Eğitimden beklentiler?
Eğitimden beklentilerimiz son günlerde yeniden sorgulanmaya başladı. İnsani beklentileri son sıraya atıp, sınav yarışını ve diplomayı ilk sıraya koyduğumuzdan beri ciddi sıkıntılar yaşanıyordu ama bu durum kimsenin umurunda değildi. Fatmanur Öğretmen’in öğrencisi tarafından vahşice öldürülmesi, bardağı taşıran son damla oldu.
Peki, gereken dersi aldık mı? Keşke gönül rahatlığıyla “evet” diyor olabilseydik. Keşke “Üç gün sonra bu da unutulur” diyenler hiç olmazsa bu kez haklı çıkmasa! Eğitimin öncelikli görevi iyi insan, iyi yurttaş, iyi evlat yetiştirmektir. Bunu unutup çocuklarımızı sınav köleleri hâline getirdiğimiz için saygı, sevgi, hoşgörü, gelenek ve görenekler adeta unutuldu. Yerini diploma hırsına, şiddete, zorbalığa, aymazlığa bıraktı.
Yeni bir bakış açısı!
Her şerde bir hayır vardır çerçevesinde gelin, bugünden itibaren eğitimden, çocuklarımızdan, eğitime yön verenlerden, öğretmen ve velilerimizden beklentilerimizi bir kez daha gözden geçirelim. Eğitim ve okullarımız dün olduğu gibi bugün de tıpkı ailemiz, öğretmenlerimiz, kitaplarımız ve arkadaşlarımız gibi hayatımızın olmazsa olmazlarının en başında geliyor. Anaokulundan üniversiteye 30 milyona yakın öğrencimiz hemen her gün okula gidiyor. Okul deyip geçmeyin, hemen hemen her şeyin ilkini orada görür, orada öğrenir, orada yaşarız. Bu yüzdendir ki öğrencilik yılları hiç unutulmaz...
Eğitim bir yaşama sanatıdır ve her şeyden önce alanı mutlu etmelidir. Kazandırdığı donanım ve yetkinliklerle yaşam kalitemizi yükseltmelidir.
İstenilen bu da gelinen nokta ne?
Konuşulacak çok şey var ve elbette en ince ayrıntısına kadar sorgulanmalı ama bu kez gelin geleceğe odaklanalım.
Yeni bir sayfa!
Dayatmayla eğitime çekidüzen verilmeyeceği bir kez daha çok net görüldü. Eğitime yönelik eleştiriler ve öğrenci, öğretmen, veli, işveren memnuniyetsizliği sadece bizim değil, gelişen ve gelişmekte olan tüm ülkelerin ortak sorunu. Eğitim eskiden öğrencilerin üç adım önündeydi, şimdi beş adım gerisine düştü. Sınavlar da olmasa eğitimi ciddiye alan olmayacak. 4+4+4 oturmadı, oturacağa da benzemiyor! Sınıfta kalma yeniden getirildi de ne değişti? Hemen herkes üniversite mezunu yapıldı, ne işe yaradı? Deneme yanılma yöntemi hemen her konuda devam ediyor. Yeni projeler hayata geçirilirken de kaldırılırken de ne pedagojik değerler ne de sosyolojik dengeler zerre kadar dikkate alınmıyor!
Fedakârlığa değmeli.
Devlet ve millet olarak harcamalarımızın en tepesinde eğitim geliyor. Genel bütçeden en büyük payı eğitime ayırıyoruz. Aile bütçesinde de zorunlu temel harcamalardan sonra en büyük pay yine eğitime gidiyor.
Peki, o zaman eğitim görenlerimiz neden mutlu değil de karamsar?
Çok daha önemlisi öğrenciler okuldan neden kaçıyor, neden şiddete yöneliyor? Mutsuzluk sarmalı neden her geçen gün daha da artıyor?
Peki yeniden bir yapılanma ya da değişim söz konusu mu? Genel temayül olmasından yana, beklentiler ise “zaman gösterecek” yönünde…Ömrümüzün önemli bir bölümü okulda geçiyor. 12 yıl zorunlu temel eğitim, bir-iki yıl okul öncesi, 4-5 yıl da üniversite dersek 20 yıla yakın bir süre eğitimle iç içeyiz. Peki niye? Devlet iyi bir yurttaş, anne babalar kariyer sahibi bir evlat, gençler de mutlu, başarılı ve kariyer basamaklarını hızla tırmanacakları bir gelecek istiyor. Peki, gelinen noktaya baktığımızda aradığını bulan var mı? Örneğin devlet anayasal vatandaşlık konusunda aradığını buldu mu?
Veliler çocuklarının geleceği konusunda endişelenmekte haksızlar mı? Sınav kölesi haline gelen gençler gelecekten umutlu mu?
Ne istiyorlar?
Gençlerimizi nasıl bu noktaya getirdik?
Doğru durum tespiti yapamazsak, doğru önlemler alamayız. Ne oldu da “Bana bir kelime öğretenin kölesi olurum” noktasından, öğretmen katili öğrenci noktasına geldik? Olayın sosyolojik boyutları çok önemli. Bu yüzden eğitime, çocuklarımıza ve geleceğimize yönelik kararlar alınırken bir defa değil on defa düşünmeliyiz!
Biz yetişkinlere düşen görev, başta öğretmenlerimiz olmak üzere eğitimin tüm paydaşlarını sabırla dinlemek ve öncelikle istedikleri huzur ortamını bir an önce onlara sağlamaktır...
Özetin özeti: Eğitim gelecektir, öğretmen de mimarı. Ona kalkan her el, geleceğe ve huzura vurulan darbedir. En acı olanı ise öğrencilerin bu noktaya gelmesidir!..
Categories: Eğitimden beklentiler?
Sende Yorum yap