Özge Özder: Çocuğun iyi olduğu alanda elinden tutmalıyız
Oyuncu Özge Özder, kızı Luna ile 0-5 yaş arası çocuklar için bir kukla tiyatrosu sahneliyor. Sırada çizimlerini kızının yaptığı bir masal kitabı var. Özder “Çizime karşı ilgisi hep vardı. Genelde çocuğun geri olduğu konuyu tamamlamaya çalışırız. Ama aslında çocuğun çok iyi olduğu alanda elinden tutulması daha doğru. Zaten iyi deyip görmezden gelmek yanlış” diyor

Anne - baba olmak bazen insanın yıllar önce kurduğu bir hayalin peşinden gitmesine neden oluyor. Tıpkı oyuncu Özge Özder’in kızı Luna doğduktan sonra, edebiyat bölümünde yeniden öğrenciliğe başlaması gibi. Özder kızından ilham alarak yazdığı ve İndigo Çocuk etiketiyle yayımlanan “Ay Perisi Luna” isimli çocuk kitapları serisi ile SMA’lı çocukların tedavilerine destek veriyor. Sırada çizimlerini kızının yaptığı yeni bir masal kitabı var. Aynı zamanda kızının da istediği zaman dahil olduğu “Vay! Dedi Baykuş!” isimli kukla tiyatrosunun kasım ayında yeni sezonuna başlayacaklar. Özge Özder ile hem yeni projelerini hem de bu yaratıcı annelik serüvenini konuştuk.
■ Her alanda oldukça üretken bir ailesiniz. Nasıl oldu bu?
Eşim profesyonel sporcuydu, fakat müziğe ilgisi her zaman büyüktü. Ben de ona hayalinin peşinden gitmesini söyledim. Evlendikten sonra müzik hayatı da başladı böylelikle. Beraber bir şarkı yaptık. Hiç öyle bir planımız yokken milyonlara ulaştı düetimiz. Böylelikle müzik yolculuğumuz başladı. Sonra hamileliğim sırasında bir YouTube kanalı açtım. Pandemide konserler yaptık. Yani çok organik bir şekilde gelişti. İçinde strateji yoktu. İçimizden geleni paylaştık ve bu insanlara ulaştı. Kızımız da her yerinde sanatın olduğu böyle bir eve doğdu. Büyüdükçe çok hevesli olduğunu gördük. “Ben de şarkı söylemek istiyorum, ben de tiyatro yapmak istiyorum,” diyen bir çocuk oldu.
“Uzmanlara danıştım”
■ Anne kız bir tiyatro oyununuz var. Nasıl karar verdiniz?
Geçen yıl bana bir çocuk oyunu teklifi geldi. Şehir tiyatrosu sanatçısıyım ama uzun yıllardır çocuk oyunu oynamıyordum. Londra’dan gelen bir yönetmen, 0-5 yaşa özel, bebeklere de bir şeyler anlatan, konuşmanın çok olmadığı, merak duygusunu merkeze alan bir oyun önerdi. Hiçbir dijital şov da yok, tamamen yaratıcılığa hizmet ediyor. Dolayısıyla bu proje bana geldiğinde hiç aklımda yokken çok hoşuma gitti. Kızımla da bir şeyler yapmak istiyordum. Böyle bir anıyı bir daha nerede yakalayacağım. Profesyonel bir sahnede oynuyoruz. Bunu uzmanlara da danıştım. Çünkü onun duygusal dünyasına zarar vermek istemiyorum. Onlardan da onay alınca projeye başladık. Senaryoda açılışı ve kapanışı Luna yapıyor. İstemediği anda sahneye çıkma zorunluluğu yok, bu şekilde anlaştık. Çıkmazsa Londra’daki versiyonda olduğu gibi tek başıma yapabilirim. Ama bugüne kadar hep çok keyifle istedi. Çok çabuk adapte oluyor. Çok fazla prova gerektiren bir süreç de değil. Bu sezon kasım ayında yeniden sahnelemeye başlayacağız.
“Velileri hep uyarmışımdır”
■ Kendisi mi istedi bu sürece dâhil olmayı?
Luna’nın hayaliydi zaten sahnede olmak. Her şey onun yönelimine göre şekilleniyor bizde. Örneğin çizime karşı ilgisi hep vardı. Her an her yerde bir kâğıt ve kalem ister ve bir şeyler çizer. Çok meraklı olduğu için bir resim hocası ile çalışmaya başladık. Kendim de drama öğretmenliği yaptığım için, çocukları o kurstan o kursa koşturmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Bunu yapan velileri hep uyarmışımdır. Çocuklara kendi hayallerimizi empoze etmemeliyiz. Benim de ebeveynliğe bakış açım bu şekilde değil. Onun kendi yönelimlerini desteklemeye çalışıyorum. Biz genelde çocuğun geri olduğu konuyu tamamlamaya çalışırız. Tabii ki ihtiyacı olan yerleri destekleyelim ama aslında çocuğun çok iyi olduğu alanın elinden tutulması daha doğru. Zaten iyi deyip görmezden gelmek yanlış.
■ Reklam ya da dizilerde yer almasını ister misiniz?
Bunu ilerde isterse kendi seçebilir ancak. Ben onu ilgisi dahilinde sanata yönlendiriyorum. Bebekken bir reklam filminde oynamıştık. Bundan sonra da aile olarak içimize sinen bir proje olursa neden olmasın. Ama özellikle ajanslara ya da sete göndermek istemiyorum. İlerde istediği buysa kendi istediği şeyi keyifle yapması önemli benim için.

Kitap gelirleri SMA’lı bebeklere
■ Bir de kitap projeniz var. Çocuk kitabı serisi yazdınız. Sonuncusunda kızınızın da çizimleri var?
“Ay Perisi Luna” serisini yazdım ve bu kitabın tüm geliri SMA’lı bebeklerin tedavisi için kullanılıyor. Hamileliğimde niyet etmiştim böyle bir şeye. Şimdiye kadar yaptığımız bağışlarla üç bebeğin tedavisi tamamlandı. Üçüncü kitapta isimleri de geçiyor. Ömrüm olduğunca bu seriyi yazmaya devam edeceğim, belki benden sonra Luna yazmaya devam eder. Bu benim Luna’ya bıraktığım bir iyilik mirası. Son kitabım da “Ses.” Yağmur Karabudak resimledi. Luna’dan esinlenerek yazdım, çocukların sanata yakın olmasıyla alakalı bir kitap. Bir kısmında kendi çizimleri de var. Şimdi sırada “Kalp Acıyınca”, “Serçe ile Civciv” ve “Hayat Ağacı” kitaplarım var, “Hayat Ağacı”nın tüm çizimlerini kızım yaptı.
■ Annelik yaratıcılığınızı başka bir boyuta taşıdı diyebilir miyiz?
Okumayı ve edebiyatı hep çok severdim, Luna’dan sonra üretmeye de başladım. Şiir, öykü ve düz yazılardan oluşan yetişkinlere yönelik bir kitap da çıkacak ileride.

“Ben ona rehber olayım”
■ Günümüzde farklı ebeveynlik hâllerinden söz edebiliyoruz. Siz kendinizi hangi tarafta görüyorsunuz?
Çocukların sınırlara ihtiyacı vardır ama çok ket vurulmasını da doğru bulmuyorum. Sınırları olan ve hoşgörülü bir aile olmak çok mühim. Bazen başka bir yerde uyumak gerekir, bazen başka bir şey yiyebilir, arada şeker yemek çocukluğa dairdir. Esnemek iyidir. Ama tabii ki belli kurallar ve sınırlar gereklidir. Bizim evde de kurallarımız var. Kızımı doğru gözlemleyip doğru bir yol gösterici olmaya çalışıyorum. Ne yapmaktan hoşlanıyor ve kendini nasıl ifade edebilir? Ben anne olarak bunu nasıl besleyebilirim buna bakıyorum. Kendi kimliğini keşfederek yaşamasını ümit ediyorum çünkü ben annem sayesinde öyle büyüdüm. Bulmak istediğini bulsun, ben de ona rehber olayım.
“Yemek yerken ekranı kestim”
■ Luna tam oyun çağında. Oyun oynamakta zorlanıyor musunuz? Ekranlarla ilişkiniz nasıl?
Eşimle aramızda güzel bir denge var. O profesyonel sporcu olduğu için, daha hareketli, atlamalı, zıplamalı oyunları çok seviyor. Benimle de daha sanat, dans, yemek yapma gibi faaliyetleri yapıyor. Birlikte çok kitap okuyoruz. Bolca vakit geçiriyoruz. Hayatımızda tablet ya da telefon yok. İzlediği çizgi filmleri var. Ama küçükken yemek yedirmek için çizgi filmleri kullanıyorduk; çünkü Luna da benim gibi yemekle arası olan bir çocuk değil! Ama bir gün bu işin riskli olmaya başladığını görünce bıçak gibi kestim yemek yerken ekranı.
“Seveceğim bir işte olmak istiyorum”
■ Yeni projeler var mı yakında?
Şu an görüştüğüm ve okuduğum şeyler var. Önümüzdeki sezon seveceğim bir işte olmak istiyorum çünkü kamera önünde olmayı çok seven biriyim. Luna’yla yaptığımız çocuk oyunu ve kendi oyunum “Gidion’un Düğümü” devam ediyor.
Sende Yorum yap