s

Yeni nesil sorular merkezi sınav, MEB?

MEB hafta içi yeni nesil sorularla gerçekleştirdiği merkezi sınavla bir “yüzyılın projesi”ni daha hayata geçirdi!..

Eğitim de tıpkı insanlar gibi yaşayan, yaşlanan ve beklentilere göre şekillenen bir varlık olduğu için değişim kaçınılmaz yani dünden bugüne olduğu gibi bugünden yarına da sürekli bir değişim söz konusu olacak.

Eğitimin gidişatını evrensel insani değerler, pedagojik kurallar ve ülkelerin anayasaları belirler. Uygulamasını ise iktidarlar hayata geçirir.

Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır misali iktidarların hatta aynı iktidarın farklı bakanları, aynı anayasa ve aynı Temel Eğitim Kanunu olmasına rağmen birbiriyle zerre kadar örtüşmeyen uygulamalara imza atabiliyorlar…

Çok daha önemlisi adı üstünde “Milli” olan MEB’in aldığı kararlar hem “Milli” kimliğini asla kaybetmemeli hem de sadece seçildikleri döneme değil çok uzun yıllara uzanan değişiklikler nedeniyle başta muhalefet olmak üzere tüm ilgili kurumların görüşünü almalı ve atılan adımları sürdürülebilir hâle getirmelidir.

Milli Eğitim Şuraları bu yüzden vardır. Tabii yapılır, kuruluş ilkeleri çerçevesinde oluşturulur ve bu yönde kararlar alırsa!..

Şuraların bağlayıcılığı yok. Sadece tavsiye kararları alıyorlar ama bırakın toplumsal mutabakatı ve hükümet programını, şûrayı düzenleyen Bakanın beklentileri dışına çıkamıyorlar.

Örneğin bir gazeteci olarak yarım asırdır çok yakından izlediğim hükümet programlarında eğitim hep ağırlıklı konulardan birisi oldu.

Her gelen iktidar tam gün eğitim vadetti; düşünen, soran, sorgulayan, fikirlerini özgürce paylaşan gençler yetiştirileceğini söyledi; öğrencilerin ders ve sınav yükünden kurtarılarak çocukluk ve gençliklerini doyasıya yaşamalarına olanak sağlanacağı dile getirildi; barınma ve okulda yemek sorununun çözüleceğine yönelik sözler verdi; herkese eşit eğitim olanakları sunulacağı, eğitimin önündeki tüm engellerin kaldırılacağı, istihdama dayalı eğitim modellerinin öncelikli olacağı, yardımcı ders kitaplarına ve özel öğretmenlere gerek kalmayacağı, ülkemizdeki ve dünyadaki gelişmelere göre insan gücü planlaması yapılacağı, mesleki eğitimin memleket meselesi olduğu, meslek yelpazesinin sürekli güncellenerek genişletileceği anlatıldı.

Peki hangi konuda vadedilen noktaya gelindi?..

Cumhuriyet tarihi boyunca göreve gelen tüm iktidarların ayakta alkışlanması gereken en önemli icraatı eğitime ayrılan bütçe oldu. Kimi az kimi çok ama hepsi de bu konuda çocuklarımızın ve ülkemizin geleceği için genel bütçeden en büyük payı tıpkı aile bütçesinde olduğu gibi eğitime ayırdı.

Peki ayrılan bu kaynaklar ne kadar doğru kullanıldı?

Sınav sektörüne ve öğrenci servislerine akıtılan kaynaklar eğitimin iyileştirilmesi için ayrılsaydı, en yakındaki okullar da o gidilen en uzaktaki okullar kadar iyi olmaz mıydı?..

Dünü tartışmaya bir başlarsak içinden çıkamayız, bu yüzden geleceğe odaklanmalıyız!

İşte bu yüzden MEB; yeni nesil sorularla yaptığı merkezi sınavların analizini ve öğretmen, öğrenci ve veli değerlendirmelerini, sınav sorularını hazırlayan ekip dışında başka bir ekibe pedagojik çerçevede objektif şekilde inceletmeli ve yola o veriler doğrultusunda devam etmeli!

Amaç eğer kimilerinin iddia ettiği gibi çocuklarımızı değersizleştirmek değil de kazanmaksa bu mutlaka yapılmalı ve güven tazelenmelidir.

Bu konuda yaşananları daha iyi anlamak için velilerimizden gelen ve birbirine çok benzer binlerce mesaj içerisinde sadece birkaçını paylaşmak istiyorum: “Evde huzur kalmadı. Tek konu ders, ödev, sınav, yazılı... Biri bitiyor diğeri başlıyor. Çocuk sıkıldı, biz sıkıldık. Çocuğu tek başına bıraksan olmaz. MEB’in üzerinden yapması gerekenler var. Takip etmek gerekiyor. Sinirler gerilmiş durumda…”

“Ben artık evde mutlu olalım istiyorum. Çocuğum konularını öğrensin, severek ders çalışsın istiyorum. Kitap okumayı sevsin, bir kabiliyeti olsun istiyorum. Akşamları benimle sohbet etsin, sabah okula gitmeden odasını toplayabilsin, arkadaşları ile koştursun, bisiklet sürsün istiyorum. Yeni eğitim modelleri sizin olsun, ben mutlu bir çocuk büyütmek istiyorum. Nitelikli bir lise bir yana nitelikli üniversitelerden mezun gençler bile hayattan soğumuşken bende de artık okumaya dair istek kalmadı!..”

İstediğimiz bu muydu?..

Özetin özeti: Eğitim çok önemli ama çocuklarımızın, ebeveynlerin ve öğretmenlerimizin moral ve motivasyonları da bir o kadar önemli. O bozulursa gerisi teferruattır!..

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.