s

Eğitimde ürküten tablo

Okullarımız kan gölüne döndü. Öğrenciler, öğretmenler, anne babalar tedirgin. Hem de çok tedirginler.

Öğrenciler okula giderken, veliler çocuklarını okula gönderirken adeta bizim kuşağın 12 Eylül öncesinde yaşadığı sendromu yaşıyor. Öğrenciler “okula gidersem olay çıkar mı” diye endişeleniyor, ebeveynler de “çocuklarımız akşama eve sağ gelecek mi” diye kahroluyordu. Elbette o günkü olaylar ile bugünküler çok farklı. Çarpıcı olan, olayların liselere hatta ortaokullara kadar inmiş olması. Gerekçeler çok farklı. Sosyal medyayı ve şiddet dolu ekranları günah keçisi ilan edenler de çok, akran zorbalığının nedenlerini eğitimdeki zafiyetlere bağlayanlar da var.

Yaşanan sorunlara tek yönlü bakmak ise yapılan ya da yapılacak hataların en büyüğü olur.

Pedagojik olduğu kesin ama okulların yaşanan olaylardaki sorumluluk payı; sosyal medyadan, televizyonlardan, ailelerden ve olaylara şaşı bakan diğer çevrelerden daha fazla değil…

Çocuklarımızın okuldan, derslerden, öğrencilikten kopmalarına zemin hazırlamakla kalmadık, uzun yıllar yaşananları seyretmenin ötesine geçemedik. Sınıfta kalmayı kaldırdık, okumak istemeyenleri zorla okulda tuttuk, akran zorbalığını sıradanlaştırdık... Televizyon ekranları, çok uzun yıllardır şiddet içerikli yayınların uygulama alanı haline geldi. Yüzlerce kanal içerisinde kaç tane eğitim, bilim, çocuk ya da o yaş grubuna yönelik hobi kanalı var? RTÜK yasasına göre televizyon yayınlarının bir bölümünün çocuklara, eğitime ve bilime yönelik olması gerekiyor. Peki, son yıllarda bu tür yayınlara tesadüfen de olsa hiç rastlıyor musunuz? Oysa eskiden ne güzel çocuk programları ve Adile Teyze’den masallar vardı!.. Sadece ülkemizde değil, dünyanın hemen her yerinde sosyal medyayı ve yasa dışı içerikleri yaşanan sorunların müsebbibi olarak görenlerin sayısı her geçen gün daha da artıyor. Peki, yasak ve ceza yaptırımları getirmenin ötesine geçip bilinçli kullanıcılığa yönelik olarak zerre kadar da olsa kafa yoruyor muyuz? Yaşanan tüm olaylar kriminolojik gibi görünse de nedenleri polisiye olmanın çok ötesinde ve bu konuda herkese çok iş düşüyor ama en çok da eğitime!

Peki ne yapılabilir?

İşte birkaç öneri:

  • Bir an önce tam gün eğitime geçilmeli.
  • Akademik yük azaltılıp ders dışı etkinlikler artırılmalı. Spora, sanata, müziğe, beceriye yönelik etkinliklere ve hobilere daha çok ağırlık verilmeli.
  • Televizyon yayınları ve ekran bağımlılığı kontrol altına alınmalı, öğrenci ve veliler bilinçlendirilmeli.
  • Öğrencileri birbirine kırdıran ve yüzde 90’ını değersizleştiren sınav odaklı eğitimden hemen vazgeçilmeli ve erken yönlendirme ile her öğrenciye bir hedef ve ideal kazandırılmalıdır...

Daha onlarca öneri sıralanabilir ama asıl önemli olan bunları ciddiye alacak makamların her şeyi herkesten çok daha iyi biliyor olmaları. Ama sonuç ortada!..

Ürküten anket!

Türk Eğitim-Sen tam da yeni öğretim yılı öncesinde çok çarpıcı bir ankete imza atmıştı. Bir kez daha hatırlatmakta yarar görüyoruz.

Geçtiğimiz öğretim yılında yaşanan ciddi güvenlik zafiyetleri sorgulanmış ve bu öğretim yılına ışık tutması beklenmişti ama nafile!..

“Okullarda Şiddet, Akran Zorbalığı ve Suça Karışan Çocuklar” temasıyla gerçekleştirilen ankette öne çıkan başlıklardan bazıları şöyleydi:

  • Ankete katılan öğretmenlerin;
  • Yüzde 85,9’u ebeveyn ilgisizliği ve ebeveynlerin çocukların sanal medya kullanımını yeterli düzeyde kontrol etmemesinin şiddeti tetiklediğini söylüyor.
  • Yüzde 82,6’sı “Sosyal medya içerikleri çocukları şiddete yönlendiriyor” diyor.
  • Yüzde 63,5’i siber zorbalığın öğrenciler arasında önemli bir sorun olduğunu belirtiyor.
  • Yüzde 81,9’u çeteleşmeyi şiddet ve suça yönelmede etkili faktörler arasında görüyor.
  • Yüzde 56’sı ailede suç geçmişi bulunmasının suça yönelmede etkisine dikkat çekiyor.

Alınan ya da alınacak önlemler?

Eğitimde her şey çok önemli ama can güvenliği her şeyden çok daha önemli. Bu konuda veli, öğrenci ve öğretmenlerimizin kafasındaki tüm sorular cevaplanmalı, tedirginlikler giderilmelidir.

Çocuklar ve öğrenciler dünyanın en masum varlıkları iken bu noktaya kendiliğinden gelmiyorlar. Yaşadıkları çevre, ilgisizlik ya da yanlış yönlendirmeler onları bu noktaya getiriyorsa üzerine gidilmeli ve okul içi saatleri kadar okul dışı saatleri de en verimli şekilde değerlendirilmelidir.

Özetin özeti: Çocuklarımızın ilgilerini, yeteneklerini, becerilerini ve hayallerini keşfedip bu yönde bilinçlendirip geliştirirsek, onları farklı yöne çekmek isteyenlere fırsat vermemiş oluruz!..

Categories: Eğitimde ürküten tablo

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.