s

BM’ye ‘sekreter’ değil ‘general’ seçmek şart!

Birleşmiş Milletler’de geçen hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açtığı çığırdan yürüyen 20’ye yakın devlet ve hükumet başkanı, uluslararası ortamın lidersizliğini dile getirdi. Erdoğan, çözüm yolunu da gösterdi: BM’nin iş yapabilen, nihai sözü söyleyen tek organı Güvenlik Konseyi’nde 5 ülkeye tanınan daimi üyelik ve veto hakkının kaldırılması.

Erdoğan bunun için (1) Güvenlik Konseyi’ne sırayla dönmeli (rotasyon) üyelik yerine Genel Kurul’da doğrudan ve demokratik seçimler yapılması; (2) Güüvenlik Konseyi’nin Genel Kurul’a hesap vermesi ve (3) ülkelerin haklarını koruyan, finansmana adil erişim sağlayan ekonomik ve sosyal reformun gerçekleştirilmesi gerektiğini bildirdi. Erdoğan’ın önerileri Genel Kurul’da ve ülkelerin medyasında geniş bir destek gördü.

Peki, bu adımların atılması nasıl sağlanacak? İspanya’nın bu yıl 50’nci yaşını kutlayan El Pais gazetesi, bu soruyu çok cesur şekilde cevaplıyor:

“Değişime öncülük edecek bir ‘sekreter’ değil, bir ‘general’ seçmek için, bu reform çağrısı bir fırsattır.”

Burada bir kelime oyunu var. İngilizce gibi İspanyolca’da BM Genel Sekreteri’ne “Secretary General/Secretario General” deniyor. Birçok dilde “general,” hem genel hem de askeri rütbe olarak kullanıyor. Gazete “Sekreterlik değil, güçlü yöneticilik yapacak bir komutan, bir lider seçilsin” derken, 81 yıllık tarihinde BM’nin belki de en büyük eksiğine işaret ediyor.

BM’nin gerçek bir lideri, yöneticisi hiç olmadı; çünkü bu makama getirilecek kişi Çin, Fransa, Rusya, İngiltere ve ABD’nin veto etmediği, üzerinde anlaştıkları bir diplomat, eski bir başbakan veya devlet başkanı oluyor. Bu kişi, icraatında “5 patronu kızdırmayacak” şekilde bir denge gözetiyor. Ocak’ta yapılacak seçimlerde sekreter değil general olabilecek bazı adayların geçmişteki siyasi tutumları nedeniyle şimdiden bazı daimi üyelerin vetosuyla karşılaşacağı ifade ediliyor.

Aday olabilecek kişiler arasında 2020’den bu yana Guyana’nın BM Daimi Temsilcisi olarak görev yapan eski dışişleri bakanı Carolyn Birkett; Kosta Rika eski devlet başkanı Rebeca Grynspan; Tonga’nın aday gösterdiği Ekvatorlu diplomat Ivonne A-Baki; Ekvador’un eski dışişleri ve savunma bakanı Maria Espinosa; Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Arjantinli diplomat Rafael Grossi; Uganda’nın eski dışişleri bakanı Olara Otunnu; Senegal’in 12 yıl devlet başkanlığını yapmış olan Macky Sall ve iki kez Şili devlet başkanlığı yapmış siyasetçi Michelle Bachelet bulunuyor.

Genel Kurul’daki 193 üye devletin nihai onayına sunulacak adayın Güvenlik Konseyi’nde veto edilmemesi ve 15 oydan en az 9’unun oyunu alması gerekiyor. Grossi ve Bachelet için şimdiden ABD’nin vetosuna uğrayacak deniliyor. Kâr amacı gütmeyen düşünce kuruluşu Uluslararası Kriz Grubu uzmanı Daniel Forti, “Yarışın oldukça kritik bir aşamaya girdiği noktadayız” diyor. Önümüzdeki 3 aydaki genel sekreterlik yarışı için bu adaylardan hemen hiçbirinin “pek de hevesli olmadığını” belirten Forti, Grynspan ve Birkett’in öne çıktığını ancak “arkalarında ezici bir desteğin bulunmadığına” dikkat çekiyor. 8 yıldır BM Genel Sekreterliğini yapan Antonio Gutteres, sevilen bir kişi; Gazze konusunda, Batı Şeria konusunda İsrail’in, Kıbrıs konusunda Yunanistan ve güneyli Rumların kuklası olmadı mesela; ama Gazze’deki BM kurumlarının İsrail tarafından işlevsiz hale getirilmesine engel olamadığı gibi, Rumların 2004 yılında kaçtıkları Annan Planı’na dönmelerini de sağlayamadı. Yeni genel “sekreter” de muhtemelen sadece sekretarya işlerini yürütecek; ancak Erdoğan’ın önerdiği reformların gerçekleşmesi için gösterilen destek, muhtemelen bu kez bu makama bir “komutan” seçilmesi için yeterli ivmeyi sağlayacaktır.

Erdoğan’ın çağrısı BM’de ABD, Rusya ve Çin’in elinden birbirlerine karşı en büyük kozları olan veto yetkisini almak için yeterli uzlaşıyı sağlarsa önümüzdeki 3 ay içinde BM genel sekreterliği için yeni ve güçlü adayların çıkmasını bekleyebiliriz.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.