s

Kültür hizmeti nasıl olmalı?

Bir ülke düşünün, dünyaca tanınan müzisyenlere, gruplara, yazarlara, yönetmenlere, oyunculara sahip, ama bu ülkede genç nüfus kültüre sanata ulaşamıyor. Kültür üretiminde ön sıralarda ama özellikle genç nüfusun kültüre ulaşımı sınırlı. Çünkü yoksulluk var ve her şey bu kadar pahalıyken ve emek aslanın ağzındayken kültüre para harcamaya sıra gelmiyor. Bu ülke İrlanda Cumhuriyeti. Sayısız müzik grubu (mesela U2, Van Morrison, The Cranberries, Sinaed O’Connor, Fountaines D.C.), oyuncu (Cillian Murphy, Liam Neeson, Colin Farrell, Brandon Gleeson, Saoirse Ronan, Paul Mescal, Barry Keoghan, Michael Gambon…), edebiyatçı (James Joyce, Yeats, Oscar Wilde, Samuel Beckett, Jonathan Swift, Sally Rooney, Claire Keegan, Colm Toibin…) çıkarmış bu ülkenin hükümeti geçenlerde alınan bir kararla durumu olayan gençlere aylık 100 euro (yaklaşık 5 bin 500 TL) kültür yardımı yapılması kararlaştırıldı. Buna göre her genç aylık 100 euro değerinde bir kültür harcaması hakkına sahip olacak. Telefona indirilecek bir uygulamaya Sanat, Medya ve Kültür Bakanlığı aylık bir tutar yükleyecek. Bu bütçe çok değil, ama ayda bir iki kez konsere, tiyatroya ya da sergiye gitmeyi mümkün kılabilir. Hiç küçümsemeden bunun bir gencin hayatında ne kadar büyük bir yenilik, ne kadar nemli ve olumlu, ufuk açan bir değişiklik olduğunu anlamak lazım. Ayda bir dahi kültür sanat etkinliği demek, o gencin, ufkunda yeni kapılar açabilecek bir ortamda bulunabilmesini sağlamak demek. 16 yaşına özel başlatılan bu uygulama ilgi görür başarı sağlarsa 17 yaşa da genişletilecekmiş.

Fransa, İtalya ve İspanya’da benzer uygulamalar başarıyla devam ediyor. Bu ülkelerde gençleri kültür sanat hayatına erken yaşlarda entegre etmek ve ufuklarını genişletmek için aylık 500 euro (30 bin TL) kadar yardımlar yapılıyor.

Hükümetler elbette bu gibi durumlarda harcamaların nerelere yapılabileceğine dair bir ölçü getiriyor. Mesela sinemada son “Örümcek Adam” filmine gitmek “kültür” sayılmıyor (eğlence ve kültürü bu şekilde ayırmak bu uygulama açısından doğru bir karar). Bakın İspanya nasıl yapmış. 18 yaşını dolduranlara aylık 400 euro bütçe veriliyor. Bunun 200’ü tiyatro, konser gibi canlı etkinliklerde, 100’ü kitap ver dergi gibi ürünlerde, 100’ü stream platformları, sesli kitap gibi dijital aboneliklere harcanıyor. Yani parayı alıp kültüre harcamanız sağlıyor ve seçenekleri de net olarak belirliyorlar.

Almanya’da KulturPass adındaki uygulama üzerinden gençlere yüklenen ücret canlı etkinlikler ve kitap için kullanılıyor. Yerel yönetimler kendi genç nüfuslarının ihtiyaç ve taleplerine göre ve kendi bölgelerinin sunduğu imkânlara göre sergiler, kulüpler ve müzeleri de dahil edebiliyor.

Bu uygulamanın öncü ülkesiyse İtalya. İtalya 2016’da aylık 500 euro kültür bütçesiyle hem gençlerine hem de kültür sanat hayatına büyük fayda sağlayan bu uygulamaya en erken başlayan ülke. Bugün de muhtelif boyutlarda devam eden bu uygulama sayesinde milyonlarca İtalyan genci kültür sanat etkinliklerine katılmış.

İskandinav ülkelerinin yaklaşımı daha farklı. Onlar kart uygulaması yerine kurumsal olarak yaklaşıyor, mesela gençler için ücretsiz müzeler, sergiler, tiyatrolara imkan sağlıyorlar. Belli dönemlerde belli etkinlikler sadece gençlere özel ücretsiz oluyor. İsveç’te gençlerin okullarda tiyatro, müzik ve benzeri konularda eğitim alması ve bu alanlarda faaliyetini devlet üstleniyor. Yani bir oyun sahneye koymak isterseniz, bir müzik etkinliği planlıyorsanız öğrenciler olarak, devlet her türlü imkanı size ücretsiz olarak sunuyor. Salon ve ekipman veriyor, eğitmen ve hoca desteği sağlıyor.

Yıllardır yazar dururum. Belediyelerin ücretsiz konserleri, yöresel festivallerde verilen ücretsiz konserler kültür hizmeti değildir. Bu etkinlikler insanlara hoş vakit geçirtebilir, günü kurtarabilir, hayatın yükü altında ezilen vatandaşa bir an için soluk aldırabilir. Ancak kalıcı bir fayda sağlamaları imkansız. Sürdürülebilir bir program ve olumlu anlamda iz bırakacak bir hizmet için daha aktif ve detaylı, cesur işler yapmak lazım.

Tam anlamıyla bir kültür mozaiği olan Türkiye’nin, çok büyük sanatçılar, yazarlar, sinemacılar, müzisyenler yetiştirmiş bu ülkenin gençlerinin işe olduğu kadar kültüre sanata da ihtiyacı var. “Milletin karnı aç, ne kültürü” dememek lazım. İkisini bir arada gerçekleştirecek, birini diğerine tercih etmeyeceğimiz bir ortamı sağlamak için imkânlarımız fazlasıyla var.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.