Aramıza giren kir, Barrack ve Miçotakis…

ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi üyesi Rick Scott, bu hafta Atina’dan Türkiye’ye parmak sallayan açıklamalar yaptı. “Türkiye NATO üyesi gibi davranmıyor”, “Yunanistan’ın hava sahasını ihlal ediyor.”
ABD’li makamlar da gayet iyi biliyorlar ki, Türkiye asla Yunanistan’ın 6 millik hava sahasını ihlal etmez. Yunanistan dünyadaki tek kara suları ve hava sahası farklı ülke olarak tartışmalı 6 milin dışında kalan, 4 millik alanda yapılan uçuşlara ihlal der.
Açıklamayı ilk okuduğumda “Klasik ABD cahili” diye düşünmüştüm ama iş başkaymış.
Karşımızda cahil değil tepeden tırnağa kire bulanmış birisi var.
Rick Scott, ABD Senatosu’nun en zengin adamlarından birisidir.
Yunanistan ve Güney Lefkoşa’da lobisini yaptığı ABD enerji devleri ExxonMobil ve Chevron hisselerinin yatırımcısıdır.
Elinde sadece hisse senetleri yok aynı zamanda her iki şirketin de ağırlıklı olarak yer aldığı Energy Select Sector SPDR Fon’una milyonlarca dolar yatırım yapmış birisi.
Bir adım ötesi bugün Atina ve Güney Lefkoşa’da lobisini yaptığı bu enerji şirketlerinin siyasi aksiyon komiteleri (PAC) aracılığıyla Scott’un seçim fonlarına yasal sınırlardan maksimum düzeyde doğrudan bağışlar aktarılmış.
Bu yazdıklarımın hepsi ABD medyasında yapılmış haberlerden derlendi.
Portföyünde ExxonMobil ve Chevron hisseleri taşırken, Senato’da doğrudan bu enerji şirketlerinin Akdeniz yatırımlarını koruyacak dış politika hamleleri yapan, bu konuda yasa tekliflerine imza atan ve “çıkar çatışması” eleştirileri alan birisinden söz ediyoruz.
Böyle birine kirli denmez de ne denir?
75 deyince aklınıza ne geliyor senatör?
Birisini kirli olarak itham etmeden önce derinlemesine araştırırım, Rick Scott’u da araştırdım elbette.
1997 yılında FBI, Maliye ve federal sağlık kurumları, Rick Scott’un CEO’su olduğu, 350 hastane, 550 evde bakım merkezi ve yüzlerce tıbbi işletme bir sağlık devi olan Columbia/HCA tesislerine eş zamanlı baskınlar düzenlediler.
Suçlama, Scott’un CEO’su olduğu şirketin yaşlılar ve dar gelirlilere verilen Medicare ve Medicaid sağlık sigortası sistemlerini sistematik olarak dolandırdığı, faturaları şişirdiği ve doktorlara yasa dışı komisyonlar ödediği suçlamasaydı.

Soruşturma büyüyünce şirketin yönetim kurulu Rick Scott’u CEO’luk görevinden istifa etmeye zorladı. Scott, şirketten yaklaşık 10 milyon dolar nakit ve 300 milyon dolar değerinde hisse senedi içeren devasa bir tazminat paketiyle ayrıldı.
Şirket, 14 ayrı suçu kabul edip, 1,7 milyar dolar para cezası ödemeyi kabul etti.
Rick Scott Federal Hükümet tarafından suçlanmadı ama Florida’da bu konuyla alakalı görülen bir dava için 27 Temmuz 2000’de ifade verdi.
İfadesi çok açıklayıcı oldu, tam 75 kere “Avukatımın tavsiyesi üzerine, ABD Anayasası’nın 5. Maddesi kapsamındaki hak ve ayrıcalıklarımı ileri sürerek bu soruyu yanıtlamayı saygıyla reddediyorum” dedi.
O tarihten beri Scott’un girdiği tüm seçimlerde rakipleri bu “75 kez sessiz kalma” tutanağını TV reklamlarında ve mitinglerde kullandılar.
Adam hakkında federal düzeyde suçlama yapılmamış olması masumiyetini göstermiyor.
ABD medyasında hükümetin, bireyleri hapse atmak yerine şirketi köşeye sıkıştırarak 1,7 milyar dolarlık devasa bir cezayı garantilemeyi önceliklendirdiği, şirket yönetiminin federal müfettişlerle tam bir iş birliği sürecine girdiği, kurumsal reform sözü verdiği yazılmış. Bir diğer gerekçe de savcıların şirketlerdeki yolsuzluklarda CEO’yu direkt suçlayacak (smoking gun) diye tanımlanan suçüstü belgesi bulamaması olmuş.
Tom Barrack’ın payına düşen…
ABD Başkanı Donald Trump ve açıklamaları zaman zaman sorunlu olsa bile Büyükelçi Tom Barrack, Washington’ın Türkiye sokaklarındaki imajını dipten yukarılara doğru taşımayı başardılar. Müttefiklik duygusunun tam da pekiştiği bir dönemde kirli adamların, kişisel servetlerini katlamak için yaptıklarının Beyaz Saray tarafından bilinmesi gerekiyor. Ankara, Washington’dan başta F-35’lerinteslimi olmak üzere çeşitli adımlar beklerken, çıkar çatışmasında olduğu ayan beyan belli olanABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi üyesi Rick Scott’un bizzat ya da diğer komitelerdeki etkisine takılmamalı.

Miçotakis’in payına düşen…
Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in de Rick Scott olayından çıkarması gereken önemli dersler var. Senatör Rick Scott’un bu işlerinin ardındaki tek motivasyon para değil ABD Temsilciler Meclisi üyesi, Yunan asıllı Gus Bilirakis ile kurduğu ilişki de dikkat çekici.
ABD’deki Ermeni lobisine kalsaydı, bölgemizde asla barış olmayacaktı,
ABD’deki Yunan lobisi de bu konuda farklı değil. Türkiye ile diyalogla sorun çözmeyi geri çevirme eğilimindeler. Yasa tasarılarını falan geçtim, Atina’daki toplantılarda sık sık dile getirdiğim, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk için “Soykırım zanlısı” yazan sitenin ucu da ABD’deki Yunanistan lobisine uzanıyor.
Türkiye ile Yunanistan, barışabilir, savaşabilir, bunlar için sebepler sıralanabilir.
Ancakkirli adamların servetlerine servet katmak için yaptıkları ne savaşın ne de barışın gerekçesi olamaz...
Sende Yorum yap