarından biri olarak öne çıkıyor.

Onun hikâyesi bu nedenle yalnızca bir ressamın hayat hikâyesi değil. Aynı zamanda bir kadının, kendi çağının sınırlarını aşarak kendisinden sonra gelecek kadınlara yeni bir alan açmasının hikâyesi. Belki de onu Türk resim tarihinin dikkat çekici figürlerinden biri yapan asıl şey, tuval üzerinde bıraktığı yüzlerden çok, kendi çağında açtığı yoldur. Mihrî Müşfik, bir dönemin kadınları için henüz adı konmamış bir ihtimali; sanatın yalnızca bakılan değil, kadınların da üreten, öğreten ve yön veren tarafında yer alabileceği ihtimalini görünür kıldı.
Sende Yorum yap