Yakında “Zafer kazandım” diyecek...

Cumartesi gecesini pazar gününe bağlayan saatlerde çok önemli gelişmeler yaşandı.
Savaşta ölen ABD askerleri için düzenlenen törene katılan ABD Başkanı Trump, Air Force One uçağında yakın geleceğe dair önemli sinyaller verdi.
Birinci sinyal, İngiltere Başbakanı Starmer’in Doğu Akdeniz’de uçak gemisi konuşlandırma kararına eleştiride saklıydı.
Trump, İngiltere Başbakanı’nı “Zaten kazandığımız savaşlara katılmaya çalışıyor” diye suçladı, “Uçak gemilerine ihtiyacımız yok” dedi.

İkinci sinyal, Kürt gruplarla ilgiliydi:
ABD Başkanı önce “Kürtlerin savaşa girmesini beklemiyoruz. Bildiğiniz gibi Kürtlerle çok dostane ilişkilerimiz var, ancak savaşı zaten olduğundan daha karmaşık hale getirmek istemiyoruz” dedi; ardından “Evet, bunu dışladım. Kürtlerin girmesini istemiyorum. Girmeye istekliler ama onlara girmelerini istemediğimi söyledim” deyiverdi.
Trump, hafta içerisinde Kürtlere, “Ya bizimlesin ya İran’la” mesajı vermişti.
ABD medyasına konuşan yetkililer, CIA’in Kürt güçlerini silahlandırarak İran’da bir ayaklanmayı körüklemeye çalıştığını ve Trump yönetiminin İran’daki muhalif gruplar ve Irak’taki Kürt liderlerle askeri destek sağlama konusunda aktif görüşmelerde bulunduğunu açıklamışlardı.
Bu çelişkili açıklama tek başına yapılmış olsaydı, Kürtler ABD zokasını yutmadıkları için Trump ağız değiştirdi derdim ama bir de İngiltere Başbakanı kısmı var.
Görünen o ki, Beyaz Saray’da bir tavır değişikliği var.
ABD Başkanı yakın bir gelecekte “Zaferi kazandım, ABD için savaş amacına ulaştı” diyerek bir anda savaşın aktif kısmından çıkıp, İsrail’i koruma ve istihbarat paylaşımı kısmına dönebilir.
Yani ABD, yönetim değişikliğini dünyaya zafer olarak sunup, rejim değişikliği isteyen İsrail’i tek başına bırakabilir.
Demirel’in “Siyasette 24 saat uzun bir süredir” sözü, Trump söz konusu olduğunda 24 dakikaya iniyor ama ortada anketler ve kasımda ara seçimler var.
ABD’de, İran savaşını destekleyenlerin oranı yüzde 30. Bu Trump’ın sahip olduğu yüzde 39’luk onay oranından bile düşük bir rakam.
Buna Körfez’den yükselen “Sizin yüzünüzden biz vuruluyoruz” mesajlarını eklemek gerek.
Böyle bir tabloda Trump’ın “Zafer kazandım” demeye başlaması, zaferin değil, olsa olsa ABD’nin bu işten çıkmaya hazırlandığının göstergesi olabilir.

Beyaz Saray’da sert mücadele
ABD Başkan Yardımcısı Vance, 2023’te Trump’a desteğini açıklarken, “Trump’ın en iyi dış politikası, savaş başlatmamak” demişti.
2024’te “Bence asıl çıkarımız İran ile savaşa girmemek” demişti.
2026’da İran ile savaş çıktı, Başkan Yardımcısı ilk 3 gün hiç konuşmadı, dördüncü gün Fox News’a çıkıp, Başkan’ın kararını destekledi ama Trump’ın sonu belli olmayan çok yıllık bir savaşa girmeyeceğini de söyledi.
Başkan Yardımcısı’nın savaşlardan uzak durup, ABD’nin içine odaklanma fikrine karşın, ABD Dışişleri Bakanı Rubio daha klasik ve güç kullanımına sonuna kadar inanan bir Cumhuriyetçi. Venezuela ve İran savaşlarının en büyük destekçisi.
Trump, “Bu iki farklı bakış açısından hangisine daha yakın duruyor?” sorusunun cevabı da belli oldu.
2025’te Münih Güvenlik Konferansı’nda ABD adına Başkan Yardımcısı Vance konuşmuştu, 2026’da Dışişleri Bakanı Rubio konuştu.
Trump, Senato’da yaptığı yıllık konuşmasında da Dışişleri Bakanı Rubio’ya övgüler düzdü.
Özetlemek gerekirse, Trump’tan sonra Cumhuriyetçilerin başkan adayı olması beklenen Vance için işler bugünlerde pek iyi gitmiyor.
Bu, ABD Yönetimi’ni krize sokacak bir çatlak değil ama Trump sonrası için Washington’ın hangi yöne evrileceği Vance-Rubio rekabetinde saklı ve bugünlerde o rekabet en üst seviyeye çıkmış durumda…
Trump-İsrail ilişkisinde kırılma
“İnatçı ve tahmin edilemez bir ortağa sahip olmanın tehlikelerinden biri de, ne zaman size karşı döneceğini asla bilememenizdir.”
Tırnak içerisindeki bölüm, dün sabah Jerusalem Post’un ana makalalesinin giriş cümlesiydi.
Yazı, Trump’ın İsrail için yaptıklarını övüyor ama ardından İsrail’in iç işlerine karışmaması gerektiğini net bir dille anlatıyordu.
Bu makale durduk yere kaleme alınmamış.
ABD Başkanı Trump’ın Netanyahu’nun affı için bir kez daha Cumhurbaşkanı Herzog’a ağır bir dille yüklenmesi, Tel Aviv medyasını kızdırmışa benziyor.
Haksız değiller, zira Trump’ın baskısı İsrail yasalarına da aykırı. Cumhurbaşkanı, devam eden bir yargılamada af yetkisini kullanma hakkına sahip değil.
Buna rağmen Trump’ın kullandığı alaycı dil sabırları taşırmış durumda.
Trump’ın bu tavrına duyulan öfke giderek Netanyahu üzerinde bir baskıya dönecek gibi.
Gazete, İsrail Başbakanı’dan Trump’ın Cumhurbaşkanı Herzog’a yönelik “rezil” ve benzeri sözlerine cevap vermesini, yargıya güvendiğini ve ülke yasalarına saygı duyduğunu açıklamasını istedi.
Jerusalem Post istiyor diye, Trump bu konuda konuşmaktan vazgeçmez. Netanyahu böyle bir açıklama yapar mı kestirmek zor.
Washington’da her sene düzenlediği forumlara ABD’nin tüm karar vericilerinin katıldığı bir gazetenin Trump’ın tavırlarından duyulan rahatsızlığı dile getirmesi yine de önemli.
ABD-İsrail arasında değil ama Trump-İsrail ilişkisinde bir kırılma var, yazının ilk cümlesi de bunun itirafı gibi...
Categories: Yakında “Zafer kazandım” diyecek...
Sende Yorum yap