s

Çöp toplarken peşine takıldı, 10 yıldır bırakmıyor! Mahmutu artık nefesinden tanıyorum

Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr - Antalya’nın Demre ilçesinde denizle iç içe bir yaşam süren Sercan Demirkaya’nın sualtı dünyasına olan ilgisi, zaman içinde yalnızca bir hobi olmaktan çıktı. Ankara Üniversitesi Rus Dili ve Edebiyatı mezunu olan, profesyonel olarak videografi ve fotoğraf işleri yapan Sercan, Demre’ye yerleştikten sonra denizin altına daha fazla zaman ayırmaya başladı. İlk başlarda yüzmekle yetinen Sercan, daha sonra serbest dalışa yöneldi. Ancak onu suyun derinliklerine çeken asıl neden, deniz dibindeki kirlilik oldu. Hava şartlarının elverdiği hemen her gün denize girdiğini anlatan Sercan, serbest dalışa başlamasının ardından sualtındaki çöplerle karşılaştığını dile getirdi. Sualtı temizliği yaparken deniz canlılarını daha yakından tanımaya başlayan Sercan, özellikle deniz kaplumbağalarıyla kurduğu bağın zaman içinde hayatının önemli bir parçası haline geldiğini söyledi.

Sercan, “Asıl serbest dalış yapma ihtiyacımı tetikleyen şey sualtı temizliği oldu. Daha sonra bu temizlikler sırasında sualtı yaşamıyla tanışmaya başladıkça bu büyük bir tutkuya dönüştü. Kaplumbağalarla aynı ortamı paylaşmaya başlayınca karadan çok suda vakit geçirmeye başladım” diye konuştu.

‘ÇÖP TOPLARKEN ARKAMA BAKTIĞIMDA TAKİP EDEN BİR ÇİFT GÖZ GÖRÜYORUM’

Serbest dalış konusunda son yıllarda profesyonel seviyeye ulaşmasında eğitmeni Poyraz Akın’ın önemli bir rolü olduğunu ifade eden Demirkaya, Akın’ın kendisine yalnızca nefes tutmayı değil, serbest dalışın felsefesini ve suyla bütünleşmenin inceliklerini de öğrettiğini anlattı. Dalışın kendisi için bir tür meditasyon olduğuna değinen Sercan, “Cidden günlük hayatımdaki hiçbir problemi, kaygıyı düşünmeden sadece kendimle ve sualtı canlılarıyla vakit geçirdiğim tek yer. Su altında tutan en önemli şey de, daha doğrusu şeyler de, özellikle Mahmut ve onun dışında daldığım bütün bölgelerdeki (antalya-fethiye kıyı şeridi boyunca) sualtı temizliği. Sualtı temizliği yaparken gerçekten keyif ve mutluluk duyuyorum” ifadelerini kullandı.

‘Mahmut ile ilk karşılaşmamı tam olarak nokta atışı söyleyemem, çünkü ilk dalışlarımda hem korku hem de onları rahatsız etmemek adına hep mesafeliydim onlara’ diyen Sercan, “Ancak bu mesafe sürekli dalışlarla ve hep aynı ortamda olmamızdan dolayı olacak ki, kaplumbağalar tarafından bozuldu. Zamanla daha da yakınlarıma gelmeye, hatta zaman zaman göz göze gelecek kadar yaklaşmaya başladılar ve ben de korkumu yenip yanlarında durmaya, gözlemlemeye başladım ve geri dönüp çektiğim görüntülere baktığımda birinin, sürekli kadrajımda olduğunu fark ettim ve böylece dostluğumuz da başladı. Bunu fark ettikten sonraki her dalışımda bu sefer ben onu aramaya başladım. Dalışlarımda etrafımda bazen 3 bazen 10 kaplumbağa oluyordu. Ama bir tanesinin her zaman benimle olduğunu fark ettim. O zaman artık ben de ona odaklanmaya, onun etrafında dikkatli bir şekilde dalmaya başladım. Zamanla gelişen habitüasyonun etkisiyle olacak ki o da bana karşı artık tamamen rahat hissetmeye başladı. Sakin bir tavırla etrafımda yüzmeye, hatta çoğu zaman çöp toplarken arkama baktığımda sürekli bir çift gözün beni takip ettiğini görmeye başladım. Bu süreç yıllarca devam etti ve ediyor” bilgisini paylaştı.

‘BENİMLEYKEN HİÇ KORKU BELİRTİSİ GÖSTERMEDİ’

‘Deniz kaplumbağaları normalde hep mesafeli, insanlara yaklaşmayan, hatta mesafesini her daim koruyan canlılar olarak bilinir’ diyen Sercan, “Fakat Mahmut bu kuralı tamamen yok sayarcasına, hep etrafımda dolaşıyordu. Çöp fileme bir çöp koyduğumda filemin hemen dibinde bitiveriyordu. Ne buldun? diye bakarcasına. Bu 10 yıllık süre zarfında belki 50’den fazla kaplumbağa ile tanıştım, denk geldim, hatta Mahmut kadar olmasa da 3 yıldır Mahmutla birlikte zaman zaman benimle dolaşan bir kaplumbağa daha var. Ama o da mesela bir süre sonra kayboluyor ama Mahmut bu konuda tam bir dalış arkadaşım oldu” dedi ve ekledi:

Alıntı Metni


‘BENİ GÖRÜNCE KANOMA ÇIKMAYA ÇALIŞIYOR’

Kendisini gördüğü anda kanosuna çıkmaya çalıştığını söyleyen Sercan, “Kano ile bulunduğu bölgeye gittiğimde eğer yakınlarımdaysa, direkt olarak rotasını değiştirip kanoya doğru çok hızlı bir şekilde gelip kanonun etrafında dolanmaya başlıyor. Normalde bir deniz kaplumbağası için yüzey, hayatta kaldığı en savunmasız andır. Başını sudan çıkarıp nefes alırken hem manevra kabiliyeti düşer hem de çevreye karşı açık hedef haline gelir. Bu yüzden insan ya da herhangi bir hareket gördüklerinde panikle uzaklaşır, nefeslerini derinlerde ya da sizden çok uzakta almayı seçerler” ifadelerine yer verdi.

‘Mahmut ile aramızdaki bağın en net kanıtı da tam burada ortaya çıkıyor’ diyen Sercan, “Beni gördüğünde kaçmak bir yana, çoğu zaman tam yanı başımda, aramızda bir iki kulaç bile yokken yüzeye çıkıp sakin sakin nefesleniyor. O en kırılgan anında bile benden bir tehlike gelmeyeceğini bilecek kadar rahat. Hatta bazen birlikte yüzeye çıkıyoruz; o yukarıda ciğerlerini doldururken hemen altında onu bekliyorum ve sonra tekrar yan yana dalışa geçiyoruz. Bir deniz kaplumbağasının suyun üstündeki o en savunmasız anını sizinle bu kadar dingin paylaşması, aramızdaki habitüasyonun ve güvenin vardığı boyutu çok net özetliyor” şeklinde konuştu.

‘ADI MAHMUT AMA BİR SÜRE SONRA ONUN DİŞİ OLDUĞUNU ANLADIM’

‘Önceleri herkese böyle davranıyor diye düşünürdüm’ diyen Sercan, “Fakat birkaç olay bu düşüncemi kırdı. Birincisi, ne zaman Mahmut’u ziyarete gitsek, 3-4 kano ile bile gitsek, her defasında istisnasız bir şekilde ilk uğradığı kano benim kanom oluyor. Nasıl buluyor ya da anlıyor hiçbir fikrim yok. İkincisi de bazen ben direkt sahilden suya giriyorum, kanoda başka insanlar oluyor, ama suya girdiğimde kanoyu bırakıp direkt olarak yanıma gelmesi beni çok mutlu ediyor. O zaman bu canlı gerçekten beni tanıyor diye düşünüyorum. Eskiden bana çok temas etmezdi, en fazla yüzgeci ile dokunur geçerdi. Şimdi ise ben su altındayken kafama yaslandığını, göbeğimin üstüne yattığı anlar yaşadım ve bu anları kayıt altına da aldım. Gerçekten inanılmaz güzel bir duygu ve tecrübe oldu benim için” bilgisini paylaştı.

Mahmut’un isminin çıkış hikayesini sorduğumuz Sercan, “Bu çok garip bir hikaye. İsminin çıkış hikayesi direkt sevgili Tolga Çevik abimizden kaynaklı diyebilirim. Komedi Dükkanı programında seyircilerden gelen olduğunda Muhittin, Mahmut gibi isimler koyulup geçiliyordu hep. Ben de bu programın her bölümünü ezbere bilecek kadar izledim diyebilirim. Böyle artık Mahmut da dikkatimi çekince bir süre sonra aa Mahmut geldi diye diye adı öyle kaldı. Muhittin de var hatta isim koyduğum kaplumbağalar arasında. O kadar çok sevdiğim bir program ve o kadar çok sevdiğim canlılar olunca o an hiç düşünmeden öylece ağzımdan çıkmıştı. Tek bir problem vardı, o zamanlar kaplumbağaların cinsiyetlerini nasıl ayırt edeceğimi bilmiyordum, Mahmut ismini koyduktan bir süre sonra ve onlarla vakit geçireceğim için artık her detaylarını araştırmaya başladım ve cinsiyetlerini de nasıl ayırt edeceğimi öğrendikten sonra fark ettim ki Mahmut aslında dişi bir deniz kaplumbağası. Fakat artık ismini bir kere koyduğum için öylece kaldı. Fakat zaman zaman Mahmutsu diye hitap edenler de oluyor” şeklinde konuştu.

‘DOĞANIN BİR PARÇASI OLURSANIZ HAYVANLAR BUNU HİSSEDİYOR’

Hayatımda hiçbir zaman bir deniz kaplumbağasının bu kadar rahat, korkusuzca fiziksel temas kurduğuna şahitlik etmediğini dile getiren Sercan, "Eğer doğaya tahakküm etmek yerine onun bir parçası olmaya çalışırsanız, hayvanların bunu hissettiğini düşünüyorum. Tehdit oluşturmadığınızı ve saygı duyduğunuzu anladıklarında, size kendi dünyalarının kapılarını açıyorlar. Bunu çok net bir şekilde görüyor ve hissediyorum” dedi ve ekledi:

Alıntı Metni


‘O KADAR YILDAN SONRA ARTIK NEFESİNDEN BİLE TANIYABİLİYORUM’

Dalış sırasında başka deniz canlılarıyla da benzer yakınlıklar yaşadığını ancak Mahmut kadar kalıcı olmadığını söyleyen Sercan, “Yine aynı bölgede temizlik sırasında denk gelip 1 hafta boyunca iletişim kurduğum bir ahtapot arkadaşım olmuştu. Hatta 4-5 gün sonunda artık elimi uzattığımda direkt olarak elime gelip beraber yüzüyorduk. Onların görsel hafızaları çok daha kuvvetli ama maalesef bu arkadaşlık geçirdiğim ciddi bir trafik kazası yüzünden yarım kaldı. 1 yıl boyunca denizden uzak kalmak zorunda kaldım, ilk dalışlarımda yuvasına tekrar gidip baktım ama maalesef ne yuvası ne de ahtapotun kendisi oradaydı” ifadelerine yer verdi.

‘Mahmut’u tanıyan herkes sonradan ‘evet nasıl tanıdığını anladım’ diyor’ diyen Sercan, “Ama hiç tanımayanlar için söylediğim 3 net özelliği var. Birincisi kabuğunun rengi, diğer kaplumbağalara göre çok daha koyu bir kabuk rengi var. İkincisi ise kafasının hemen arkasında çok bariz bir şekilde belirgin hörgücü var ve üçüncüsü de hiçbir kaplumbağa kanomu görünce tırmanmaya çalışmıyor. Mahmut bazen gerçekten kanoya çıkacak diye korkuyorum. Ayrıca o kadar yıl sonra artık nefes alış sesinden bile görmeden ‘Geldi Mahmut’ diyebiliyorum. Belirli bir zaman geçirdikten sonra o kadar kaplumbağa ile, şunu çok net bir şekilde söyleyebilirim, her kaplumbağanın yüzü, karakteri kendisine özgü. Ben artık Mahmut’u bu özellikleri dışında sadece yüzüne bakarak bile çok rahat ayırt edebiliyorum” şeklinde konuştu.

‘ONLARI BELİRLİ BİR MESAFEDEN İZLEMEK VE ALANLARINA SAYGI DUYMAK ÖNEMLİ’

Bu anları mümkün oldukça kayıt altına alıp sosyal medyada paylaştığını dile getiren Sercan, “İnsanlar bir deniz canlısıyla bu kadar doğal ve barışçıl bir etkileşim kurulabildiğini görünce gerçekten çok etkileniyorlar. Çoğu insan maalesef denizin altını bu kadar net görme ve bizzat tecrübe etme fırsatına sahip olamıyor. Ancak videolarıma gelen yorumlarda, insanların bu dünyayı benimle birlikte keşfetmekten ne kadar büyük bir keyif aldıklarına şahitlik ediyorum. Bu güzellikleri onlara taşıdığım için teşekkür etmeleri çok motive edici. Fakat benim için asıl muazzam olan şey, bu videoların ciddi bir çevre farkındalığını tetiklemesi. Yüzlerce insanın kendi bulundukları yerlerde deniz veya sahil temizliği yapıp paylaşımlarında beni etiketlediklerini görmek tarifsiz bir gurur. Bu etkileşimin sadece görsel bir keyiften çıkıp somut bir iyiliğe dönüştüğünü bilmek benim için paha biçilemez bir duygu” bilgisini paylaştı.

İlk başlarda tamamen kendi hobisi amaçlı sualtı temizlikleri yaparken, bu canlılarla tanışmanın, onların hayatına tanıklık etmenin bu hobiyi artık bir sorumluluğa dönüştürdüğünü dile getiren Sercan, “İnsanların da bunu görüp bu farkındalığa ortak olmaları çok güzel bir sosyal sorumluluğu tetikledi. Onların sadece ‘görülecek bir manzara’ olmadığını, sualtının gerçek ev sahipleri olduğunu, doğal ortamlarının deniz kirliliği yüzünden ne kadar büyük bir tehlike altında olduklarını görmemi ve göstermemi sağladı. Ancak Deniz kaplumbağalarının korunması konusunda insanların özellikle bilmesi ve dikkat etmesi gerekenler şeyler var” dedi ve ekledi:

Alıntı Metni


‘BİR İNSANLA BİR DENİZ KAPLUMBAĞASININ BU DENLİ DOST OLACAĞINI BİLEMEZDİM’

‘Dalışa yeni başlayan ve deniz canlılarıyla karşılaşmak isteyenler, öncelikle suda sakin kalmayı, panik yapmamayı öğrenmeliler’ diyen Sercan, “Vücudunuzdaki stres ve ani panik hareketleri bütün canlıları sizden uzaklaştırır ve hatta onları da strese, paniğe sürükleyebilir. Siz ne kadar sakin kalırsanız, onlar da o kadar sakin kalırlar. Biz ne kadar sabit, sakin ve huzurlu kalırsak, onların merakı zaten onları bize getirecektir. Eğer dalış konusunda profesyonel değilseniz, hatta profesyonel olsanız bile, kesinlikle tek başınıza dalış yapmamalısınız. Sakin kalma ile birlikte karada da nefes antrenmanları ile nefes sürelerini uzatmaları da su altında daha uzun ve güvenli gözlemler yapmalarına yardımcı olabilir” ifadelerine yer verdi.

‘Bu dostluk benim için hayatım boyunca kurduğum en saf ve en özel bağlardan biri diyebilirim’ diyen Sercan, “Mahmut’la tanışana kadar bir deniz kaplumbağası ile bir insanın suyun altında bu denli güçlü bir etkileşim kurabileceğini, saatlerce birlikte vakit geçirebileceklerini hiç düşünmüyordum. Bu benim için çok farklı ve öğretici bir tecrübe oldu, olmaya da devam ediyor” dedi ve sözlerini şöyle sonlandırdı:

Alıntı Metni

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.