Kalın, Kabil ve İslamabad’a neden gitti?

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, geçen hafta önce Afganistan sonra da Pakistan’a gitti. Kalın’ın gerçekleştirdiği bir dizi görüşme, önümüzdeki dönemin olası gelişmeleri dikkate alındığında, üzerinde şimdiye kadarki yansımasından daha fazla durmayı gerektiriyor.

Kalın’ın Kabil ve Kandahar’da bulunduğu sırada, Afganistan’ın önemli ve tanıdık bir konuğu daha vardı: Katar Ulusal Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Hamad bin Hamis el-Kaabi. El Kaabi de, Taliban yönetiminin Savunma, İçişleri ve İstihbarat Başkanı ile görüştü. 19 Ekim 2025’te Doha’dan paylaşılan, Türkiye ve Katar’ın arabuluculuğuyla iki ülke arasında sağlanan acil ateşkes mutabakatı fotoğrafını hatırlayanlar için son derece anlamlı bir tesadüf.
Ateşkes sonuca ulaşmadı
Öte yandan Doha’da verilen o fotoğraf bugün ‘mazide bir an’. Riyad ile Pekin’in de devreye girdiği birden fazla girişim sonuç vermedi. İki ülke arasında görüşmeler tam anlamıyla başlatılamadı.
İran-ABD gerilimi, Ukrayna-Rusya Savaşı diğer sorunlu alanları dikkatlerden kaçırıyor. 2021’de ABD Afganistan’dan çekildikten sonra Taliban’ın yeniden iktidara gelmesi Pakistan’da memnuniyetle karşılanmıştı. Ancak İslamabad’ın Taliban yönetimiyle istediği düzeyde iş birliği yapamayacağını anlaması uzun sürmedi.
Pakistan hükümeti ve ordusu, 2007’de kurulan ve Pakistan Talibanı olarak bilinen Tehrik-i Taliban Pakistan’ı (TTP) resmi olarak “Fitne el-Havaric” (Hariciler/Harici Fitne)olarak anıyor ve terör örgütü olarak kabul ediyor. İslamabad, örgütün savaşçılarının yanı sıra Belucistan eyaleti için bağımsızlık isteyen silahlı unsurların da Afganistan’da barındırıldığını savunuyor. Kabil ise bu iddiaları reddetmekle kalmıyor; İslamabad’ı Taliban’ın hasmı DAEŞ bağlantılı unsurlara alan açmakla itham ediyor. İki ülke arasındaki kara yolları yaklaşık 10 aydır kapalı. Ticaret tüm zamanların en düşük seviyesine gerilemiş durumda. Diplomatik temas neredeyse sıfır. İşte Kalın ve Kaabi böyle bir tabloda Afganistan’a gitti.
Mekke İttifakı bağlamında bakış
BBC Peştunca’da yer alan ve Taliban yönetiminden üst düzey bir güvenlik yetkilisine dayandırılan habere göre, Kalın’ın ziyaretinin nedeni, “Afganistan ve Pakistan arasındaki gerilimi azaltma”. Ayrıca bu ziyaret, “yabancı bir yetkilinin yaptığı ilk ziyaret” niteliğinde. Aynı habere göre Taliban yönetimi, çatışmayı sona erdirmek için Pakistan ile görüşmeye istekli; ancak bunun için kesin güvencelere ihtiyaç duyuyor.
Türkiye’nin; müttefiklerini, özellikle de derin askerî ve siyasi bağları bulunan, çok yakın zamanda Mekke Mutabakatı imzaladığı kadim dostu Pakistan’ı zayıflatacak bir çatışmayı önlemek için çalıştığı anlaşılıyor. Pakistan ayrıca, İran ile ABD/İsrail hattında derinleşen gerilim nedeniyle yüksek bedel ödeyen ülkelerin başında geliyor. Türkiye’de mazot fiyatına yönelik eleştiriler var; ancak Pakistan’da “yokluk ve darboğaz” sıkı önlemlerle yönetilmeye çalışılıyor. Ülkenin Hindistan ile gerilimi de malum.
Buna Yemen’de Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını artırmasını ve üçlü ittifak içindeki diğer aktörlerin karşı karşıya kaldığı zorlukları da ekleyelim. Dikkate alınması gereken bir başka bilgi daha var. 7 Eylül 2026’da, Suudi Arabistan merkezli özel enerji şirketi Delta International Energy, Afganistan Maden ve Petrol Bakanlığı ile Kushk-Tirpul petrol havzasında hidrokarbon arama ve çıkarma faaliyetlerini kapsayan 25 yıllık bir enerji anlaşması imzaladı. Bilin bakalım, bu anlaşmanın imza töreninde kim hazır bulundu: Eski ABD Afganistan Özel Temsilcisi Zalmay Halilzad. İmza bize başka ne anlatıyor? Afganistan’ın, Körfez, Orta Asya ve Güney Asya’yı birbirine bağladığını. Bazı ülkeler için Afganistan kontrol altına alınması gereken bir sorun olsa da başka bazıları açısından, bölgesel planlamalara dâhil edilmesi gereken bir unsur.
Odağımıza aldığımız görüşmelere dönersek. Kabil ve İslamabad arasında daha önce arabuluculuk yapan Katar ve Türkiye, öncelikle bir kez daha Pakistan ile tıkanıklığı açmaya çalışmak için devrede.
Pakistan’daki saldırı
Gelgelelim, bunu istemeyenler olduğunu gösteren çok somut bir işaret verildi. Geçen cuma Kalın’ın ziyaretinden ve Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sajjad Haider Khan’ın Afganistan topraklarından Pakistan’a yönelik saldırıların tamamen durdurulması şartıyla ticaret yollarının açılmasına hazır olduklarını açıklamasından hemen sonra, Hayber Pahtunhva eyaletinde, 17’si polis, 23 kişinin öldüğü, 100’den fazlasının yaralandığı bir terör saldırısı gerçekleşti. Diplomasi kanalını yeniden işletme arayışları sırasında birileri o kanalı baskılamaya çalışıyor gibi.
İran ile ABD/İsrail hattında devam eden savaş sürdükçe, görünenin ötesinde maliyet ve sorun alanları üretiyor. Türkiye ve Katar’ın yeniden devreye girmesi, yalnızca iki komşu ülke arasındaki krizi yatıştırma çabası olarak değerlendirilirse eksik kalır. Orta Asya’dan Basra Körfezi’ne, Hint alt kıtasından Kızıldeniz’e uzanan geniş güvenlik kuşağında dengeleme arayışı...
Sende Yorum yap