s

Adresini şaşıran uzun paslar

Heyecanlı, coşkulu, gayretli bir Galatasaray izledik. 28’de Batrakov’la golü buldu Cim-Bom. Buna karşılık Barcelona hiç heyecanlanmadan, sakinliğini koruyarak, geriye düştüğü maçta kendi oyununu dayatarak gösteriyi sürdürdü. İstanbul’a gelene kadar oynadıkları 9 resmi maçtaki ortalama gol sayısı 4,3’tü. Yenik duruma düştükleri Galatasaray maçında yine aynı ortalamayı tutturdular.

Bu hazin yenilginin temel gerçeklerinden biri Uğurcan, Sanchez, Jakobs ve Eren’in uzun top isterisine yakalanıp, saydığım dakikaya kadar 31 uzak pasın 24’ünde topu Barcelonalılara (!), 7’sini öndeki arkadaşlarına ulaştırmasıydı.

Sağ bek Barış Alper Yılmaz, Cancelo ve Gordon’un sol kanattaki etkili hamlelerine karşı, rakiplerinin yolunu kesmekte yetersiz kaldı. Topu kazanıp fizik gücü ve hızıyla topu rakip yarı alana taşıması bekleniyordu. Olmadı. Sağ kanattaki Yunus durgun, soldaki Leao etkiliydi. Ev sahibinin en verimli oyuncusu tek golün sahibi Batrakov’du.

Uzun pas sevdasından da önemli gördüğüm arıza Galatasaray’ın savunma güvenliğinin giderek azalmasıdır. Süper Lig’de de sıkça tekrarlanan arızalar korkarım ki Galatasaray’ın iç hat ve dış hat yolculuklarında daha da sıkıntı yaratacak. Bir şey daha: Torreira ve Lemina da bilinen değerleriyle oyuna katılamadılar. Fizik güçlerindeki yetersizlikler, zor maçlarda olmadık arızalara yol açıyor.

Elbette saygı duyulacak bir konuğu ağırladık. Transfere harcadıkları para filan hiç de önemli değil. Ama böylesine güçlü bir takımı 25,3 yaş ortalamasıyla dünyanın 1 numarası konumuna taşımak… İşte “süper” (üstün) yönetim becerisi… Hansi Flick’i de alkışlamalıyız.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.