Yapay zekâ da bu kavganın kaybedeni!..

CHP ve Yeni Parti arasındaki gerilim-kavga bitecek gibi değil... Aralarındaki bu öfke ve nefret iklimi de CHP’den seçilmiş çok sayıda belediye başkanı ve meclis üyelerinin iktidar partisine geçişleri veya Meclis oylamasıyla kaybedilen başkan vekilliklerinin sorumluluğu anlamında sert tartışmalara neden oluyor... Dönüp kendilerine bakıp, “Biz nerede hata yaptık” diye özeleştiri yapmak yerine de işin kolayına kaçıp sürekli iktidarı suçluyorlar. Sonra da ikisi birbirlerini bu konuda iktidarın değirmenine su taşımakla itham ediyorlar!.. Arada bir bazı belediyeleri iktidar partisine kaptırmamak adına belediye meclis oylamalarında birlikte hareket etme, kurumsal destek kararı alıyorlar ama ona da uymuyor, kaybedince de birbirlerine giriyor, karşılıklı suçlamalar yapıyorlar yine... “Nasıl olur da bir CHP’li AKP’ye geçer ya da oy verir” diye... Sonra da mesele “Bunları kim belediye başkanlığı ya da meclis üyeliğine aday gösterdi?” boyutuna evrilerek parti aidiyeti, sadakat, karakter sorgulamaları kavgası başlıyor... Mesela daha yeni hem Üsküdar hem de Adalar Belediyesi başkan vekilliklerinin iktidar partisine geçmesi nedeniyle aynı tartışma alevlendi... CHP Sözcüsü Müslim Sarı’nın, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’e gönderme yaparak yönelttiği sorular şunlardı:
“Belirlediğiniz 39 tane belediye başkanı AKP’ye geçti. Buna ne diyeceksiniz? ‘Bunların hepsini tek tek ben belirledim’ diyorsunuz. 39 tanesinin AKP’ye geçmesinden utanmıyor musunuz? Hiçbir öz eleştiri yapmayacak mısınız? Yok mu sayacaksınız bunu? Sadece bu 39 tane belediye başkanına mı yükleyeceğiz bu suçu?”
Özel'den bu sorulara henüz bir yanıt gelmedi ama yaşanan bu geçişlerle ilgili daha önce yöneltilen bir soruya konunun partileriyle ilgili olmadığını belirterek, verdiği tek cümlelik yanıt ise şöyleydi:
“Onları geride bıraktık...”
★ ★ ★
YENİ Parti’nin değil, CHP’nin sorunu, vatandaşa, seçmene hesabı onlar versin yani... CHP buna ne der, diyor diye sorduğumuzda ise Gürsel Tekin’den aldığımız yanıt şuydu:
“Bunların bizimle alakası yok, dediklerini kendileri yazdılar. Biz bunları tanımayız etmeyiz bilmeyiz... Yaşanan transfer hadiseleri en çok bizi rahatsız ediyor... Şu anda maalesef belediye meclis üyesi arkadaşlarımızın çoğunluğu Yeni Partili. Her ne kadar plakalarında CHP olmuş olsa da gerek Üsküdar’da transfer olup gidenler gerekse Adalar’daki hiçbirisi CHP’li değil. Sağdan, soldan bulmuşlar... Adalardaki belediye meclis üyelerinin hiçbirisini tanımamamıza rağmen maliyetini CHP niye ödesin? Bir de kasıla kasıla ‘adaylarımızı yapay zekâyla belirledik’ dediler. Yapay zekâ buluşuyla belirlediklerinin hepsi sakat çıkmış kimi o partili kimi bu partili... Böyle bir şey olabilir mi? Yüzlerce belediye meclis üyesi, 39 tane belediye başkanı AKP’ye geçebilir mi? Kongre yapalım diyorlar, kongre yapalım dediği yerde 42 tane kurultay delegesi iktidar partisine geçmiş. Bu Türk siyasi tarihinde ve CHP tarihinde ilk kez olan bir durum. Hadi vekil, belediye başkanı falan anlarım ama kurultay delegelerigeçiyor... Ne rezil bir şey...”
★ ★ ★
Karşılıklı sorumluluğu birbirlerine yükleme durumu yine ama aday yapılanlara bakıyorsunuz, eş, dost arkadaş ya da denge hesapları hep. “O benden şu senden olsun” diye herkes kendi adayını koymak için debelenmiş, parti içinde farklı dinamikler oluşmuş; “Benim adamım, senin adamın” gibi. Böyle bir durumda da sağlıklı bir sonuç alınmasına imkân yok zaten... Bu gerçekliğe bakıldığında da sorunun yapay zekâdan kaynaklanmadığı, hatta bu işin doğrudan kaybedeni olduğu açık. Niye mi?Siyasetçi kafasında zaten bir aday belirlemişse veya bir grubu tasfiye etmek istiyorsa yapay zekâyı ve algoritmaları öne sürerek, kendi kişisel veya zümresel tercihine “bilimsel ve tarafsız” bir meşruiyet kazandırabilir. Aday başarısız olduğunda, partiyi satıp başka partiye geçtiğinde ya da seçimi kaybettiğinde fatura siyasetçiye kesilmez. Siyasetçi “Biz bilimin gereğini yaptık, teknoloji bu veriyi verdi ama insan unsuru öngörülemedi” diyerek suçu yapay zekânın üzerine atar. Yani teknoloji, parti içi güç dengelerini yönetmek için de bir enstrümana dönüştürülebilir. Yoksa siyasetçiler yapay zekânın sadakat, karakter ölçemeyeceğini bal gibi de bilirler... Eğer böyle bir şey varsa ki öyle bir iddia, hava söz konusu, buna dönük epey bir tartışma da oldu, oluyor... Bu da ne demek?
Yapay zekâ siyasi tartışmaların tam ortasına atılarak hem parti içi tasfiyelerin kılıfı yapıldı hem de sonradan yaşanan tüm olumsuzlukların sorumlusu ilan edilerek tam anlamıyla bir “teknolojik mağduriyet” yaşadı...
Sende Yorum yap