Atların koştuğu saatler
Son 76 gündür, bir gün bile ara vermeden her gün birkaç dakikamı satranç oynamaya ayırıyorum. Yıllardır oynasam da hiç ilerleyemedim ve kazanmakta güçlük çekiyorum ama oynamaktan vazgeçemiyorum. Eskiden hiç önem vermezdim ama şimdi en sevdiğim taş at olduğu için oyun sonlarına atlarla ulaşmaya gayret ediyorum. Elbette hesaplarım çoğu zaman rakibin beklenmedik bir hamlesiyle dağılıyor. Yenilince hafiften bozuluyorum ama ne gam deyip sonraki maçlara bakıyorum. Birkaç hamle sonrasını gören ve oyunun seyrini değiştiren zeki oyunculara hayranım, yenilen pehlivan güreşe doymazmış diyerek bir maç daha istiyorum.

Meraklı olmayanlar bile biliyordur, atın satranç tahtasındaki hareketi benzersizdir. At, taşların üzerinden hoplaya zıplaya geçebilir. Satrançla geçirdiğim bu 76 gün boyunca atlarla 64 karede koştururken bir yandan insanlık tarihindeki yerlerini de düşündüm.
Fransa’daki Chauvet ve Lascaux mağaralarının duvarlarında, yaklaşık 30 bin yıl öncesinden başlayarak farklı dönemlerde çizilmiş at tasvirleri var. At çağında atlar, insan hayatının pek çok alanında yer aldı. Mekanik çağda ise atın ekonomik ve askeri işlevi geriledi. Binicilik, yarış ve yetiştiricilik yaşıyor.
Demirören Yayınları’ndan çıkan Kudret Emiroğlu ile Ahmet Yüksel’in yazdığı Yoldaşımız At kitabının editörlüğünü yapmıştım. Kitapta yer alan şu cümleyi ilan metnine de aldım: “At hiçbir canlıda olmayan özelliklere sahiptir ve geçmişte yalnızca ata spor olsun diye binilmiyordu.”

Atın insanla kurduğu uzun ilişki Hermès’in tarihine de uzanıyor Thierry Hermès, 1837’de Paris’te at koşum takımları ve eyer üreten bir atölye kurmuş. Deri işçiliği, binicilik kültürü ve at arabaları markanın tasarım hafızasına yerleşmiş. Bu yıl Çin takvimine göre at yılı. Birçok marka at konulu saat yaptı ama Hermès Arceau Samarcande yılın en güzel saati olabilir. Arceau koleksiyonu, Henri d’Origny’nin 1978’de tasarladığı yuvarlak kasası ve asimetrik “lug” yapısıyla tanınıyor. Lug, saatin kasasını kayışa bağlayan çıkıntıların adı. Biz bu çıkıntılara ya İngilizce adıyla lug diyoruz ya da genellikle “kulak” veya “boynuz” karşılığını kullanıyoruz. Koreliler ise bu çıkıntılara “kanat” diyormuş. Boynuzdan daha iyi bir karşılık olduğu kesin. Arceau’da üstteki kanatlar üzengi biçiminde uzanırken alttaki çıkıntılar kasaya çok yakın tasarlanmış.
Samarcande yorumunda tasarımın merkezinde bir at başı silüeti var. 38 mm çapındaki kasanın kadranı, Hermès’e ait tarihî Fransız kristal üreticisi Saint-Louis’nin işlediği kristal camdan hazırlanmış. Kadrandaki at başı biçimli açıklık, mekanizmanın iskeletleştirilmiş yapısını gösteriyor. Atın gözünü mavileştirilmiş bir vida temsil ediyor, şahane bir fikir.
Saatin mikro rotorlu otomatik mekanizması 339 bileşenden oluşuyor. Akrepli yelkovanlı klasik saat göstergelerinin yanında saati üst sınıfa taşıyan dakika tekrarlayıcı özelliği var. Yani istendiğinde saatleri, çeyrek saatleri ve dakikaları seslerle bildiriyor. Rotor üzerindeki at arabası motifi de ayrı güzel. Modelin adı çok incelikli düşünülmüş, İpek Yolu’nun ünlü Semerkant şehri koleksiyona bir tarih katmanı daha ekliyor.
Samarcande koleksiyonunda saat, satranç takımı ve farklı dekoratif nesneler aynı tasarım dünyasını paylaşıyor. Satranç takımının elle biçimlendirilen ve cilalanan taşlarında maun ve tarçın ağacı kullanılmış ve her taşın içine paslanmaz çelik bir ağırlık yerleştirilmiş. Samarcande saatinden daha güzel bir şey olamaz diyordum ama satranç takımı da enfes. Bu açıdan yazının iştah açıcı bir tarafı oldu, yazarken bir oyun daha oynadım ve bu sefer atlarımla beraber birkaç hamle daha fazla direndim.
Sende Yorum yap