Akordu bozuk bir orkestra gibi…
Bu sezonun Fenerbahçe adına çok daha zor geçeceği çok açık.
Beklentilerin ötesinde çok iyi oynanan bir Roma maçı, sonrasında İsmail Kartal Krizi, gelişmeleri ve Gaziantep FK karşılaşmasında şeytanın bacağını bir türlü kıramayan beşinci hafta sonunda Galatasaray’ın 6 puan gerisine düşen bir Fenerbahçe gerçeği.
Beşiktaş yenilgisinin hemen ardından Samandıra’daki genel düşünce Galatasaray maçına kadar 4’te 4 ile giderek orada ezeli rakibini yenme strateji çerçevesine yerleşmişti.
Bu planın ilk ayağı olan Gaziantep FK maçının bu kadar zor geçmesi bekleniyor muydu bilmiyorum ancak sahaya çıkan ilk onbirin hem oyuncu tercihi hem de saha yerleşiminin takımın oyununu çok açık bir şekilde etkiledi.
Lukaku ve Kerem’in bir türlü form tutamayan durumlarının yanına orta alanda üretkenlik sıkıntısı çekilmesi ilk devrenin boşa geçen bir bölüm olmasına neden oldu.
Aynı oyuncu grubu ile başka seçenek var mıydı sorusunu bu bölümde çok düşündüm.
Lukaku’nun sırtı dönük oyunundaki temel sorun büyük bir ihtimalle çevresinde yardımlaşacağı arkadaşının olmamasından kaynaklanıyordu.
Her topu aldığında önce ona sahip olup sonrasında da adam eksiltmeye çalışınca istediğini sahaysa yansıtamayan bir oyuncu çıktı ortaya.
Vedat’ın bu işi çok daha iyi yaptığına şüphe yok.
İkinci yarı takım biraz daha hareketlenmiş olsa da üretkenlik konusunda hep bir adım geride kaldığını da notlarımıza eklemiz gerekiyor.
Diğer taraftan muhtemelen saha şartlarının da ağırlığından olacak Fenerbahçe’nin takım halinde hem bir adım geride kaldığını hem de akordu bozuk bir orkestra gibi oynadığını söylemek mümkündür.
Roma karşısında her şeyi nasıl farklı yapabileceğini izlediğimiz bir takımın 4 gün sonra bambaşka bir şekil almasını belki yorgunluğa da bağlayabiliriz ancak esas sorunun özellikle ilk yarıda konsantrasyon eksikliği olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz ki böyle kriz zamanlarında bu normal olan sonuçtur.
Fenerbahçe’nin ikinci yarı daha sabırlı top çevirişi, tep paslarla rakibini kendi alanına sıkıştırması, bunları yaparken 1’e 2 veya 3’e 2’lerle boş alanlar yaratması pozisyonları da beraberinde getirdi.
64. Dakikadaki oyuncu değişikliklerinin Fenerbahçe’nin rakip kalede daha da etkili olmasını sağladığını izledik.
İlk yarı Guendouzi, ikinci yarı Kerem ve Greenwood’un harcadı pozisyonlar saç baş yoldururken Fenerbahçe şanssızlığının zirvesine çıkıyordu.
Direkte patlayan 2 etkili şut artık son noktaydı.
Kayıpları sezon başında bu kadar erken bir dönemde yaşıyor olmanın ileriye dönük tüm bollukları ortadan kaldırdığına şüphe yok.
Sözünü edelim, boş geçmesin; 10 değişikliğin karışığının 3 dakika uzatma olması gerçekten ilginç oldu.
Hakem ilk yarıya ilave dakika eklemezken ikinci yarıyı da 3 dakika uzatması “bari onu da vermeseydi” serzenişine dönüştü.
Roma maçında neler “yapabildiğini” gösteren Fenerbahçe’nin, dört gün sonra Gaziantep karşısında aynı zihinsel ve oyun kalitesini üretememesi hayal kırıklığı yarattı.
Süper Lig özelinde mutlaka buradan sıyrılmanın yollarını ve çarelerini bulmak zorunda.
Sende Yorum yap