s

DAVALAR NE OLUR?

Ülke tarihinin gördüğü en büyük mali skandal diye adlandırılan fon skandalından sanık kişileri nasıl bir son beklemektedir?

Ceza görürler mi? Uzun yıllar hapis yatmaları söz konusu olur mu?

Geleceği bilemeyiz...

Ama geçmişe bir göz atabiliriz...

Bizim yasalarımızda tutukluluk süresi ağır cezalık olmayan suçlarda en çok 1 yıldır.

Eğer dava 1 yılda sonuçlanmıyorsa sanık serbest kalır, davası devam eder, kendisi duruşmadan duruşmaya gelir veya duruşmalardan vareste tutulur mahkemeye de gelmez...

Dava yıllarca sürer, istinafa oradan Yargıtay’a gider. Orada muhtemelen bozularak geri döner, yeniden yargılama yapılır, yeniden Yargıtay derken yıllar geçer... Kimi suçlar bu süreçte zaman aşımına uğrar veya af çıkar, sanık kurtulur.

Örneğin 2000 yılı banka krizlerinden dolayı tutuklanan ünlü isimler zorunlu tutukluluk süresini bile yaşamadan serbest kaldı, davalar 16 - 17 yıl sürdü, çoğu zaman aşımına uğradı, kamuoyu davaları unuttu, sanıklar konforlu yaşamını sürdürdü.

Yargıtay eski başkanlarından Sami Selçuk sık sık davaların tek bilemedin birkaç celsede bitirilmesi gerektiğini anlatır. Türkiye’de ise 20 - 30 yıl süren davalar vardır. Davalar uzadıkça davalılar kurtulur, davacılar birkaç bardak soğuk su içerek davaları unutur.

Şöyle bir söz vardır...

Burası Türkiye abicim...

Gariban yatırımcı parasını geri alabilirse ona da şükür.

SİMİT

İstanbul’da simit

30 lira oldu...

Simit malum en ucuz karın doyurucudur.

Çaya da 10 lira diyelim...

Bir insan günde üç öğün sadece birer simit çayla idare etse...

Günde 120 liradan ayda 3600 lira eder...

Dört kişilik ailenin aylık çay simit masrafı 14 bin 400 lira olur.

Bu rakam 28 bin liralık asgari ücretin yarısıdır...

Et, süt, yumurta, peynir, ev kirası, yol parası, elektrik su parası, çocukların okul masrafı bu hesaba dahil değil...

Aslında emeklilere yaşamayı ızdırap haline getiren koşullar asgari ücretlilerde fazlasıyla var.

28 bin lira aylık tek bir kişinin geçimi için yetmezken...

Bu paraya ev geçindirmek zorunda olan insanlar var...

Türk İş hesaplarına göre

Dört kişilik ailenin açlık sınırı 37 bin, yoksulluk sınırı 120 bin liradır...

Bu rakamlar şimdilik ancak rüyalarda görülüyor...

MARŞ

Dünya kupası maçlarında istiklal Marşımız çalınırken rakip seyirci ıslıklayınca çok kızmıştık.

Aynısını biz her milli maçta yapıyoruz.

Üç gün önceki Fransa milli maçında da yaptık.

Bizim başkalarına saygı gösterme zorunluluğumuz yok!

Ama başkalarının bizim değerlerimize saygı gösterme zorunluluğu var.

Böyle bir davranış megalomanlık veya kibirle izah edilemez.

Buna sadece cehalet denebilir...

Türkiye bunları hak etmiyor.

İSTAKOZ

Gazeteler fon skandalında lüks yatı, özel uçağı ve garajdaki lüks araçları büyüttüler... Nakit olarak götürülen milyonlar ya da milyarlar sanki o kadar yankı yapmadı. Neden öyle? Neden vatandaşın gözünde yat, özel uçak, lüks otomobil, istakoz zenginlik göstergesi sayılıyor da parasal rakamlar o kadar heyecan uyandırmıyor?

Sebep psikolojik... Çünkü vatandaş 1 milyon lirayla

1 milyar arasındaki farkı gözünde canlandıramıyor. Ama yat, Ferrari, villa, özel jet, pahalı restoran, ıstakoz herkesin gözünde somut bir görüntüye dönüşüyor. Lüks eşya söz konusu olunca vatandaş kendi hayatıyla zenginin hayatını karşılaştırabiliyor, “Ben geçinemiyorum, adam yata biniyor” dediğinde eşitsizliği daha iyi algılıyor.

O yüzden eski zenginler halkın gözü önünde mütevazı yaşar, parayı Avrupa ya da Amerika’da yerlerdi... Bazıları da halk gibi yaşar, zenginliği böyle gizlerdi...

GEOMETRİ

Dil bayramı (26 Eylül) kutlanırken bu konuya değinmesek olmaz...

Muhammes (beşgen)

Müseddes (altıgen)

Müsellesi mütesaviyüladla (eşkenar üçgen)

Hattı münkesir (kırık çizgi)

Re’sen mukabil zaviye (ters açı)

Sahai müselles (üçgenin alanı)

Mütevafık zaviye (yöndeş açı)

★ ★ ★

Nedir bunlar? Geometri terimlerinin eski dil ve yeni dilde adları...

Atatürk 1936 - 37 kışında Dolmabahçe’de oturup aylarca geometri terimleri üzerinde çalıştı. Öğrencinin dili bu deyimlere dönmezdi.

Atatürk eski ve yeni dil üzerinde uzun incelemeler yaparak Arapça ve Farsça deyimlere Türkçe karşılık üretti. Açı, üçgen, çap, alan, diktörtgen, koni, alan gibi sözcükler bu süreçte üretildi. Hendese yerine geometri denildi.

Yeni deyimleri anlatan geometri kitabı o yıl basılarak okullara dağıtıldı.

Atatürk kitabın üzerine adını koymadı.

Categories: DAVALAR NE OLUR?

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.