s

Kas kütlesi hastanın giydiği en güçlü zırh


Ekim, Meme Kanseri Farkındalık Ayı. Bu ay yalnızca erken tanının ve düzenli kontrollerin önemini değil, tanı sonrasında başlayan yolculuğu da konuşmamız gerektiğine inanıyorum. Meme kanserine ilişkin akla gelebilecek soruları, İstanbul Galata Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı ve Onkoloji Diyetisyenliği Derneği Başkanı Doç. Dr. Dilşat Baş’a sordum

■ Meme kanseri tanısı alan kadınlarda beslenmeyle ilgili en sık karşılaştığınız yanlış inanış ne?

Klinik pratiğimde ve Onkoloji Diyetisyenliği Derneği (OnkoDiDer) çatısı altındaki gözlemlerimde en sık karşılaştığım durum; hastalarımızın tanı aldıkları ilk andan itibaren muazzam bir bilgi kirliliği ve yalnızlıkla baş başa kalması. Kanser hastası kemoterapi ünitesinden çıktığı an internetteki “mucize kürler” veya aşırı yasakçı listelerle yüzleşiyor. Meme kanserinde bu durum genellikle “fitoöstrojenler zehirdir, soya asla tüketilmemeli, süt ve süt ürünleri tümörü besler” gibi katı tabularla karşımıza çıkıyor. Oysa ESPEN (Avrupa Klinik Beslenme ve Metabolizma Derneği) kılavuzları da net bir dille ortaya koymuştur: “Besinler tümörü besler” korkusu bilim dışıdır. Hastalarımızın neredeyse yarısı tanı aldıklarında sağ kalımı artırmak için beslenme alışkanlıklarını kökten değiştirme refleksine giriyor. Ancak beslenme, bilim dışı yasaklarla hastayı aç bırakacak bir ceza alanı değildir. Tek bir besini suçlu ilan etmek ya da tek bir kürden mucize beklemek yerine; metabolizmayı destekleyen, bağışıklığı ve kas kütlesini koruyan kanıta dayalı bir tabak modeli oluşturmalıyız.



Kanseri besler miyim yanılgısı!

■ Tanıdan sonra hastaların ilk yaptığı ama aslında hiç gerek olmayan beslenme değişikliği ne oluyor? “Şekeri tamamen kesersem kanseri beslemem” gibi…

Kesinlikle ilk ve en dramatik hamle, sorunuzda işaret ettiğiniz gibi “şekeri sıfırlayarak tümörü aç bırakma” çabasıyla tüm karbonhidratları menüden silmek oluyor. Hastalarımız sadece rafine şekeri ve ultra işlenmiş gıdaları kesmekle kalmıyor; meyveyi, tam tahılları, hatta kök sebzeleri bile hayatından çıkarıyor. Vücudun temel yakıtını bu denli agresif kesmek, tümörden önce sağlıklı hücreleri, bağışıklık sistemini ve kas dokusunu aç bırakmaktır. İkinci büyük yanlış ise hekime ve onkoloji diyetisyenine danışmadan aktarlardan alınan kontrolsüz takviyeler, bitkisel karışımlar ve vitamin çılgınlığıdır. Oysa tedavi sırasında bilinçsizce alınan yüksek doz antioksidanlar, hayat kurtaran kemoterapi ve radyoterapinin hedeflenen sitotoksik etkinliğini bozabilir ya da karaciğeri yorabilir.

■ Meme kanseri tedavisinde kilo konusu neden önemli?

Bugün onkolojide dev bir paradigma değişimi yaşıyoruz; artık “tartıdaki kiloya bakma” devri tamamen kapandı. Eskiden hastaya “Kaç kilo verdin?” diye sorulurdu; bugün ise hastanın kilosundan ziyade o kilonun neyden oluştuğuna odaklanıyoruz. Meme kanseri, tedavide kullanılan kortikosteroidler, hormonoterapiler ve kemoterapinin getirdiği metabolik yavaşlama nedeniyle hastaların kilo almaya daha yatkın olduğu bir tablodur. Yağ kütlesindeki kontrolsüz artış; insülin direncini, sistemik inflamasyonu tetikler ve nüks riskini artırır. Ancak “kilo almayayım” kaygısıyla bilinçsizce zayıflamaya çalışmak da çok büyük bir tehlikedir. Çünkü kontrolsüz kilo kaybı kas dokusundan gider. Biyoelektrik İmpedans Analizi (BIA) ve hücresel canlılığın göstergesi olan “Faz Açısı” ölçümleri bize gösteriyor ki; kas kütlesi azalan hastada kemoterapiye bağlı toksisite oranları katlanarak artıyor, tedavi dozları düşürülmek zorunda kalıyor veya tedavi gecikiyor. Kas kütlesi, hastanın tedaviye karşı giydiği en güçlü zırhtır. Hedefimiz tartıdaki rakamlarla savaşmak değil, kas kütlesini ve gücünü koruyup yağlanmayı dizginleyen metabolik dengeyi kurmaktır.

Her öğünde protein

■ Protein ihtiyacı tedavi döneminde değişiyor mu? Hastaların özellikle dikkat etmesini istediğiniz bir nokta var mı?

Kesinlikle değişiyor. ESPEN kılavuzlarının altını çizdiği gibi sağlıklı bir yetişkinde kilogram başına 0.8-1.0 gram protein yeterliyken, aktif kanser tedavisi alan bir bireyde bu gereksinim kilogram başına 1.2 ila 1.5 gram seviyesine kadar çıkar. Kanser hastalarında kas yapımı durmaz ama dokuların toparlanabilmesi için çok daha yüksek proteine ihtiyaç vardır. Burada hastalarımızın dikkat etmesi gereken en kritik nokta protein alımını tek bir öğüne yığmamak, gün içerisindeki tüm öğünlere dengeli paylaştırmaktır. Yumurta, peynir, yoğurt, balık, kümes hayvanları gibi kaliteli kaynaklar her öğünde yer almalıdır. Sadece protein tüketmek yetmez; ESPEN’in ve güncel klinik çalışmaların vurguladığı gibi beslenme tedavisinin yanına mutlaka hastanın kapasitesine uygun hafif direnç egzersizleri eklenmelidir. Çünkü hareketsizlik kaslarda besinlere yanıtı bozan bir direnç yaratır; egzersiz ve doğru protein kombinasyonu ise ilacın etkinliğini artırırken dokuyu korur. Doğru beslenme yönetimi kanser hastasına sunulan bir konfor veya lüks değildir; tedavinin başarısını, toleransını ve sağ kalımı doğrudan belirleyen tıbbi bir gerekliliktir. Bu süreç internet hurafeleriyle değil, tanı anından itibaren onkoloji ekibinin vazgeçilmez bir parçası olan uzman onkoloji diyetisyenleriyle birlikte yönetilmelidir.

Kemoterapinin yan etkilerine karşı

Kemoterapinin yan etkileri besin alımını zorlaştırdığında temel stratejimiz “hacmi küçük, enerji ve besin yoğunluğu yüksek” adımlardır:

Bulantı yönetimi: Yemek kokuları bulantıyı tetikleyebileceğinden, yemekleri sıcak değil, oda sıcaklığında veya hafif serin servis etmek çok rahatlatır. Sabah tüketilecek bir galeta, tuzlu kraker veya leblebi, mide asidini bastırır. Sıvı alımı mutlaka ana öğünler arasında yapılmalı. Zencefil klinik olarak bulantıyı yatıştırdığı kanıtlanmış güvenli bir destektir.

Tat değişiklikleri ve metalik tat: Porselen, cam veya bambu servis gereçleri kullanılmalıdır. Karbonatlı ılık suyla gargara yapmak tat reseptörlerini tazeler. İştahsızlık: Günde 3 büyük tabak bitirme baskısı yerine 5-6 kez, küçük porsiyonlu mini öğünler planlarız. Çorbalara eklenecek yumurta sarısı, kemik suyu veya zeytinyağı ile birkaç kaşık bile yüksek besin değerine dönüştürülür.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.