Fetheden lezzetleriyle Bursa
Türkiye’nin önemli gastronomi kentlerinden biri Bursa’nın fethinin 700’üncü yılı. 700 yıllık birikimi, kentin kültür zenginliğine yansıyor. Gastronomi de bu zenginliğin odağında yer alıyor. 5. Uluslararası Bursa Gastronomi Festivali, fetih temasını odak alarak “Fetheden Lezzetler” başlığıyla kutlandı

Bursa’nın fethi, Osmanlı tarihi için gerçek bir dönüm noktası. Bundan tam 700 yıl önce 1326’da Bursa, Osman Gazi’ye teslim oluyor ve Osmanlı Devleti’nin başkenti ilan ediliyor. Bu teslim son derece stratejik bir savaş taktiği sonucu gerçekleşiyor. Bursa çok özel bir konumda yer alıyor. Uludağ’ın eteklerinde Mudanya bağlantısıyla denize ulaşımı olan, benzersiz bereketli topraklarının, billur suların ortasında.

O dönemde Bizans’ın Anadolu’daki en önemli kalesi. Osmanlı müthiş bir savaş stratejisi ile Bursa’yı kuşatarak bereketli topraklarla ve deniz ulaşımı ile bağını kesiyor. Tam 10 yıl süren kuşatma sonucunda Bursa teslim alınıyor, ardından başkent ilan edilmesiyle müthiş bir gelişme dönemi başlıyor. Kent tam anlamıyla bir zenginlik yaşıyor, önemli bir ticaret merkezi hâline geliyor. Öyle ki fetihten sadece 5 yıl sonra, 1331 yılında kenti ziyaret eden ünlü seyyah İbn-i Battuta geniş sokakları ve özellikle güzel çarşısını anmadan edemiyor. Zaten çarşı Bursa’nın lezzetlerini anlatmak için kilit kelime.

İlk gıda nizamnamesi
Çevresi zengin tarım alanlarıyla çevrili Bursa için çarşı hayat demek. Üstelik burada çarşının çok derin bir anlamı var. Bursa, dünyada gıda standartlarını belirleyen ilk kent. Kısaca “Bursa Nizamnamesi” olarak bilinen 1502 tarihli “Kanunname-i İhtisab-ı Bursa”, dünyanın ilk gıda standardı yönetmeliği olarak kabul ediliyor. Çarşıda satılan ürünlerin gramaj, kalite ve satış fiyatlarını belirleyen bu belge, aynı zamanda Bursa’da çok köklü bir esnaf geleneği gelişmesinin temelini oluşturuyor. Bugün Tuz Pazarı’ndaki zenginlik, bu köklü geçmişe dayanıyor. Ancak olay sadece çarşıda bitmiyor. Bursa zengin tarım alanlarına sahip, hayvancılık açısından örnek tesisler, gıda sanayisinde öncü kuruluşlar, burada hayat bulmuş gıda markaları var. Bursa işte bu yüzden katman katman bir lezzet birikimine sahip. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, bu konuya özellikle dikkati çekiyor, kentin lezzet temelinde Bursa Nizamnamesi olduğunu özellikle vurguluyor.

10 konuk ülke, 12 kardeş şehir
18-19-20 Eylül’de düzenlenen 5. Bursa Gastronomi Festivali bir anlamda kentin içindeki vaha gibi olan Merinos Park’ta düzenlendi. Festival alanı, geçmişten gelen nizamname adabına uygun bir sergi sunuyor. Coğrafi İşaretli Yöresel Lezzetler için Yeşil Sokak ve Beyaz Sokak, Ulusal Lezzetler için Kırmızı Sokak gibi alanlar ayrılmış. Bursa Üreten Kadınlar Sokağı ve atölye alanları gibi tematik bölümler de ayrıca düşünülmüş. Kadın kooperatiflerine yer verilmiş olması ayrıca önemli. Parkın içinde, Bursa’nın köklü lezzet geleneğini izlemek için tam 165 stant kurulmuş. Ayrıca festival alanının bir köşesinde yer alan dev sahne ise konuşmalar ve şef demo gösterileri için düşünülmüş. Bu alanda ünlü şeflerle aşık atan ise Başkan Vekili Şahin Biba oldu. Şef önlüğü takarak avuç avuç sarımsak doğraması ve sarımsaklı pilav yemeği yapımına bizzat el atması ilgi çekti.

Festivalin uluslararası boyutu da önemli. 10 ülkeden 12 kardeş şehrin lezzetlerinin yer alması lezzet bağlarını güçlendiriyor. Kardeş şehirlerin lezzetleri keşfedilirken yarışmalar ve atölyelerle uluslararası kültür alışverişi sağlamak gelecekteki ilişkiler açısından çok önemli. Bu nedenle 13 kategoride yarışmalar ve Master Class’lar düzenlenmiş. Özellikle gelecek nesillerin şefleri olacak gastronomi öğrencileri için bu tür faaliyetlerin önemi açık.

Merinos Parkı, gerçekten lezzet odağı olarak son derece düzenli ve keyifli bir festival alanı. Ancak gelecek yıl için daha da heyecan verici bir haber var. Gastronomi festivali etkinliğinin tüm kente yayılacağı bilgisi, gerçekten çok heyecan verici. Kentte kebap çok önemli ama Bursa sadece bir kebap destinasyonu değil. İnegöl köftesi, pideli köfte, tahinli pide, cantık, kestane şekeri, cevizli lokum, Mustafakemalpaşa peynir tatlısı, süt helvası, Keles sorgun peyniri, Keles kirazı, Gedelek turşusu, Gemlik zeytini, Bursa şeftalisi, Yenişehir biberi, Karacabey soğanı, Bursa siyah inciri, Deveci armudu, ahududu, çilek derken liste saymakla bitmeyecek kadar uzun. Hepsi damakları fethetmeyi bekliyor.

Geçmişten geleceğe köprü: Duyusal Analiz
Geçmişi anlamak, geçmişi geleceğe taşıyabilmek için en önemli adım. Tarih boyunca gelişerek günümüze gelen lezzetleri korumanın en önemli adımı da geçmişi analiz edebilmekten geçiyor. Bu açıdan benim için en ilginç konuşmalardan biri koku uzmanı, yazar Vedat Ozan’ın “Bursa Döner Kebabı” üzerine yaptığı duyusal analiz çalışması oldu. Kısaca “İskender” olarak anılan mükemmel bir döner kebabı bileşenlerine ayırarak birer lezzet katmanı olarak analiz etmesi pek çok şefe ilham olabilecek bir bakış açısı sundu; bir anlamda çok bildik bir lezzete yepyeni bir bakış açısı getirdi. Festivalin ana amaçlarından biri damakları fethetmekse damakları fethetmenin bir yolu da damakta yankılanan duyuları iyi analiz etmekten geçiyor. Asırlık reçeteleri geleceğe taşımak ise geleneksel lezzetleri doğru analiz edebilmekten geçecek. Festival boyunca sahnedeki şef demoları, panelleri ve konuşmaları sunan Şef Esat Özata geleneksel mutfağımızın bu tür duyusal analizlerle incelenmesinin önemine dikkati çekiyor.
Categories: Fetheden lezzetleriyle Bursa
Sende Yorum yap