Türkevi önündeki Ermenistan Başbakanı…


Türk insanının niyeti gerçekten barış olan insanlara karşı inanılmaz bir tavrı var.
Çarşamba günü New York’taki Türkevi önünde Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ve heyetiyle karşılaştık. Tık diyorum çünkü tek gazeteci ben değildim yanımda meslektaşlarım da vardı.
Kimse bir şey söylemedi, aramızda da konuşmadık ama arka arkaya Başbakan Paşinyan’a yöneldik. Heyet ve koruma çemberi içerisinde ben arkadaşlarımın dediğini duymadım onlar da benim dediklerimi duymadılar ama sonra bir baktık ki hepimiz benzer şeyler söylemişiz, barışa verdiği katkı ve cesaretinden ötürü duyduğumuz mutluluğu anlatmışız.
Ermenistan’ın barıştan yana duran Başbakanı’na verdiğimiz bu doğal tepki aslında diğer ülkelere de örnek olabilir.
Kin tutmayan, tarihini unutmayan ama geleceğe ipotek koymasına da izin vermeyen, bir ülkeyiz biz. Kimsenin toprağında gözümüz yok, kimseden hukuktan başka bir şey istemiyoruz. Dostça uzanan elleri sıkar, ancak karşımızdaki el yumruksa o zaman gereğini yaparız...

İsraf ekonomisine karşı savaş…
Milliyet Gazetesi’nde attığımız manşetler içerisinde en gurur duyduklarımdan birisi de Serpme Kahvaltı çılgınlığının Türkiye’ye israf maliyetini çıkardığımız haberdi.
O manşeti New York’ta tekrar hatırlamama ve anlatmama sebep olan noktayı yazayım.
Emine Erdoğan, BM’de Uluslararası Enerji Ajansı Yüksek Düzeyli Enerji Dönüşümü Diyaloğu Toplantısı’na katıldı, bir konuşma yaptı. O konuşmadan bir bölümü aktarayım sizlere:
“Enerji dönüşümü meselesini yalnızca ‘Nasıl daha fazla temiz enerji üretebiliriz’ sorusuyla sınırlandırmamalıyız. Meseleyi önce ‘Neden daha çok enerji üretmek zorundayız?’ sorusuyla ele almalıyız. Şapkamızı önümüze koyup kaynaklarımızı nasıl kullandığımızı ve sınırsız tüketim alışkanlıklarımızın sonuçlarını düşünmemiz gerekiyor.”
“Bu sene gıda israfını küresel gündeme taşıdık. Çünkü her yıl küresel olarak 5,8 trilyon tabak yemeğe eş değer gıda tüketilmeden israf ediliyor ve biz gıda israfını nadiren enerji israfıyla ilişkilendiriyoruz. Dolayısıyla gıdanın üretimi, paketlenmesi, hazırlanması, korunması ve dağıtımı için harcanan enerjiyi boşa harcadığımız gerçeğini ıskalıyoruz. Konuyu yalnızca teknik boyutuyla ele alıyor, manevi ve kültürel dünyamızdaki depremlerin nasıl devasa bir tüketim tsunamisi meydana getirdiğini göz ardı ediyoruz.”
5.8 trilyon tabak tüketilmeden çöpe giden gıda...
Acaba serpme sofralar, peynirler, ballar, reçeller, bedava promosyon diye masalara konulan yeşillik ve sebzelerin ne kadarı çöpe gidiyor?
Serpme kahvaltıda kalan ürünler başkalarına satılıyor diyenler çıkacaktır, bu ahlaki bir başka problem daha kötüsü başkasına satılamasın diye masada kalan ürünleri birbirine karıştıran bozan insanlar da aramızda yaşıyor.
Uzatmayayım israf ekonomisine karşı savaş önemli.
Sadece gıda değil ihtiyaç harici satın aldığımız her kot pantolonun su maliyetinin 10 bin litre olduğunu aklımızdan hiç çıkarmamak gerek...

Dönüşüm ve yapay zekâ bütçemiz…
ABD-Çin zirvesini tüm dünya yapay zekâ kararları üzerinden izliyor.
Türkiye, bu konuda aslında mesafe almış bir ülke, özellikle de savunma sanayinde, üs bölgelerinde gördüğüm ama yazamadığım çok ürün oldu.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın ABD temaslarını, Japonya ile iş birliği ya da ABD’li teknoloji firmalarına yatırım çağrılarıyla sınırlamak hata olur.
Bakan Kacır, BM çalışmaları sırasında iki önemli bilgi verdi.
Birincisi, Türkiye’nin kamu yatırım bütçesinin en az %2’sini yapay zekâya ayıracağını duyurdu ki bu son derece ciddi bir rakam.
İkincisi yeşil dönüşüm projelerinde 3 milyar doları aşan bir yatırım hedeflediklerini belirtti ki, bu da yabancı işletmelerin Türkiye ile iş yapma iştahını arttıracak bir rakam.
Eskiden teknoloji takipçi ülke olarak bu tür haberler, gelişmeler geri planda kalırdı ama artık belirli alanlarda dünyadaki ilk 5 ülke içerisindeyiz ve zihin algımızı da buna göre kurgulamamız gerekiyor...
Categories: Türkevi önündeki Ermenistan Başbakanı…
Sende Yorum yap