Neden bazı insanlar güzel bir şey olduğunda bile rahatlayamaz?

Zor zamanlarda kaygılanmamızı, çözüm aramamızı ya da gelecekte neler olabileceğini düşünmemizi doğal buluruz. Peki ortada belirgin bir sorun yokken neden aynı rahatlığı her zaman hissedemeyiz? Güzel bir haber aldığımızda, işlerimiz yolunda gittiğinde, ilişkimizde kendimizi iyi hissettiğimizde ya da uzun süredir uğraştığımız bir konu çözüldüğünde bile zihnimiz hemen yeni bir sorun aramaya koyulur. “Bu kadar iyi gidiyorsa kesin bir şey çıkacak!” düşüncesi çoğumuza hiç yabancı gelmez.
Bunun nedenlerinden biri, yalnızca yaşadıklarımıza değil, sürekli tekrarladığımız düşünme biçimlerine de alışmamızdır. Uzun süre boyunca durmadan bir şeyleri çözmek, yetiştirmek, kontrol etmek veya neler olabileceğini önceden hesaplamak zorunda kaldığımızda bu tutum gündelik hayatımızın bir parçasına dönüşebilir. Koşullar değişse bile düşünme alışkanlıklarımız aynı hızda değişmeyebilir. Gerçek sorun ortadan kalktığı hâlde zihnimiz kontrol edecek yeni bir konu aramayı sürdürebilir.
Bu durum kendini özellikle belirsizlik karşısında gösterir. Çoğumuz kötü ihtimalleri düşünmenin bizi hazırlıklı tuttuğunu sanırız. İlişkimizde her şey yolundayken bozulma ihtimalini aklımıza getirmek, işler iyi giderken maddi bir sorun çıkmasından kaygılanmak ya da güzel bir gelişmenin hemen ardından olumsuz ihtimalleri sıralamak bize bir çeşit kontrol duygusu yaşatabilir. Ama bir ihtimali durmadan düşünmemiz, o ihtimal gerçekleştiğinde onunla daha iyi başa çıkacağımız anlamına gelmez.
Burada tedbirli davranmakla durmadan olumsuz senaryo kurmak arasındaki farkı görmek gerekiyor. Tedbir somut bir şeydir. Bütçemizi düzenler, işimizle ilgili plan yapar, ilişkimizde bizi rahatsız eden bir konuyu konuşur ya da karşılaşabileceğimiz bir sorun için önlem alırız. Sürekli kaygılandığımızda ise çoğu zaman hiçbir çözüm üretmeden aynı ihtimali tekrar tekrar düşünürüz. İlki bugünkü davranışlarımızı düzenlerken, ikincisi daha yaşanmamış bir durumun bugünkü huzurumuzu bozmasına yol açabilir.
Kişisel gelişim alanında genellikle sorunlarla nasıl başa çıkacağımız üzerinde duruyoruz. Güçlü olmak, yeniden başlamak, motivasyonu korumak ve zor günlerin ardından toparlanmak sıkça konuştuğumuz konular. Oysa iyi zamanların tadını çıkarabilmek de geliştirmemiz gereken bir beceri olabilir.
Örneğin bir hedefe ulaştığımız anda yenisini belirlemek zorunda değiliz. Bir başarının ardından birkaç gün durup onun keyfini çıkarmamız gelişimimizi durdurmaz. İlişkimiz iyi gidiyorsa sürekli “Acaba ne zaman bozulacak?” diye düşünmek yerine o dönemin güzel yanlarını görebiliriz. Maddi açıdan daha rahat bir döneme girdiysek geleceği planlarken içinde bulunduğumuz rahatlığı da kabul edebiliriz. Bunlar dikkatsizlik ya da aşırı iyimserlik sayılmaz. Tam tersine, mevcut koşulları olduğu gibi görebilme becerisidir.
Bir başka önemli nokta da mutluluğu hep büyük olaylarla eşleştirmemek. Bazen hayatımızda önemli bir sorun yokken kendimizi yeterince mutlu hissetmediğimiz için huzursuz olabiliriz. Çünkü mutluluğu sürekli heyecan veren, enerjimizi yükselten ya da olağanüstü hissettiren bir duygu olarak düşünürüz. Oysa iyi hissetmek çok daha sıradan biçimlerde de karşımıza çıkabilir. İşlerin yolunda gitmesi, günlük düzenimizin sürmesi, sevdiğimiz insanlarla iyi anlaşmamız ya da gün içinde kendimizi sakin hissetmemiz de hayatın iyi dönemlerine dâhildir.
Tam da bu noktada kendimize basit bir soru sorabiliriz: Şu anda gerçekten çözmem gereken bir sorun mu var, yoksa henüz yaşanmamış bir sorunu mu düşünüyorum?
Bu sorunun cevabı, zihnimizdeki gereksiz yoğunluğu bazen daha açık görmemizi sağlar. Ortada gerçek bir sorun varsa onunla ilgili ne yapabileceğimizi belirleyebiliriz. Sorun yoksa da yeni ihtimaller üretip durmak yerine dikkatimizi içinde bulunduğumuz ana çevirebiliriz.
Elbette hayatın hep aynı şekilde süreceğinin garantisi yok. Hepimizin karşısına beklemediğimiz gelişmeler çıkabilir. Ama gelecekte bir sorun yaşama ihtimalimiz, bugün yolunda giden şeyleri yaşamamıza engel olmamalı. Kendimizi sürekli olumsuz bir gelişmeye hazırlamamız, o gelişmenin önüne geçmez.
Kişisel gelişimin biraz daha fazla üzerinde durması gereken konulardan biri de bu olabilir. İnsan yalnızca zor zamanlarda ne yapacağını değil, hayat yolunda giderken o hayatı nasıl yaşayacağını da öğrenebilir.
Çünkü bazen ortada çözmemiz gereken yeni bir sorun olmayabilir. Belki de sadece iyi giden hayatımızın o anki hâline alışmamız gerekiyordur.
Sende Yorum yap