“İcat çıkartın”
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu 12. Türk Tıp Dünyası Kurultayı’nda gençlere “icat çıkarın” çağrısı yaptı. Bununla da yetinmedi, çok daha fazlasını vadetti. İşte söyledikleri:
“İcat çıkarın başımıza. Bilginiz, fikriniz varsa gelin beraber üretelim.
uretensaglik.gov.tr diye bir portal oluşturduk. Girdiğiniz zaman fikrinizi söyleyeceksiniz, biz de o fikrin patentini alıp size vereceğiz…”
“Eski köye yeni adet getirme”, “Başımıza icat çıkarma”, “Böyle gelmiş böyle gider” noktasından bu noktaya gelmek çok önemli.
Başta Milli Eğitim Bakanımız olmak üzere tüm Bakanlarımızdan, yöneticilerimizden, öğretmenlerimizden, velilerimizden aynı heyecanı, aynı desteği bekliyoruz.
Bilim ve refah toplumu ancak böyle olunur. Demokrasi, hak, hukuk, adalet, yüksek katma değerli üretim, insan haklarına ve doğaya saygı ancak böyle kazanılır.
Bu o kadar zor mu?
Kesinlikle hayır.
Önemli olan istemek.
Canı gönülden istendiğinde gerisi kendiliğinden gelecektir…
Bir ara Kanal D’de “Bizim Mucitler” diye harika bir program yaptık. Birkaç yıl içinde patent sayısında patlama oldu. Gençlerimizin projelerine daha yayın bitmeden alıcı olmak isteyenler ve teklif edilen ücretler inanılmaz boyutlardaydı...
Yarışmacılarımızın icatlarını çalan olmasın ve başkalarına da örnek olsun diye yayından önce hem yurt içi hem de yurt dışı patentlerini alıyorduk.
Hele hele programa renk katsın diye “Çocuk Mucitlerimiz” için açtığımız yarışma dışı kategorideki bu bölüm, gelecek açısından çok daha umut vericiydi.
Program çok beğenildi ama hepsi o kadar…
Yine aynı şekilde o yıllarda dünyada örneği olmayan mobil oyunlar yazılım yarışması olan “Büyük Oyun”u gerçekleştirdik. O yarışmada da müthiş yetenekler ortaya çıktı. Yarışmacıların çoğu çok kısa sürede dolar milyoneri oldu, çoğunu da yurt dışı firmalar satın aldı ya da destekledi. Bütün bunlar çok yıllar önce değil, 8-10 yıl önceydi!
Gecenin köründe yayınlanmasını bırakın, yayına sponsor olmayı; yarışmacılara donanımlı bir bilgisayar, mobil telefon, oyun motoru desteği ya da sınırsız internet hattı veren bile olmadı.
Dünya dijital oyun pazarı silahtan sonra en fazla para kazandıran sektör olmasına rağmen ne devlet katında ne de özel sektörde birkaç isim dışında ne önemini anlayan ne de destek çıkan oldu.
Oysa tam bizlik bir sektördü. Çok büyük yatırımlara gerek kalmadan yetenekli gençlerimiz, 15 bin yıllık yerleşik yaşama ev sahipliği yapan coğrafyamız ve bu topraklarda binlerce yıldır oynanan oyunlar, günümüze kadar gelen efsaneler bizim için hazine değerindeydi ama kıymetini bilemedik. Hâlâ da farkında değiliz.
En önemlisi de geliştirilmesine önayak olduğumuz oyunlar şiddet içermeyen, bağımlılığa özendirmeyen, istismara açık olmayan oyunlardı ve bugün dünya genelinde herkesin dile getirdiği “steril ve öğretici” oyunlara öncülük edebilirdi. Ona da ne devlet nezdinde ne de yatırımcılar arasından destek çıkanı göremedik.
Bilim toplumu olmadan refah toplumu, refah toplumu olmadan da demokraside, hukukta, insan haklarında, katma değeri yüksek üretimde ve daha pek çok alanda öncü olamayız.
Pek çok konuda öncü olacak birikime, yeteneğe ve cesarete sahibiz, ilk adımı da herkesten önce atıyoruz ama devamı gelmiyor.
Yaratıcı mı köreltici mi?
“Her şeyin başı eğitim” demiş atalarımız. Haksızlar mı? Kesinlikle hayır.
Bilim ve teknolojiye, endüstriyel ve dijital gelişmelere bakış açımız da tıpkı eğitim gibi biraz şaşı!
Eğitim geliştirme adına atılan her yeni adım çocuklarımızın öz güvenini artıracağına daha da azaltıyor. Yetenekleri keşfedip geliştireceğine adeta köreltiyor.
Eğitim politikamız gibi bilim politikamız da zikzaklarla dolu. Her yeni gelen bakan kendisine göre bir politika belirliyor. Devamlılığı düşünen ve taş üstüne taş koyan ise yok gibi. Oysa her iki konuda da ciddi devlet politikalarımız ve hedeflerimiz var ama ne kadarı yerine getiriliyor ya da getirilmiyor, onu kontrol eden yok. Kaldı ki bu konular sadece devletin tek başına altından kalkacağı konular değil; herkesin ama herkesin taşın altına elini koyması gerekir ki devamı gelsin.
Bizim mucitler ve Büyük Oyun örneğini de işte bu yüzden verdim. Neleri neleri destekleyen kurumlar, holdingler, sivil toplum örgütleri söz çocuklarımızın ve ülkemizin geleceğine yönelik adımları desteklemeye geldiğinde hep bir adım geride duruyor. Kasıtlı mı? Hayır. Bir bildikleri mi var? Hayır…
Özetin özeti: Yapacak çok işimiz var ama tek başına hiç kimse bir şey yapamıyor; gönül birliği ve özellikle de dayanışma şart!
Sende Yorum yap