s

Yarışması yok imecesi var

“Ne dersiniz, en iyi kadın oyuncu ödülü gelir mi? Çok heyecanlıyım”. “Gelmez. Burada öyle heyecanlar yok, bunları size okulda mı öğretiyorlar?” Bu diyalog 5. Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde her film öncesi izlediğimiz çok eğlenceli bir reklam filminden. Festivalin resmi sponsorlarından olan Ayvalık Macaron kolonyalarının reklamı. Çok komik bir reklam olmanın yanı sıra yarışmasız bir festivalde olduğumuzu hatırlattığı için de seviyorum, “Makaron değil macaron” uyarısı için de. Macaron Ayvalık’ın en sevilen mahallelerinden biri, adını mercanköşk bitkisinin Rumca adından alıyor ve muhallebiciden meyhanesine pek çok yere de adını veriyor.

Neticede ödül kime gidecek spekülasyonlarından uzak, sadece film ve ikliminden politikasına hepimizi ilgilendiren ‘hayat’ın konuşulduğu bir festivalin daha sonuna geldik. Bir tek ödül verildi festival açılışında: Kahve İçen Yorulmaz Geleceğin Sinemacıları Ödülü. Kurukahveci Mehmet Efendi tarafından her yıl yolun başındaki bir sinemacıya verilecek ödül “İsimsiz Eserler Mezarlığı” ile yönetmen Melik Kuru’ya gitti.

İş birlikçileri ve destekçileri bol bir festival, Seyir Derneği tarafından Azize Tan direktörlüğünde düzenlenen Ayvalık Film Festivali. Bu sene yeni bir iş birliği başladı: Kısa film seçkisi Akbank Sanat sponsorluğunda seyirciyle buluştu. Yoğun ilgi gören kısaların “uzun filme giden basamak” muamelesi görmekten kurtulduğunu görmek çok hoş. Ve kesinlikle içlerinde çok daha yaratıcı örnekler var.

Orta sınıfların krizi

Uzun metraj seçkisinin ilginç bir başlığı vardı: “Orta Sınıflar Nereye Gidiyor?” Gerçekten çok ilginç çünkü biz çoğunlukla festivallerde taşralı orta yaş erkeğinin nereye gittiğiyle ilgileniriz. Bu seçkideki yedi filmin meselesini Fatih Özgüven’in katalogdaki yazısından aktarırsak: “Türkiye’den gelen filmlerin ortak teması, ağırlıklı olarak, orta sınıfların hâl-i pürmelali... Şaka da etmiyoruz, konu hüzünlü ve ciddi; çoklarımızın toplumun temel direği kabul ettiği Türkiyeli (şehirli) orta sınıflar krizde. Orta hâlliden orta direğe oradan bugüne Türkiye’nin orta sınıflara atfettiği önem giderek küçülmüş, daralmış. Durum hem eski kuşaklar hem de yeni kuşaklar açısından endişe verici bir manzara arz etmekte; tıpkı filmlerimizde olduğu gibi”. Konuyla ilgili ASKEV’de bir söyleşi düzenlendi Özgüven moderatörlüğünde; Polat Alpman, Arda Ekşigil, Enis Köstepen, Pınar Yorgancıoğlu katılımıyla.

En çok konuşulan film

Festivalin en çok konuşulan filmi Sandra Wollner’in Cannes’dan Belirli Bir Bakış ödüllü “Her Defa”sı ( Everytime) oldu. Trajik bir kayıp ardından toparlanmaya çalışan aile üyelerinin yas, ölüm, suçluluk, affetme ile sınavı üzerine sarsıcı bir film. Görüntü yönetmeni “Aftersun”dan tanıdığımız Gregory Oke ve iki film arasında benzerlik kuran çok. İyi haber: “Everytime”, 9 Ekim’de başlayacak olan Filmekimi’nde seyirciyle buluşacak.

Çöp(m)adam’a veda

Bu yılın en üzücü haberi yıllardır atık malzemelerden eşsiz (gerçekten eşsiz, her biri biricik) çantalar üreten Çöp(m)adam’ın kapanacağı haberi oldu. Şeytanın Kahvesi’nin yanında yer alan Çöp(m)adam’ın kurucusu Tara Hopkins, 1989’dan beri Türkiye’de yaşıyor, 2008’den beri de Ayvalık’taki atölyesinde ambalajlardan, atık kumaşlardan, derilerden, flamalardan çantalar, aksesuarlar üretiyor. Bu iş için Meksika’da hapishanelerdeki kadınların ambalajlardan ürettiği çantalardan ilham almış ve gidip tekniğini öğrenmiş.

Yüzlerce ev emekçisi kadına emeklerinden para kazanma imkânı sunan bu şahane atölye-dükkânın devam edemeyeceği haberini çok üzülerek karşıladım. Tara Hopkins’i yıllardır festivalde görürüm, çantasını taşıyan insanların fotoğraflarını çeker. Açılışta “Bu son, güle güle kullanın” dedi. “Neden?” deyince “Yoruldum” dedi. Tahminen maddi olarak da zorlanıyordur böyle kıymetli bir iş. Yine de Tara Hopkins bu süreçte dinlenir ve kapatmaktan vazgeçer diye umuyorum.

Categories: Yarışması yok imecesi var

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.