s

Çorum lezzetleri San Sebastián’da

UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nda gastronomi alanında yer alma hedefiyle yola çıkan Çorum, San Sebastián Gastronomika’da Anadolu’nun ortasındaki bir şehrin mutfak mirasını uluslararası gastronomi çevrelerinde merak edilen bir hikâyeye dönüştürdü. Şimdi o merakın peşinden gitmek gerekiyor.

Bir şehrin dünya gastronomi sahnesine çıkması için ne gerekir? Çok iyi yemekler, köklü bir mutfak, coğrafi işaretli ürünler? Hepsi önemli. Ama yetmiyor! Asıl mesele, elinizdeki değeri doğru yerde, doğru insanlara, doğru hikâyeyle anlatabilmek. Bu yıl 28’incisi düzenlenen San Sebastián Gastronomika’da üç gün boyunca Çorum standının önünden her geçişimde bunu düşündüm; sabah başka bir kalabalık vardı, öğleden sonra başka.

Ama önü neredeyse hiç boş kalmadı. Üstelik burası San Sebastián; gastronominin yalnızca restoranlarda değil, gündelik hayatın içinde yaşadığı bir şehir. Pintxos barlarından pazarlarına, Bask mutfağından Michelin yıldızlı restoranlarına kadar yemek, şehrin kimliğinin bir parçası. Dolayısıyla bir Anadolu şehrinin burada yalnızca bulunması değil; mutfağı, ürünü, ustası ve şefiyle kendini nasıl anlattığı da çok önemli.

UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nda gastronomi alanında yer alma hedefiyle çalışan Çorum, Gastronomika’da bu yıl şehir ölçeğinde yer alan tek ildi. Standında, büyük bölümü coğrafi işaretli 40’tan fazla ürün vardı. Çorum şekerlemesi, beyaz baklava, kıymalı su böreği, leblebiler, Oğuzlar cevizi, Kargı tulum peyniri, Hitit ekmekleri, İskilip karadut pekmezi, ak pekmez. Sayıdan daha önemlisi insanların o ürünlerin önünde durmasıydı. Ziyaretçiler tadıyor, soruyor, merak ediyorlardı. Bazen bir lokma, sayfalar dolusu tanıtım metninden daha çok şey anlatabiliyor. Bunu, Madrid Fusión Başkanı ve 35 yıl boyunca El País gazetesinin yemek eleştirmenliğini yapan dünya gastronomisinin etkili ismi José Carlos Capel ve eşi, gastronomi gazetecisi Julia Pérez Lozano ile sohbet ederken daha iyi hissettim. Un helvası, yufka üzerinde Kargı tulum peyniriyle kuşburnu pelverdesi ve beyaz baklava... Tadına baktılar, sorular sordular. Tahin helvasını ise özellikle çok beğendiler.

Hikâyeyi doğru yere taşımak

Gastronomika’da ülkemiz adına en çok etkilendiğim bölümlerden biri de mutfaktı. Şef Deniz Şahin’in öncülüğünde İskilip dolması ustası Hasibe Gökşen, Nizar Alazi ile Umut Matkap’tan oluşan ekip yoğun bir tempo içindeydi. Başka bir ülkede yerel mutfağı temsil etmek kolay değil. Yemeği iyi yapmak yetmiyor; malzemesini, tekniğini, geleneğini ve hikâyesini de aktarabilmek gerekiyor. “The Flavours of Çorum” (Çorum’un Lezzetleri) etkinliğinde, ırgat böreği, etli sarma ve ciğer soğanlama kalabalık bir izleyici önünde hazırlandı. Ardından “Gastronomic Heritage of Anatolia: Çorum” (Anadolu’nun Gastronomik Mirası: Çorum) buluşmasında, İskilip dolması geleneksel hazırlanışı ve sunum ritüeliyle sahnedeydi. Madımak ve un helvası da ikram edildi. Salona baktığımda aklımdan şu geçti: İnsanlar yalnızca İskilip dolmasını tatmıyor, bir ritüeli izliyorlardı. Bugün gastronomi dünyasının merakı da buna odaklanıyor: Kim yaptı? Nerede yetişti? Neden böyle pişiriliyor? Kaç kuşaktır yapılıyor? Gastronomik miras dediğimiz şey tabağın ötesinde başlıyor.

Tabağın ötesindeki miras

Farklı alanlarda gerçekleştirilen iki mutfak sunumunun ardından Miramar Sarayı’ndaki özel davette de Çorum için bir tadım alanı oluşturuldu. Kargı tulumundan pekmeze, İskilip sirkesinden yöresel ballara uzanan ürünler, uluslararası gastronomi çevrelerinden isimlerle buluştu. Üç günlük katılım böylece “bir fuarda stant açmak”tan fazlasına dönüştü. Bir başka gözlemimi de yazmadan geçemem. Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk ve ekip heyecanlıydı, sahadaydı. San Sebastián’da aynı hikâyeye inanan bir ekip gördüm.

Asıl yolculuk şimdi başlıyor

Burada yerel ürünlerini tadan şefler, gazeteciler ve gastronomi profesyonelleri, Çorum’a davet edilmeli. İskilip dolmasını toprağında yemeli, Kargı tulumunun üretildiği coğrafyaya gitmeli, Oğuzlar cevizinin bahçesine girmeli, Osmancık pirincinin tarlasını görmeli. Çünkü UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı hedefi yalnızca bir ünvan değil; gastronomiyi kültürel mirastan üretime, turizmden yerel ekonomiye uzanan sürdürülebilir bir şehir politikasına dönüştürme meselesi. Elbette daha yol var. Ama San Sebastián’da gördüğüm şey bana şunu düşündürdü: Çorum dünyaya “Bizi tanıyın” demek yerine, sofrasını kurdu ve “Gelin, önce bir tadın” dedi.

Bir gastronomi etkinliği üç gün sürüyor. Bir şehri dünya gastronomi haritasına yerleştirmek ise yıllar. Sabır, ortak akıl, süreklilik ve biraz da inat istiyor. San Sebastián bu yüzden bir sonuç değil; Çorum’un dünyaya açılan kapısında önemli bir eşik.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.