Barış değil daha kaliteli bir yaşam...


■ Avrupa İlaç Ajansı tarafından onaylanan yenilikçi kanser ve kronik hastalık ilaçlarının yüzde 80’i bugün Yunanistan’da kullanılmıyor.
■ Ülkede 6 bin doktor ve 12 bin hemşire açığı var. Bu açığın sebebi maaşlar düşük olduğu için ülkeden kaçan 20 bin doktor olması. Girit’teki binası modern Venizelio Devlet Hastanesi’ndeki 15 yoğun bakım yatağının bir kısmı ve 8 ameliyathaneden 3’ü kapalı. Rodos dahil bir sürü taşra hastanesinde dijital mamografi gibi yeni nesil görüntülüme cihazları yok, cihaz olan hastanelerde de bu aletleri kullanacak uzman doktor veya teknisyen eksiğinden dolayı ya hiç işlem yapılmıyor ya da haftada sadece bir gün işlem yapılabiliyor.
■ Yunanistan’da hayati tehlikesi olanlar haricinde acil serviste bir doktora muayene olma süresi 5 saat seviyesinde. Hiç Kulak-Burun-Boğaz ya da göz doktoru olmayan, pratisyen hekimlerin çalıştığı hastaneler var.
■ Hastanelerde kan bağışı alacak personel eksikliğinden dolayı stoklar kritik seviyeye gerilemiş durumda. Özellikle Akdeniz anemisi gibi sürekli kan nakline ihtiyaç duyan hastalar için bu büyük bir sorun. Atina eksiği kapamak için İsviçre’den yaptığı kan ithalatını artırmak zorunda kaldı.
■ Yunanistan’ın bugün sağlık sistemindeki personel açığını kapatmasının maliyeti 330 milyon euro olarak hesaplanıyor. Yeni nesil, akıllı ilaçlara ulaşabilmek için gereken bütçe tam olarak bilinmese de sendikaların açıklamalarından çıkardığım sonuç 100 milyon euro gibi bir kaynak ihtiyacını gösteriyor.
■ Yunanistan’da öğretmen açığı 10 binin üzerinde, bu açık, dışarıdan atanan vekil öğretmenlerle kapatılmaya çalışılıyor. Kadrolu 10 bin öğretmenin yıllık ortalama maliyeti 250 milyon euro olarak hesaplanıyor. Uzak bölge ve adalardaki lojman sorununun çözülmesi ve sınıfların teknolojik sınıflara döndürülmesinin maliyetini bilmiyorum ama buna kesin ihtiyaç olduğu bilgisi doğru.
■ EY-Parthenon verilerine göre, eskiyen su altyapısı nedeniyle Yunanistan’da barajlardan şehirlere taşınan suyun %30 ila %40’ı, bazı taşra bölgelerinde ise %50’den fazlası eski borulardaki çatlaklar nedeniyle toprağa sızarak heba oluyor.
■ Yunanistan, rüzgar enerjisinde giderek büyüyen bir ülke ama eskiyen şebekesi çabuk doygunluğa ulaştığı ve batarya depolama projeleri sisteme entegre edilemediği için zaman zaman üretimi durdurmak zorunda kalıyorlar. Onlarca yıllık eski elektrik nakil hatları orman yangınlarına neden oluyor.
■ Bu yazmakla bitecek bir başlık değil aslında. Şu an eskiyen altyapı, daha güvenli hale getirilmesine karar verilen demiryolu sinyalizasyon sistemi, otoyol ve metro inşaatları gibi projeler için Yunanistan’ın ciddi kaynaklara ihtiyacı var.
■ Uluslararası raporlara göre Yunanistan son 5 yılda silahlanmaya 40 milyar dolar seviyesinde bir para harcadı. Bu yılda 8 milyar dolar demek. Bu bütçenin yüzde 10’unu gerçek ihtiyaçlara harcasalar hastanelerde sorun kalmayacak, modern tıp hizmeti alacak, gelecek için çocuklarını daha iyi yetiştirecekler.
■ Türkiye’de bir süredir Yunanistan’ın İsrail’den aldığı Aşil Kalkanı Sistemi’ni, verilmeyen kaynak kodunu, sistemin uzak adalarda tam kapasiteyle çalışmasının zorluğunu, İsrail’in Yunanistan’ın tüm askeri sırlarına vakıf olduğunu konuşuyoruz. Bunu tartışmaya bile gerek yok. Yunanistan sistemi eksiksiz kursa, kendi yönetmeyi başarsa da, ekonomisi ateşleyebileceği füze sayısını sınırlandırıyor. Tek bir sürü dron saldırısı bile Yunanistan ekonomisi için ağır ve karşılanması zor bir bedel oluşturur. Yani küçük bir ekonomi için 3 milyar dolardan fazla para ödeyip sistem kurmak “güvende” olmaya yetmiyor.
■ Tek rakam bu değil, Türkiye, Ege ve Doğu Akdeniz’de denetleme ve güvenlik ihtiyaçlarını SİHA’larla karşılıyor. Yunanistan tek bir SİHA’yı tespit etmek ya da önlemek için iki F-16 havalandırıyor. Türkiye’nin saatte bin dolar olan uçuş maliyeti Yunanistan için 50 bin dolarlık masraf oluyor. Üstelik gövde ömrü 8 bin saat olan F-16’ları yıpratıyor, ömrü saatlerle hesaplanan yedek parça değişim sürecini hızlandırıyor. Bir yılın her günü Türkiye’den 50 kat daha fazla para harcamak ne kadar sürdürülebilir bir durum?
■ Başbakan Miçotakis, silahlanmaya para ayırmak zorundaydı zira ekonomik kriz döneminde Yunanistan Ordusu neredeyse çökmüş, envanteri hurdaya çıkacak hale gelmişti. Bugün Türkiye ile diyalog sürecine karşı çıkan Samaras’ın başbakan olduğu dönemde Yunanistan Ordusu tarihinin harbe hazırlık konusunda en kötü dönemlerini yaşadı. Silahlanma normal ama Yunanistan’ın diğer tüm ihtiyaçlarını yok sayarak silahlanma ne kadar doğru? Altına girilen devasa borç Yunanistan’ı Türkiye’den daha güçlü bir hale getirdi diyebilen kimse var mı?
■ Yunanistan halkının kendini güvende hissetmesi önemli. ”Güvende olmak” , Maslow’un ihtiyaçlar piramidinde de fizyolojik ihtiyaçlardan sonra ilk sırada geliyor. Savunma Sanayii ihracat rekorları kıran, çeşitli yetenekler konusunda dünyada ilk 10 içerisinde yer alan Türkiye ile silahlanma yarışına girerek güvende olmaya çalışmak yerine dostluk ve iyi komşuluk üzerinden bir çözüme ulaşmak daha kolay değil mi?
■ Atina, bugünlerde Libya, Mısır, Arnavutluk ile deniz sınırları müzakereleri yapmaya çalışıyor, masaya oturmadığı tek ülke Türkiye. Hep söylüyorum, tekrar edeyim, Ankara’nın Yunanistan’ın ana karası ve adalarında gözü yok, harita değiştirmek gibi bir niyeti de yok. Türkiye’nin Yunanistan’dan tüm talepleri uluslararası hukuk çerçevesindeki haklarından kaynaklanıyor.
■ Ayıp ama bazı kötü niyetlilerin anlaması için daha açık sorayım, Türkiye’nin topraklarını genişletme niyeti olsa bile yöneleceği yer nüfusu yaşlı, sanayi üretimi az, doğal kaynakları olmayan Yunanistan’a mı yönelir? Şurada anlaşmamız gerek, Türkiye, bölgesel güç rolünü oynuyor, şu an 3 kıtada askeri gücü var. Yine ayıp ama bir kez daha açık açık sorayım, Türkiye’nin Yunanistan’a üstünlük sağlamak için yeni silahlar geliştirmeye ihtiyacı mı vardı? Dolayısıyla, Yunanistan’ın aksine Türkiye’nin Silahlı Kuvvetler’e yaptığı yatırım bölgesel güç olma iddiasıyla alakalı, Yunanistan’la alakalı değil.
■ Barışa inandığını bildiğim Yunanlı bir dostumla hafta başında sohbet ederken medyanın savaş lafını gündemden çıkarması gerektiğini konuşmuştuk. Bu doğru ama artık barışı da sözlükten çıkarmak lazım. Barış dediğimiz ucu açık bir kavram, buna artık daha kaliteli bir yaşam, daha iyi sağlık hizmeti, daha iyi eğitim, azalan orman yangınları, kesilmeyen elektrik ve su, daha geniş ve çukursuz yollar, daha güvenli tren yolculuğu demek lazım...
Sende Yorum yap