Anadolu’dan New York’a ilmeklerin sessiz dili
Anadolu’da halı, kilim ve kumaş her zaman bir eşyadan fazlası, hayatın sevinci ve dert ortağı oldu. Dokuyan kadın söyleyemediğini motifle söyledi. Yüzyıllar boyunca tezgâhlarda konuşan bu sessiz dil, bilim insanı Canan Dağdeviren’in New York’ta giydiği “Mor Cepken” ile yeniden karşımıza çıktı
Bir Anadolu kiliminin karşısında durduğunuzda, aslında renkli ipliklerin oluşturduğu geometrik bir kompozisyona bakmakla kalmazsınız. Eğer onun dilini biliyorsanız, karşınızda okunmayı bekleyen bir metin vardır. Dokuyanın korkularını, beklentilerini, kimi zaman evlenme arzusunu, kimi zaman hasretini, ailesini kötülüklerden koruma isteğini anlatabilen sessiz bir metindir bu. Nitekim Anadolu dokumalarında kullanılan motif ve desenlerin toplumsal statüden evlilik ve bekârlığa; göçten felakete, sevinçten üzüntüye, aşk ve ayrılıktan, dilek ve beklentilere kadar çok geniş bir anlam dünyasını taşıdığı belirtiliyor. Bu dilin en tanınmış sembollerinden elibelinde; dişiliği, anneliği, doğurganlığı ve bereketi, koçboynuzu; güç, kuvvet ve kahramanlığı simgeler. Göz ve muska, nazara ve kötülüklere karşı koruyucu işaretlere dönüşür. Tarlada insanın üzerine yapışan dikenli pıtrak bile kötü gözü dikenleriyle uzaklaştırdığı inancıyla dokumaya girer. Akrep, kurtağzı ve kurt izi gibi motiflerde ise insanın doğayla ve tehlikeyle mücadelesinin izleri görülür.
Aşk, hasret, bereket
Motif bazen de insanın açıkça söyleyemediği bir arzunun tercümanı olur. Saç bağı, evlenme ve sevdiğiyle birlikte olma isteğini; bukağı, birlik ve aile bağını; küpe ise genç kızın evlilik arzusunu anlatabilir. Kuş, kimi zaman sevgiliyi ve aşkı, kimi zaman ölen kişinin ruhunu temsil eder. En güçlü sembollerden hayat ağacı ise kökleriyle toprağa, dallarıyla göğe uzanarak yaşamın sürekliliğini ve ebediyet arzusunu taşır. Suyolu, suyun hayat veren gücünü, canlılığı, bolluğu, saflığı ve yeniden doğuşu ifade eder. Nar, üzüm, incir, yaprak, çiçek ve ağaçlarla anlatılan bereket ise Anadolu insanının en temel dileğini tezgâha taşır. Toprak ürün versin, sofra eksilmesin, aile ve hayat devam etsin dilekleridir bunlar. Bu yüzden kilimi yaşam alanlarının dekoratif bir eşyası olarak görmek eksik kalır. Motifler, Anadolu insanının geliştirdiği bir çeşit görsel alfabedir. Bugün birkaç çizgiden oluşan bir işaretin ya da dijital ikonun bize saniyeler içinde bir mesaj iletmesini modern dünyanın buluşu sanıyoruz. Oysa Anadolu insanı yüzyıllardır benzer bir şeyi yapageldi. Bir göz korunmayı, bir boynuz gücü, bir kuş özlemi, bir ağaç hayatı anlatabiliyordu.
Kadının sessiz sözü
Bu kadim sembol dili, bir süre önce, Anadolu’dan binlerce kilometre uzakta, New York’ta yeniden karşımıza çıktı. MIT’de çalışmalarını sürdüren bilim insanı Canan Dağdeviren, New York Moda Haftası kapsamında New York Borsası’nın tarihi işlem salonunda düzenlenen Rise etkinliğinde, tasarımcı ve küratör İkbal Gülin Şenyuva Aktuğ’un hazırladığı çağdaş Mor Cepken “The Purple Guard” ile podyuma çıktı. Etkinlik, cinsel şiddete ve mağdurun giydiği kıyafet üzerinden suçlanmasına karşı bir mesaj taşıyordu.
Mor Cepken’in arkasındaki anlatı ise Anadolu’nun bu sessiz iletişim geleneğiyle şaşırtıcı biçimde örtüşüyor. Yörük ve Türkmen kültürüne ilişkin aktarılan geleneğe göre, anneler kızlarının çeyiz sandığına, hiçbir zaman ihtiyaç duymamaları dileğiyle mor bir cepken koyuyordu. Evliliğinde şiddete veya ağır bir haksızlığa uğrayan kadın bu cepkeni giyerek toplumun karşısına çıktığında konuşmasına gerek kalmıyor, üzerindeki giysi onun yaşadıklarını ve korunma ihtiyacını görünür kılıyordu. Dağdeviren’in taşıdığı çağdaş yorum da kuşkusuz başlı başına bir Anadolu tekstil hafızasıydı. Hatay’dan mor ham ipek, Denizli’den el dokuması pembe ipek peştamal, 19’uncu yüzyıl başlarına ait gümüş klaptan işlemeli Hereke ipeği, antika altın ve gümüş iplikler, iğne ve firkete oyaları, suzeni işlemeler ve yürüdükçe ses çıkaran antika madalyonlar aynı giyside buluştu.
Tezgâhtan New York’a
Aslında New York’taki Mor Cepken ile Anadolu’daki bir kilim arasında yüzyılları aşan görünmez bir bağ var. Çünkü her ikisinin de arkasındaki düşünce aynı: Söylenemeyeni sembolle söylemek. Bir zamanlar tezgâhının başındaki kadın korkusunu akreple, umudunu hayat ağacıyla, hasretini kuşla, korunma isteğini gözle anlatıyordu. Yüzyıllar sonra dünyanın önde gelen bilim insanlarından biri, New York’un ortasında Anadolu’dan gelen bir giysiyle aynı kadim iletişim biçimini yeniden görünür kıldı. Dağdeviren’in Mor Cepken için kullandığı ifade, bu nedenle Anadolu’nun bütün dokuma kültürünü anlatabilecek kadar güçlü: “Mor Cepken, gerektiğinde kadının sessiz sözüne dönüşür.”
Çünkü Anadolu’da bazı kumaşlar bedeni örtmenin dışında hafızayı da taşıyor. Asırlardır çoğu zaman insanın söyleyemediğini bir renk, bir motif, hatta tek bir ilmek söylüyor.
Categories: Anadolu’dan New York’a ilmeklerin sessiz dili
Sende Yorum yap