Sisi’nin seçimi…

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’nin son döneminde görev süresi 2030’da bitecek.
Kahire’nin 2030’a kadar çok kısa vadeli ve 2030 sonrası kısa vadeli güvenliği elbette Mısır Cumhurbaşkanı’nın ilk sırada ele aldığı konudur.
Biz konuya daha çok Ankara-Kahire ilişkileri üzerinden bakıyoruz amaolup biteni anlamak adına Sisi’nin ne gördüğünü ve hissettiğini de konuşmamız lazım.
★ ★ ★
Mısır Cumhurbaşkanı şu an Doğu Akdeniz’de İsrail-Yunanistan-Kıbrıs Rum Kesimi çizgisinde duruyor, bu yönde açıklamalar yapıyor.
Bunun sebeplerine bakalım:
Öncelikle Mısır, İsrail ile çatışma istemiyor, 1979 Anlaşması’na bağlı kalmaya çalışıyor.
Belli ki bu çok kolay olmayacak.

İsrail aşırı sağının Mısır’a bakışındaki en güncel durumu anlamak adınaMaliye Bakanı Smotrich’in 1973 Savaşı anma etkinlikleri öncesinde söylediklerine bakmak lazım.
Aşırı sağcı Maliye Bakanı, Sisi yönetimine güvenmediğini belirterek, “Mısır’ın bize saldırmasını ne engeller? Eğer bize saldırırlarsa en azından bir daha Sina diye bir yer olmayacağını bilmeleri”cümlesini kurdu.
Kahire, bu sert açıklamayı seçim popülizmine bağladı ama gerçekçi olmak lazım.
İsrail aşırı sağı, soykırımın başından beri Gazze Şeridi’nin tamamen ilhak edilmesini ve Filistinli nüfusun Mısır’ın Sina Yarımadası’na sürülmesini savunuyor.
Sadece bu değil, İsrail, Mısır’ın egemenlik haklarını çiğneyerek Gazze sınırındaki Philadelphi Koridorunu denetimi altına aldı. Mısır Cumhurbaşkanı’nı sınır güvenliğini sağlamakta zayıf ve güvenilmez bir aktör gibi gösterdi.
İsrail’de aşırı sağ her 17 yılda bir nüfusunu ikiye katlıyor.
Bu şartlar altında 2050’de Mısır’ın İsrail’e karşı güvenliği nasıl sağlanacak?
Kahire ile Tel Aviv karşı karşıya geldiğinde Atina ve Güney Lefkoşa kimden yana olur?
★ ★ ★
Mısır Cumhurbaşkanı, Avrupa Birliği ile ilişkilerini önemsiyor.
Brüksel göçün engellenmesi şartıyla Mısır’a 7,4 milyar dolarlık bir kaynak sağladı.
Mısır’a sağlanan kaynağa en fazla kim itiraz etti, Almanya’da iktidara gelecek AfD ve Fransa’da sandıktan çıkma ihtimali giderek artan aşırı sağ Ulusal Cephe.
Avrupa’daki aşırı sağ Mısır Cumhurbaşkanı’nı göçü engelleyen, aşırı akımlara karşı bir güvence olarak görüyor bu doğru.

Peki Avrupa’daki aşırı sağın İslam karşıtlığı başta İtalya olmak üzere kıtaya yayılmış yaklaşık 1 milyon 200 bin Mısır vatandaşını hedef almaya başladığında ne olacak?
Daha açık konuşayım:
Bugün Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi’ndeki aşırı sağın hizmet sektörü için Mısır’dan işgücü ithalatına dair söylediklerini Mısır Cumhurbaşkanı görmemiş olabilir mi?
Rum Kesimi’nde 3. Parti konumundaki ELAM, iş gücü ithal edilecekse, önceliğin Mısır’daki Hristiyan azınlık olan Kıptilere verilmesi gerektiğini söylemiyor mu?
Yunanistan, Mısır’dan gelen tarım işçilerinin geçici olacağını göstermek adına vizeleri 9 ay süreyle sınırladığını açıklamadı mı?
★ ★ ★
Bir cumhurbaşkanı çok yönlü ittifaklar kurarken, uzun vadeli düşünür, Mısır Cumhurbaşkanı da böyle yapıyordur.
Teamüller gereği ittifak üyeleri birbirlerinin egemenliğe saygı duyarlar.
Mısır mahkemelerinin Aziz Katerina Manastırı’nın mülkiyet ve yasal statüsüyle ilgili verdiği karara Atina ne kadar saygı duydu?
Yunan aşırı sağcı partileriMısır’ın “Helen ve Hristiyan mirasına darbe vurduğunu” iddia etmedi mi? Yunanistan Dışişleri Bakanlığı hemen devreye girerekAziz Katerina Manastırı’nın hukuki haklarını korumak için Atina’da manastıra ait bir yasal tüzel kişilik kurmadı mı? Mısır devletinin üst mahkeme süreçleri devam ederken, perde arkasında kilise liderleri ve diplomatlar arasında yoğun bir müzakere süreci yaşanmadı mı?
Sonuçta Sina Başpiskoposu Symeon, Mısır hükümetinin sunduğu ve manastırın dini yapısını garanti altına alan anlaşmayı imzalamayı kabul etti.
Kahire’nin ittifak ortaklarına düşen şey, Mısır’daki dini çoğulculuk kadar Mısır’ın egemenliğine de saygı göstermek değil mi?
★ ★ ★
İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin bugün Cumhurbaşkanı Sisi ve Mısır’a gösterdikleri ilginin temel sebebi Türkiye karşıtı olmalarıdır.
Avrupa için Mısır yarattığı medeniyetle değil göçün engellenmesindeki rolüyle değerlidir.
Daha ayıbı, Mısır’ı Rusya’ya yaptırımlara uymaya zorlayan yine Brüksel’dir.
Ortodoks Kilise’nin Ukrayna-Rusya kavgasına saha olan yerlerden birisi yine Mısır.
Mısır için tek risk İsrail’e hâkim olacak aşırı sağ iktidarlar değil.
Etiyopya ile yaşadığı Nil Krizi, Süveyş Kanalı’nın güvenliği gibi önemli sorunları var.
Bu sorunlarla boğuşan Kahire’nin Ankara ve Atina arasında bir tercih yapmak yerine, her iki kanatla da ekonomik ve güvenlik çıkarlarını maksimuma çıkaran çift kulvarlı bir denge politikası izlemesi şaşırtıcı değil.
Benim sorularım daha çok 2030’dan sonrasına dair.
Mısır’ı olası bir İsrail saldırısına karşı koruyacak ittifak hangisi, Kahire nerede daha güvenli olacaktır?
Brüksel, Kahire’den sadece yaptırımlara uymasını istemekle kalmıyor aynı zamanda 2 milyon civarı Rus turiste Mısır vizesi verilmemesi için de baskı yapıyor.
Mısır Cumhurbaşkanı bunlara uymadı ama eminim egemenliğine yönelik müdahaleci bu anlayışı not ediyordur.
★ ★ ★
Türkiye ile Mısır arasında müzakere edilmesi gereken konular yok mu, elbette var.
Mısır Cumhurbaşkanı bu noktada Ankara’nın Mısır’ın egemenliğine duyduğu saygı ve buna göre ürettiği politikanın farkındadır. Mekke İttifakı dahil olmak üzere Ankara’nın tüm diplomatik kapıları Kahire’ye ardına kadar açık.
Ankara, Kahire’nin adaların ana karalar kadar MEB hakkı olamayacağı yönündeki uluslararası hukuk teamüllerini dikkate aldığının, Meis’i Yunanistan’ın bir parçası gibi gören sınırları tam anlamıyla tanımadığının farkında.
Atina şimdi Mısır’dan bunu yapmasını istiyor ama bu Mısır’ın ne kadar faydasına?
★ ★ ★
Türkiye, Mısır’a saygı, iyi komşuluk, güvenlik, iş birliği öneriyor.
Yunanistan, Mısır’a, Türkiye karşıtlığı üzerinden katlanan bir görüntü çiziyor.
TarihçiMartin Bernal’ın 1987’de yayımladığı “Kara Athena: Antik Yunanistan’ın İmal Edilişi” adlı kitabında Klasik Yunan medeniyetinin köklerinin Akdeniz’in yerli halkları değil, Mısırlı ve Fenikeli kültürlerinde olduğu tezini işler.
Mısır Cumhurbaşkanı, bilimin kabul ettiği Atina medeniyetinin sıfırdan doğmuş yapay bir “Yunan Mucizesi” değil; felsefi, bilimsel, sanatsal ve dini tohumlarının çok büyük bir kısmını Nil kıyısındaki kadim Mısır medeniyetinden aldığı tezini Yunanlı bir mevkidaşına sorsa acaba ne cevap alır?
Egemenlik kadar tarihe saygıyı da ikili ilişkilere eklemek gerekmez mi bir noktada?
★ ★ ★
Mısır Cumhurbaşkanı ülkesinin menfaatlerini, güvenliğini korumayı öncelikli işi yapacaktır, aksini düşünmek hata olur.
Bunu yaparken çok kısa vade yerine kısa, orta ve uzun vadeli bir bakışa, Avrupa’nın ve İsrail’in nereye evrildiğine de bakmak lazım.
Güvende olmak bugün önemli, yarın daha da önemli olacak...
Sende Yorum yap