Brüksel kulislerinde masa ortada: ‘Made in Europe” ve Türkiye’nin stratejik hesabı

Avrupa Birliği’nin kalbi Brüksel, bugünlerde sadece diplomasi koridorlarının hareketliliğiyle değil, küresel ticaretin korumacı duvarlar ardında yeniden tanımlandığı kritik kararların eşiğinde olmanın tedirginliğiyle çalkalanıyor. Tarihi Egmont Sarayı’nda DEİK ve European Business Summit (EBS) iş birliğiyle düzenlenen II. AB-Türkiye İş Zirvesi, tam da bu atmosferde Türk ekonomi yönetiminin ve iş dünyasının devasa bir çıkarmasına sahne oldu. Zirvenin odağındaki temel soru netti: AB’nin sanayisini koruma amacıyla gündeme getirdiği “Made in EU” (ya da Made in Europe) stratejisinde Türkiye nerede duracak?
Bolat’tan soğukkanlı diplomasi
Toplantı öncesinde Türk basın mensuplarıyla bir araya gelen Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Brüksel ile Ankara arasındaki 262 milyar avroluk rekor ticaret hacmine dikkat çekerek tablonun stratejik boyutunu gözler önüne serdi. Otomotivden sanayiye kadar AB’nin en kritik tedarik ortaklarından biri olduğumuzu hatırlatan Bolat, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi yönünde son derece olumlu ve yapıcı bir havanın bulunduğunu belirtti.
Dünyadaki ticaret savaşları karşısında AB’nin Türkiye’ye yakın durmak istediğini vurgulayan Bakan Bolat, Brüksel’de Türkiye aleyhine yürütülen bazı algı operasyonlarına da kapıyı kapattı. Türkiye’nin kesinlikle Çin sanayisinin AB pazarına sızması için bir “arka bahçe” olmadığını ifade eden Bolat, Avrupa Parlamentosu’nun taslak kararlarını soğukkanlılıkla karşılamak gerektiğinin altını çizdi. Nihai çerçevenin AB Konseyi, Avrupa Parlamentosu ve Komisyon arasındaki üçlü müzakerelerle şekilleneceğini hatırlatarak diplomasinin henüz bitmediğini işaret etti.
“Made with Europe”
İş dünyası temsilcileri de rakamlarla Brüksel’in çelişkilerini yüzüne vurdu. Koç Holding İcra Kurulu Başkanı Levent Çakıroğlu, Türkiye’nin Çin’in arka bahçesi olduğu iddiasını veriyle çürüterek; sadece otomotivde 26 milyar avro ihracat ve 26 milyar avro ithalatla 52 milyar avroluk son derece dengeli bir ticaret kurulduğunu vurguladı. European Round Table Genel Sekreteri Antony Gooch Galvez ise durumu özetleyen şu çarpıcı tespiti yaptı: “AB’nin 30 milyar dolarlık ticareti olan Meksika’yı dışlamamanın yollarını arayıp, yanı başındaki 250 milyar avroyu aşan Türkiye’yi dışlamaya çalışması akıl dışıdır.”
DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ da Brüksel’e somut mesajı verdi: “Avrupa, Türkiye’yi birlikte faaliyet gösterdiği ekonomik alanın dışında tutarak daha rekabetçi olamaz. Değer zincirlerine yeni sınırlar çizerek değil, bu zincirleri güçlendirerek büyür.”
Vizede kritik ay sonu
Türk tarafı, “Made in Europe” sürecine dahil edilmek karşılığında masaya yapıcı öneriler koymaya da hazır. DEİK Başkanı Nail Olpak, Türkiye’nin kamu ihalelerini AB firmalarına açması yönündeki adımlara iş dünyası olarak destek vereceklerini belirtti.
Bununla birlikte, Doğuş, Trendyol, Ford, Toyota ve Koç gibi devlerin desteklediği zirvede en hayati başlıklardan biri de vize serbestesiydi. Türk iş dünyası, Ankara’nın kalan eksik kriterleri ay sonuna kadar tamamlayarak AB tarafının elindeki mazeretleri kaldırmasını bekliyor.
Sonuç: Yakın markaj şart
Görünen o ki “Made in Europe” konusunda henüz hiçbir nihai karar alınmış değil. Kararın İrlanda’nın dönem başkanlığının biteceği 3 Aralık 2026’dan önce çıkması da beklenmiyor. Türk iş dünyası ve diplomasisi için şimdi görev; sadece Brüksel’de değil, Türkiye’de yatırımı bulunan Avrupalı devleri de yanına alarak tüm AB başkentlerinde yakın markaj presini sürdürmektir.
Sende Yorum yap