Bir yılda gençleşmek mümkün mü?

Vücudumuz yaşam tarzımızdaki değişikliklere hızlı yanıt verir. Peki ama gerçekten bir yılda gençleşmek mümkün mü? En başta, sağlıklı yaş alma yolculuğuna, beslenme ve egzersizi arkadaş edinerek çıkmalısınız. Adriana Lima’ya mucize gibi bakmak yerine, uzun ve sağlıklı yaşamın 5 küçük sırrını uygulayalım yeter!
Son birkaç gündür sosyal medyada aynı fotoğraflar dönüp duruyor: Adriana Lima’nın birkaç yıl önceki görüntüleri ve bugünkü hâli… 45 yaşındaki modelin katıldığı etkinlikteki görüntüleri kısa sürede gündem oldu. En çok konuşulan konu ise yaklaşık bir yılda yaşadığı değişim oldu. Peki, gerçekten bir yılda gençleşmek mümkün mü?

Aslında bu sorunun cevabı, aynaya baktığımızda gördüğümüzden biraz daha karmaşık. Çünkü yaş dediğimiz şey yalnızca doğum tarihimizden ibaret değil! Bir kronolojik yaşımız bir de vücudumuzun fizyolojik durumunu anlatmaya çalışan biyolojik yaş kavramı var. Ve son yıllarda bilim dünyasının en heyecan verici araştırma alanlarından biri tam olarak burada başlıyor.
Aynı yaşta ve aynı hızda yaşlanmıyoruz
Takvim yaşı konusunda yapabileceğimiz pek bir şey yok. Her yıl doğum günümüzde bir yaş daha alıyoruz. Ancak biyolojik yaşlanma herkeste aynı hızda ilerlemiyor. Metabolik sağlık, kardiyovasküler sistem, kas kütlesi, inflamasyon, insülin duyarlılığı, uyku, fiziksel aktivite, beslenme ve yaşam tarzı gibi pek çok faktör vücudumuzun yıllar içinde nasıl yaşlandığını etkileyebiliyor. Tam da bu noktada bu ay yayımlanan yeni bir çalışma dikkatleri çekiyor. University of Sydney araştırmacıları, 65-75 yaş arasındaki 104 yetişkini dört farklı beslenme modeline ayırmış. Araştırmacılar, kolesterol, insülin ve inflamasyon göstergesi CRP dâhil 20 farklı biyobelirteci kullanarak katılımcıların fizyolojik profillerinden bir “biyolojik yaş” skoru hesaplamışlar.

4 haftada gençleşmek ister miydiniz?
Yalnızca 4 hafta sonra, 4 beslenme grubunun 3’ünde hesaplanan biyolojik yaş skorunda azalma görülüyor. En belirgin istatistiksel sonuç ise enerjinin yaklaşık yüzde 14’ünün proteinden, yüzde 28-29’unun yağdan ve yüzde 53’ünün karbonhidrattan geldiği “omnivor” yani hepçil grupta ortaya çıkmış. Ama burada çok önemli bir parantez açalım. Bu çalışma elbette 4 haftada gençleşebilirsiniz demiyor. Araştırmacılar da sonuçların uzun vadede devam edip etmediğini ve yaşa bağlı hastalık riskini gerçekten azaltıp azaltmadığını henüz bilmediğimizi özellikle vurguluyor. Yine de şunu hatırlamak lazım, vücudunuz yaşam tarzınızdaki değişikliklere düşündüğünüzden çok daha hızlı yanıt verebiliyor.
Gençlik tartıda değil kasta saklı
Yaş aldıkça korunması gereken en önemli dokulardan biri kas. Kas dokusunu yalnızca daha sıkı görünmek için düşünmeyin. Kaslarınız glikoz metabolizmasından günlük hareket kapasitesine, kemik sağlığından ileri yaşlarda bağımsızlığımızı korumaya kadar pek çok sürecin merkezinde. Direnç egzersizleri, kas kütlesinin korunmasına yardımcı olurken yürüyüş, koşu, bisiklet, yüzme veya benzeri aerobik aktiviteler, kardiyovasküler kapasiteyi destekliyor. Pilates, yoga, mobilite ve esneklik çalışmaları ise hareket kalitesinin korunmasına katkı sağlayabiliyor. Yani mesele her gün saatlerce spor yapmak değil; düzenli hareket etmek, kası korumak ve bunu yıllara yayabilmek. Bu yüzden beslenme ve egzersizi birbirinden ayrı düşünmeyin; sağlıklı yaş alma yolculuğunda onlar birbirinin en yakın iki arkadaşı.

Peki tabakta ne var?
Anti-aging, yaşlanma karşıtı, uzun yaşam diyeti yazıp internette arattığınızda karşınıza yüzlerce farklı liste çıkabilir. Ama sağlıklı yaşlanmanın beslenme tarafı çoğu zaman düşündüğümüzden daha az karmaşık. Sebzeler ve meyveler, tam tahıllar, baklagiller, yağlı tohumlar, kaliteli protein kaynakları, zeytinyağı gibi doymamış yağ kaynakları… Yeterli lif ve bütün bunların yanında kişinin ihtiyacına uygun enerji ve protein alımı. Evet, sadece bu kadar!
Burada özellikle protein önemli. Yaş ilerledikçe kas kütlesini koruyabilmek için yeterli protein almak ve bunu gün içine dengeli dağıtmak değer kazanıyor. Ancak yeni bir çalışma, bize başka bir önemli noktayı daha hatırlatıyor: Daha fazla protein veya daha az karbonhidrat, her zaman daha iyi anlamına gelmiyor.
Araştırmada, proteinin toplam enerjideki oranı tüm gruplarda aynıydı; değişen şey proteinin kaynağı ile yağ ve karbonhidratın dağılımıydı. Dolayısıyla sağlıklı yaşlanma tabağını tek bir makrobesin üzerinden okumak yerine beslenme düzeninin bütününe bakmak gerekiyor. Karbonhidratı tamamen kesmek, yağı mümkün olduğunca azaltmak veya proteini sınırsız artırmak yerine; kaynağı, miktarı, çeşitliliği ve kişinin ihtiyacını birlikte değerlendirmek çok daha anlamlı.

Büyük resmi kaçırmayın
Belki de Adriana Lima’nın fotoğraflarının bize hatırlatması gereken en önemli nokta bu. Bir insan çok genç görünebilir ama metabolik olarak sağlıklı olmayabilir. Ya da yüzünde kırışıklıkları olabilir ama güçlü kaslara, iyi kardiyovasküler kapasiteye ve sağlıklı metabolik göstergelere sahip olabilir. Bu nedenle sağlıklı yaşlanmayı yalnızca aynadaki görüntü üzerinden değerlendirmek, büyük resmi kaçırmamıza neden oluyor.
Tekrarlanan küçük alışkanlıklar etkili
Gerçek anti-aging terimi sadece daha genç görünmeye çalışmak değil, yaş aldıkça daha iyi işleyen bir bedeni mümkün olduğunca uzun süre koruyabilmek. Bunun için de elimizde pahalı serumların ötesinde oldukça güçlü araçlar var. Düzenli egzersiz yapmak, kas kütlesini korumak, yeterli ve dengeli beslenmek, sebze-meyve çeşitliliğini artırmak, yeterli lif tüketmek, iyi uyumak, sigaradan uzak durmak, alkolü sınırlamak ve kronik stresi yönetebilmek. Bunların hiçbiri sosyal medyada 20 yaş gençleştiren mucize kadar çarpıcı görünmeyebilir. Ama uzun ve sağlıklı yaşamın sırrı tek bir mucizede değil, yıllar boyunca tekrar ettiğimiz küçük alışkanlıklarda saklı.
SAĞLIKLIYAŞ ALMANIN 5 KÜÇÜK SIRRI
1- Antioksidan çeşitliliğini artırın: Tek bir süper besin yerine tabağınızda farklı renklerden polifenol ve fitokimyasal kaynaklarını buluşturun. Cilt sağlığınız için kırmızı, mor meyveleri günlük rutininize ekleyin.
2- Kasınızı geleceğe yatırım gibi görün: Kas kütlesini korumak, sağlıklı yaş almanın en önemli parçalarından biri.
3- Proteini akşama saklamayın: Günlük proteini öğünlere yayarak tüketmeye çalışın.
4- Bağırsak bakterilerinizi de besleyin: Prebiyotik lifler, fermente gıdalar ve bitkisel çeşitlilik mikrobiyotanızı destekler.
5- Baharat rafınızı aktif kullanın: Zerdeçal, zencefil, tarçın, kekik ve biberiye gibi baharatlarla fitokimyasal çeşitliliğinizi artırın.
Categories: Bir yılda gençleşmek mümkün mü?
Sende Yorum yap