Romantizm değil Balkanlar zamanı…

Sırbistan’da iktidar değişti, “Öğrenciler listesi” ülkede seçimleri kazandı.
Bir yanıyla çok romantik ama diğer yandan son derece riskli bir dönem başlıyor.

Öğrenciler, solculardan sağcılara, çevrecilerden teknokratlara kadar çok geniş bir tabanı birleştirdiler ama ülkeyi, kim, hangi kadrolarla nasıl yönetecek özellikle dış politikada neler olacak belli değil.
Öğrenciler, geçmişte Kosova konusunda verilen diplomatik tavizleri bile kabul etmediklerini açıklamış, Kosova’daki Sırp nüfusu ve inanç merkezlerini aktif olarak koruyacaklarını söylemişlerdi.
Protesto gösterileri düzenlemek ve manifestolar ilan etmek elbette ülke yönetmekten kolay.
Kaldı ki, zorlu kararların altına imza atması gerekecek yeni seçilmişler, öğrencilerin iradesi ve idaresini ne kadar kabul edecekler, bunu da bilmiyoruz.
Kosova kadar önemli bir mesele de Bosna-Hersek’in kurucularından birisi olan Sırp Cumhuriyeti ile ilişkilerin nasıl olacağı.
Ayrılıkçı Dodik hareketine karşı Belgrad nasıl bir yol izleyecek? İzlenecek bu yol, Bosna-Hersek’in tamamını nasıl etkileyecek?
İktidar paylaşılabilen bir olgu değildir, bir süre sonra öğrenciler ile öğrenciler listesinden seçilenlerin karşı karşıya geleceği, istihbarat teşkilatı ve ordunun yeni gelenlere ne kadar uyum sağlayabileceği şimdilik belirsiz olan başlıklar arasında duruyor.
Bir devrimi başlatan ve savunan idealist kadroların, devrim başarıya ulaştıktan sonra güç savaşları veya radikalleşme nedeniyle yine o devrimin liderleri tarafından tasfiye edilmesini anlatan “Her devrim önce kendi çocuklarını yer” sözü Fransız ve Sovyet devrimlerinde gerçek olmuştu.
Sırbistan’da nasıl olacağını birlikte göreceğiz...

İki fotoğraf arası savaş olur mu?
Kasım ve aralık aylarında çekilmesi muhtemel iki fotoğraf karesi var.
İlk kare çekilebilirse 18-19 Kasım tarihlerinde Çin’in Shenzhen kentinde düzenlenecek olan Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Zirvesi’nde çekilecek.
Bir masanın etrafında Rusya-ABD ve Çin dünyanın geleceğini konuşacak.
Bu üçlü zirve fikri Putin’den çıktı, Trump masaya oturma fikrini geri çevirmedi, Çin daha net bir tavır açıklamadı.
3 Kasım ara seçimlerinden mağlubiyetle çıkacak, Senato’yu da kaybederse koltuğu sallanacak Trump için böyle bir kare çok önemli olabilir.
İkinci ve yine Trump için çok önemli olacak fotoğraf 14-15 Aralık’ta, Miami’de, G20 Liderler Zirvesi sırasında çekilebilir.
Trump, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ve Rusya Devlet Başkanı Putin’in imza atacağı bir ateşkes anlaşmasında masada ortada oturan isim olmak istiyor.
Peki 3 Kasım’da seçimlerden çıkacak olan Trump, İran meselesini nasıl halledecek?
Bu sene yaşadığımız tecrübe yeni bir savaşın 2 haftada bitmesinin mümkün olmadığını gösteriyor.
İran ile savaş devam ederken Çin’de üçlü bir zirve yapılamaz.
Çin’de dünya barışı konuşulduktan sonra ABD hemen savaşa dönemez, dönerse Miami’de Rusya ile Ukrayna arasında ateşkesi sağlayan adam olamaz.
ABD Başkanı, kendisine seçim kaybettiren İran’dan intikam almayı mı seçecek, yoksa seçim sonuçlarının kalan dönemine vereceği zararı dünya lideri görüntüsü vererek aşmaya mı çalışacak?
Brezilya’ya atılan ABD tohumu
Brezilya’daki seçimlerde yarışan iki adaydan biri seçimi kazandı demek büyük bir yanlış olur.
1970’lerde Brezilya nüfusununsadece yüzde 4’ünü oluşturan Evanjelikler, bugün nüfusun yüzde 30’undan fazlasını temsil ediyorlar.
Bu dönüşüm durduk yere olmadı.
Latin Amerika’da Katolik Kilisesi içinden doğan Kurtuluş Teolojisi adlı hareket İncil’i yoksul hakları ve sosyal adalet üzerinden okumaya başladı.
Zamanın ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Kissinger bu durumundan büyük rahatsızlık duydu.1969 yılında İş dünyasından Nelson Rockefeller’ın 1969’daki bölge gezisinden sonra verdiği Katolik Kilise artık müttefikimiz değil raporundan sonra da düğmeye basıldı.
ABD merkezli Evanjelik misyonerler, TV ve radyo vaizleri büyük fonlarla Brezilya’ya gönderildi. Yerel dilde yayın yapan matbaalar ve radyo ağları kuruldu. Köyden kente göç eden ve favelalara sıkışan yüzbinlerce kişiye Evanjelik kiliseler sahip çıktı.
2026’da gelinen durum şu: Başkanlık kaybedilse deparlamento seçimlerinde Evanjelik blok büyük bir zafer kazandı. Federal Senato seçimlerinde de Bolsonaro’nun Liberal Partisi tek başına yasama süreçlerinde veto ve anayasa değişikliği teklifi sunma gücünü elde etti.
Nüfus artış hızına bakacak olursak gelecekte Brezilya’da kontrol tamamen Evanjelik lobisine kalacak.
Sende Yorum yap