Yavaş, Macron’un stratejisini izler mi?

ABB Başkanı Mansur Yavaş’ın CHP’den istifasıyla yine yeni bahisler açıldı. Onun bazı tartışmalarda pozisyonunu “muğlak” bırakması ve temkinli yaklaşımı buna neden oluyor. Çok konuşmaktan ve kesin ifadelerden kaçınıyor. Bu da siyaset meraklılarına geniş yorum alanı bırakıyor. Ancak istifa ederken tam tersini yaptı ve bağımsız kalacağını ilan ederek, kendini bağlamayı tercih etti.
2019 yerel seçimlerine giderken Yavaş İYİ Parti’nin mi, CHP’nin mi adayı olacak diye tartışılıyordu. Sonra İYİ Parti’nin cumhurbaşkanı adayı olacağına dair iddialar açıldı. Ekrem İmamoğlu ile birlikte CHP’nin “forveti” iken, İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığında ısrarı üzerine yeni bahislere girildi. Sondan bir önceki, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşme üzerinden ilerledi. CHP’den istifasıyla yeni tur başladı. Kimileri onun bağımsız kalarak kendisini korumaya aldığını, kimileri AK Parti’ye geçişine zemin hazırladığını savunuyor, kimileri de bunu siyasetten çekileceğinin kati göstergesi sayıyor.
Partilerden sıtkı sıyrılanlar
Sıkı siyaset takipçisi arkadaşıma, Yavaş’ın muhalefetin ortak cumhurbaşkanı adayı olabilmek için bağımsız kalmayı tercih ettiğinin tartışıldığını söyledim. O da Yavaş’ın Emmanuel Macron gibi bir yol izleyebileceğini düşündüğünü belirtti. Macron gibi partiler üstü bir aday olarak ortaya çıkarsa, desteklenebileceğini savundu. Sonra da şunu ekledi; “Mevcut partilerden sıtkı sıyrılanların oyunu alabilir. Ancak hiçbir parti ile bağı olmazsa.”
Macron’a benzeyen taraflar
Önce Macron’un 2017’de nasıl cumhurbaşkanı olduğunu hatırlayalım. O da tıpkı Yavaş gibi bir partiye bağlıydı. Sosyalist Hollande hükümetinde Ekonomi Bakanı’ydı. Görevini sürdürürken, isim ve soyadının baş harfleriyle başlayan En Marche (Yürüyüş) Hareketi’ni kurdu. Bu, Hollande’a karşı “sadakatinin” sorgulanmasına neden oldu. Tıpkı CHP’de Yavaş’ın “CHP aidiyetinin” sorgulandığı gibi.
Hollande, Macron’a ilk mitinginin ardından, “Kurallara uymazsan burada işin yok” demişti. Yavaş da, CHP’nin kuruluş yıl dönümüne katılmayıp, Özgür Özel’i de Erdoğan görüşmesi konusunda bilgilendirdiğini açıklayınca benzeri muameleye maruz kaldı. Macron’un, Sosyalist Parti’de kendisine bir gelecek görmediği için bağımsız adaylığının fitilini ateşlediği söyleniyordu. Yavaş’ın durumu farklı mı?
Kendisini solcu olarak tanımlamasına rağmen Macron merkeze hitap etmiş ve amacını, “Fransa halkını birleştirmek” olarak açıklamıştı. Yavaş’ın istifasını duyurduğu paylaşımındaki şu ifadeyi hatırlayalım:
“… belediye başkanlığı görevimin bana öğrettiği çok önemli bir gerçek vardır: Siyasetin tavanında birlik sağlanamadığında, millet isterse tabanda o birliği sağlayabilir. Biz bunu Ankara’da başardık.”
Mansur Yavaş, acaba Ankara’da başardığını düşündüğü şeyi, cumhurbaşkanlığı seçiminde de yapabileceğine mi inanıyor? Şu söz de onun: “Türkiye’de demokratik yollarla bir iktidar değişikliği olacaksa bunun yolu, muhalefetin birbirini tüketmesinden değil; ortak ilkelerde yan yana gelebilmesinden geçmektedir.”
Ketum ve garantici
Yavaş’ın İYİ Parti’den kendisine önerilen siyaset tekliflerini geri çevirmesi, onun sadece “milliyetçi” parantezine sıkışmayı istememesine bağlanır. CHP’yi tercih etmesi de, 100 yıllık CHP’nin rozetinin, ona açık ara avantaj sağlamasına... Yavaş, milliyetçi kimliğiyle CHP’nin marka değerinin oluşturduğu sinerjisinden yararlandı. Bugün ise ortada onun katıldığı CHP yok. YENİ Parti’nin ona aradığı artı değeri tek başına sunup sunamayacağı da belli değil.
Yavaş, olur da cumhurbaşkanı adaylığına soyunursa neye ihtiyacı olduğunu biliyor. Tek bir partinin değil, tüm muhalefetin desteği arkasında olmalı. Bu da yetmez. Kim, hangi tarafın adayı olursa olsun, karşı taraftan da oy alması ve kararsızları da ikna etmesi gerekiyor.
Daha önce katıldığım programlarda anlatmıştım. İmamoğlu CHP’nin adayı olarak ilan edilmek için ısrar ederken, yakın çevresi Yavaş’ın diğeri kadar hırslı olmadığını, parlamenter sisteme geçiş için bir dönem gerektiğini ve onun da herkesin güvenebileceği partiler üstü cumhurbaşkanı olabileceğini işliyordu. Ancak İmamoğlu ve çevresinin bu geçiş dönemi cumhurbaşkanlığı formülüne güvenmedikleri kulaktan kulağa dolaşıyordu. Yavaş, şartlar oluşursa, benzeri bir argümanla aday olabilir mi?
Yazı boyunca bilinçli olarak “eğer”, “olur da” gibi marjlar bıraktım. Yavaş’ın adaylık için kesin karar vermediğini düşünüyorum. O da “ortada seçim yok ki konuşayım” mealinde açıklamalar yapıyor. Haklı, erken. Erken kalkıldığında her zaman yol alınamadığının örnekleri de ortada. O, sonuna dek olabildiğince ketum olacak ve garantili adımlar atmaya çalışacaktır. Tam da bu yüzden Abdullah Gül ile arasında benzerlik bulanlar fazla.
Categories: Yavaş, Macron’un stratejisini izler mi?
Sende Yorum yap