s

Deniz çayırları turizme kurban

Kıyılardaki kontrolsüz tesisleşme, ekosistemi doğrudan tehdit ederken, birçok sahilde insanların güneşlenmesi için deniz çayırları sökülüyor. TÜDAV BaşkanıProf. Dr. Bayram Öztürk, acil eylem planı çağrısı yapıyor

Deniz çayırları küresel ölçekte her yıl yüzde 7 yok oluyor. Tropikal ormanlara kıyasla 35 kat daha fazla karbon emen bu alanların yıkımı, küresel boyutta yıllık 42 milyar dolarlık büyük bir zarara yol açıyor. Peki suların altındaki çöküşü durdurmak mümkün mü?

İş Bankası Müzesi’nde, deniz çimenlerinin sergilendiği ahşap masanın önünde Türkiye Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk ile sohbet ediyorum. TÜDAV’ın İş Bankası ile iş birliği içinde deniz çayırlarını korumak için yürüttüğü proje hakkında bilgi alıyorum. “Denizlerdeki oksijen fabrikaları çayırlardır” diyor Bayram Öztürk. Peki Akdeniz’in dibindeki bu ekosistem çökerse asıl bedeli kim ödeyecek?

42 milyar dolarlık fatura

“Zarar gören deniz çayırlarının yaratacağı kayıp 42 milyar dolara ulaşabilir” diye uyarıyor Öztürk. Bununla birlikte, sularımızda da benzer bir erime yaşanıyor. “Türkiye’deki deniz çayırlarının en az yüzde 15’i son 50 yılda azaldı. Türkiye’deki deniz çayırı ekosistemlerinin ekonomik değeri 276.6 milyon dolar seviyesinde” bilgisini paylaşıyor.Kıyılardaki kontrolsüz tesisleşme, ekosistemi doğrudan tehdit ediyor. “Birçok sahilde insanların güneşlenmesi için çayırlar sökülüyor” sözleriyle tehlikeyi aktarıyor Öztürk. Bunun yanı sıra, deniz turizmiyle koruma çabaları sıklıkla çatışıyor. “Turizmin olduğu yerde deniz çayırlarını korumak mümkün olmuyor, bu bir oksimoron” değerlendirmesini yapıyor.Şezlong rantı uğruna doğal yaşam alanları acımasızca tahrip ediliyor. Öztürk, “Bedava yüzme yapabileceğiniz yerleri değnekçiler işgal ediyor. Her turistik tesisin önüne yapılan iskeleler çayırları yok ediyor” diyerek tepkisini dile getiriyor.

İklim değişikliğiyle mücadelede denizlerin rolü her zamankinden daha fazla önem taşıyor. Öztürk, “Denizlerde en çok karbon tutan canlılar deniz çayırlarıdır. Bunlar karasal ormanlardan on kat fazla karbon tutuyor” ifadesini kullanıyor. Deniz sularındaki amansız ısınma, bu doğal kalkanı hızla zayıflatıyor. “Son 50 yılda Akdeniz 1.5 derece ısındı” diyerek endişesini ortaya koyuyor.Deniz alanlarının doğru kullanımı bütüncül bir idari yaklaşımla sağlanabiliyor. “Deniz mekansal planlamasında uzlaşırsak neyi nereye yapacağımız belli olur” diyerek temel stratejiyi çizen Öztürk. ulusal bir seferberlik çağrısı yapıyor.

Akdeniz’de liderlik oyunu

Türkiye’nin eşsiz coğrafi konumu, ona bölgesel bir çevre liderliği fırsatı sunuyor. “Türkiye’nin merkez ülke olarak böyle bir görevi var” diyen Öztürk, “Deniz canlılarını korumak için bölgesel iş birliği diyoruz” sözleriyle uluslararası pakt ihtiyacını vurguluyor. Endemik tür zenginliğimiz, bu liderlik rolünü destekleyen en güçlü argümanımız olarak öne çıkıyor. Öztürk “Sadece Anadolu’da 11 bin çiçek türü var, Avrupa’nın üstündeyiz” bilgisini veriyor ve çevre politikalarının yeniden şekillenmesinin elzem hale geldiğini söylüyor.

Şamandırayla gelen umut

Denizlerin Geleceği projesi, Marmara Denizi’ne somut bir nefes aldırıyor. “İnsanların deniz çayırlarının üstüne çıpa atmaması lazım” diyerek sorunun kaynağına iniyor Öztürk. Bu doğrultuda atılan adımlar fiziksel koruma sağlıyor. “Çayırların olduğu yerlere şamandıra koyuyoruz” sözleriyle çözümü aktarıyor. Özel sektörün çevre projelerine katılımı, sivil toplumun sahadaki gücünü artırıyor. “İş Bankası’na teşekkür ediyorum, fırsatı bize sunan kurumlardan birisi oldu” diyerek memnuniyetini dile getiriyor ve “Kim sonuna kadar çayırları korursa, o kazanacak” ifadelerini kullanıyor.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.