Trump’ın en büyük hatası kendisi!..

Kasımdaki kritik seçimler yaklaşırken anketlere göre; ABD Başkanı Trump’ın durumu yer çekimi ivmesi daha çok... Destek hızlanarak aşağıya doğru düşüyor... Bunun tersine dönüp yukarıya doğru ivmelenmesi için de Trump, hiç istemediği halde bulaştığı İran bataklığından bir zafer çıkışı arıyor... Elinde olsa zamanı geriye sarar, asla bulaşmazdı kesinlikle... İran savaşı çıkmadan önceki oy oranları bu seviyelerde değildi zira... İran savaşı ve ona bağlı olarak ortaya çıkan ekonomik anlamdaki olumsuz neticeler Trump’a olan desteği hızla törpüledi.. Trump isehâlâ, konuşmalarında, açıklamalarında İran’ı büyük ölçüde yenilgiye uğrattıkları iddiasında ve “Bizim için oldukça kolay oldu” gibisinden sözler sarf ediyor... Daha yeni Ohio’daki mitingde de içinde bulunduğu çıkmazı, sıkıntıyıgeçiştirmek, olayı hafifletmek adına İran'ın anlaşmak istediğini ancak bunu nasıl yapacağını bilmediğini belirterek şunları dedi bir de:
“İran’ın hiçbir şeyi kalmadı. Liderleri de yok. Sorun da bu zaten. Liderler konusunda fazla ileri gittik çünkü artık kiminle muhatap olacağımızı bilmiyoruz... Birinci aşamada durmalıydık...”
Oysa savaş başladıktan sonra Trump’ın söyledikleri ise şunlardı:
“Artık rejimi değiştirdik. Bize daha yakın yapıda olan bir rejim söz konusu...”
Aynı Trump bugün de diyor ki; liderleri öldürerekhata yaptık, konuşacak muhatap bulamıyoruz!..
★ ★ ★
Bu hatanın nasıl yapıldığı, gerçekleştiği de herkesçe bilinen bir durum... Trump, kendi kurumu olan CIA yerine MOSSAD ve Netanyahu’ya inandı, daha doğrusu onların oyununa geldi. Amerikan basınında yer alan haberlere ve istihbarat raporlarına göre; ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA), İran’ın iç dinamiklerini analiz ederek lider kadrosunun öldürülmesinin rejimi çökertmeyeceğini, aksine kaosa ve Amerikan çıkarlarına yönelik kontrolsüz misillemelere yol açacağını defalarca rapor etti. Ancak Trump, kendi istihbarat teşkilatına “derin devlet” şüphesiyle yaklaştığı için bu uyarıları ciddiye almadı... MOSSAD’ın hazırladığı ve İran’da “rejim değişikliğiyle sonuçlanacak halk ayaklanması” vadeden bir hayali planı Netanyahu bizzat Trump’a sunarak ikna etti. Trump, kendi kurumları yerine Netanyahu’nun “birkaç haftada zafer” sözlerine inanmayı seçti... Ya da Trump kendi devlet mekanizmasını devre dışı bırakıp, bölgesel çıkarları doğrultusunda hareket eden Netanyahu ve MOSSAD’ın yönlendirmelerine teslim oldu. Bu da hiçbir devlet adına kabul edilemez bir durum... Hele de dünya liderliğine oynayan ABD için... Gelinen noktada da MOSSAD’ın vadettiği iç isyan ve rejim değişikliği senaryosunun tamamen çöktüğü, hatta tersine İran halkının ülkesine nasıl sahip çıktığı da ortada... Trump’ın mitinglerde bizzat “Liderleri öldürmekte çok ileri gittik, artık kiminle konuşacağımızı bilmiyoruz” diyerek yakınması, pişmanlık ifadeleri deCIA’in haklı çıktığının ve İsrail'in sunduğu istihbarat stratejisine inanarak hata yaptığının en somut kanıtı...
Trump, savaşın 17’nci gününde Oval Ofis’teki basın toplantısında bir başka hata olarak da İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarının kendisi için beklenmedik olduğunu itiraf etmişti... Hürmüz Boğazı konusunda da Trump, çok net hatalar ve yanlış hesaplamalar yaptı. Bu durum hem diplomatik bir çıkmaza yol açtı hem de ABD’nin bölgedeki müttefikleriyle ilişkilerini gerdi.
★ ★ ★
Trump’ın İran bataklığına saplanarak seçimlerdeki şansını nasıl zora soktuğu ortada... Yaptığı açıklamalarla sanki İran'ı çaresiz, aciz göstermek ve kendisini haklı çıkaracak bir zemin hazırlamak istiyor olabilir ama görüntü de net: İran savaşsa savaş, müzakereyse müzakere diyor... Şu anda çıkış yolu arayan da İran değil ABD... Böyle bakıldığında da Netanyahu’nun ve ABD’deki Siyonistlerin gazıyla İran ile savaş kararı alan Trump’ın daha en baştan hata yaptığı açık. İstemediği bir savaşa girdi ve resmen İsrail'in vekil savaşçısı konumuna düştü üstelik... Kandırıldığı, MOSSAD’ın istihbarat bilgilerinin de boş, tezgâh olduğu ortaya çıktı... Ki bu ABD’yi Orta Doğu’da büyük bir stratejik çıkmaza sürükleyen en büyük dış politika hatası olarak kabul ediliyor. Netanyahu’ya öfkesinin, kızgınlığının nedeni de bu zaten. Ama geçmiş olsun artık... Eğer İran savaşı olmasaydı Trump bu kadar düşük oy oranına sahip olmazdı bu kesin. Geri döndürmeye çalışıyor ama kolay değil. Ciddi itibar kaybı ve Netanyahu’ya, İsrail'esöz geçiremeyen bir ABD Başkanı görüntüsü Trump’ın yaratmaya çalıştığı “güçlü adam” imajıyla çelişiyor... Bu gerçekliğe bakıldığında da Netanyahu’ya inanmakla, Trump’ın en büyük hatası kendisi aslında...
Categories: Trump’ın en büyük hatası kendisi!..
Sende Yorum yap