s

‘Sahte gelinler’in niye sonu gelmiyor?

Televizyonların gündüz kuşaklarında yayınlanan evlilik programları ne zaman kaldırıldı?

2017 yılında...

Televizyon kanalları, evlilik programlarından doğan boşluğu ‘Gerçek Yaşamlar’ adlı yeni bir kategori ile doldurdu.

Fırsat buldukça ‘yurdum insanı’ nelerle uğraşıyor, neleri dert ediniyor diye izliyorum.

Ekranlardaki evlilik programları bitti, ama ‘yurdum insanı’nın evlilik hayalleri bitmedi.

‘Gerçek Yaşamlar’ın evlilik programlarıyla alakası yok. Ancak, gündüz kuşaklarındaki canlı yayınlarda orta yaş ve üstü erkeklerin evlilik vaadiyle nasıl dolandırıldıklarına dair bolca malzeme var...

‘Sülün Osman’ı aratmayan sahtekârlar, sosyal medya üzerinden temas kurdukları ‘sahte gelin’ tuzaklarıyla ‘yurdum insanı’ndan bayağı para kazanıyor.

Sahte akraba, sözde teyze, hala veya komşu rolündeki kişiler aracılığıyla kurulan ‘sahte gelin’ tuzağına düşenler, altın, para ve değerli eşyalarını kaptırdıktan sonra dolandırıldıklarını anlayınca soluğu Esra Erol ile Didem Arslan Yılmaz’ın programlarında alıyor, ama iş işten geçmiş oluyor.

Çünkü minareyi çalanlar kılıfını hazırlamış oluyor.

Mağdurlar stüdyoda dertlerini anlatıyor, canlı yayına katılan ‘sahte gelinler’ ve onlara aracılık edenler ise hep ‘masum’u oynuyor, uydurdukları türlü türlü bahanelerle zeytinyağı gibi suyun üstüne çıkmaya çalışıyor.

Mağdur olanlar ve mağdur edenler değişiyor, ama ‘sahte gelin’ dolandırıcılığının klasik senaryosu değişmiyor, her seferinde de sahtekârlar istedikleri sonucu alıyor.

Yıllardır birçok insan ekranlara çıkıp, bu konuda dert yanmasına rağmen sahte gelin çeteleri ağlarına yeni avlar düşürmekte zorlanmıyor.

Emniyet güçleri ve jandarma, ülke genelinde bu tür suç şebekelerine yönelik sık sık operasyonlar düzenliyor, ama ‘sahte gelin’ sorunsalı bir türlü bitmiyor.

Birçok çete mensubu yakalanıp, hapse girmesine rağmen tıpkı ‘telefon dolandırıcıları’ gibi ‘sahte gelinler’in de sonu gelmiyor.

Nizam Eren, sinema anılarını kitaplaştırdı

Dizi, film ve müzik sektöründe yıllarca çalışanların anılarını yazdıkları kitapları okumaktan büyük keyif alırım. Çünkü bu sayede sadece bilmediklerimi öğrenmekle kalmaz, ilginç bulduklarımı da yazı konusu yaparım...

37 yıl sinema sektöründe çalışan iletişim uzmanı Nizam Eren, ‘18+18 Hikayesi Olan Filmler’ adlı bir kitap yazdı. Özen Film’den ayrıldıktan sonra kurduğu iletişim şirketiyle sinema sektörüne hizmet veren Eren’in yaşadıklarını anlattığı kitap, Türk Sineması’nın kamera arkası gibi... İşte Prof. Dr. Emre Kongar ile Özen Film’in sahibi Mehmet Soyarslan’ın ön sözünü yazdığı kitapta Nizam Eren’in yer verdiği ilginç konular:

‘Son Osmanlı-Yandım Ali’ filminin afişinde unutulan oyuncu...

‘Eve Giden Yol 1914’ün Suriye setindeki olaylar...

‘Büyü’nün galasındaki yangında ölümden dönenler...

‘Temel İçgüdü’nün toplatılması, makaslanan ve sansüre takılan filmler...

2004 yılında Türkiye’ye gelen Amerikalı yapımcı Beni Atoori’nin, ‘20 milyon dolarlık Hollywood projesi’ diye Türk medyası, ünlü oyuncuları ve sinemacıları dolandırması...

‘Şeytan’ filmi kopyalarının havalimanı hangarında yanması...

Editörlüğünü Rıza Kıraç’ın yaptığı kitapta; sinema sektöründe dağıtımcı, işletmeci, salon sahibi, yapımcı ve set çalışanını ilgilendirecek birçok olay var.

GÜNÜN SÖZÜ

“İnsanı en çok yaralayan şey fiziksel acı değil; haksızlığın ve mantıksızlığın verdiği ruhsal ıstıraptır.” (Viktor Frankl)

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.