s

Kadıyı kadıya şikayet etmek...

Türkiye Futbol Federasyonu sessiz bir devrime imza attı. Yayın gelirlerinde şampiyonluk payını ortadan kaldırdı.
Bunda başarılı olursa, bu işin kahramanı Trabzonspor olacak. ... Olursa diyorum, Tahkim Kurulu'ndan ne sonuç çıkar bilmiyorum. Ama tahmin edebiliyorum.
Galatasaray'ın savı; belki de Fenerbahçe ile Beşiktaş da aynı yolda yürüyecek, şampiyonluk payı için, "Kazanılmış hak" diyecek.
Gelin birlikte bir fikir cimnastiği yapalım, "Kim haklı?", "Kim haksız"ın muhasebesini tartıya çıkaralım.
Üç büyükler dışında kalan kulüpler, "Bu takımlar bizimle oynamasa ne seyrettirecek?", "Biz olmasak nasıl olacak?" diyorlar. "Zaten batmışız, biraz bizi de destekleyin" diyorlar.
Kendilerince haklılar, devletin birçok imkanlarından faydalanıp, iltimas peşinde koşan büyükler, "turbun büyüğünü" yerken, Anadolu kulüpleriyle paylaşıyor mu? Onlar transferlerde ne kadar yanlışsa, büyükler de onların misliyle hata yapıyor. Vergi ve SGK borçları, tüm kulüplerin baş ağrısı... Birini diğerinden ayırt edebilir misiniz?
Fakat üç büyüklerin gözünden de bakmak gerek... Örnek olarak ilk itiraz eden Galatasaray ile başlayalım. Bugüne kadarki 25 şampiyonluk, yayın gelirinde bir anda çöpe atılacak. Yayıncıya en çok müşteri getiren üç kulübün bu değeri bir anda sıfıra inecek.
Şöyle düşünün; bir halı mağazası sahibisiniz, bir tezgahtar her gün 10 halı satıyor, diğerleri 1'er tane... Satıştan primi herkese eşit dağıtmaya kalkıyorsunuz. Neden? "Hepiniz tezgahtarsınız" diyerek genelleme yaptığınız için...
Çıkın üç kulübü yayından... Diğer 15 kulübün birbiriyle yaptığı maçların reytingi ne olur acaba?
Bu gözle baktığınızda; Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş haksız mı? Kendi içlerinde bile kulüplerin değerini şampiyonluk sayısıyla ölçen bir mantıktan, "herkes eşit" dayatmasına...
Siz olsanız kabul eder miydiniz? Kendi maçlarını bile 3-5 bin kişiye oynayanlar mı size abonelik getirir, belki de Türkiye'nin yüzde 90'lık taraftar kapasitesine sahip üç büyükler mi?
Yarın bunlar, "Oynamıyorum" diyerek, yayın havuzundan çıkmaya kalkarsa sonuç ne olur?
TFF Başkanvekili Mecnun Otyakmaz'ın dediği gibi, "Dikensiz gül bahçesi olmuyor." Otyakmaz, "Gidin derdinizi Tahkim Kurulu'na anlatın" diyor ama itirazı olan kulüpler nasıl adalet bekleyecek?
Güzel Türkçemizde, güzel bir deyim vardır: "Kadıyı kadıya şikayet etmek..."
Bu da öyle bir şey işte...

********

'Kadın' hakem olur mu?

Bugün Türk futbolu açısından tarihi bir gün... 22 yıl önce Lale Orta'nın, Elazığ-Gaziantep maçına hakem çıkmasının ardından, yine bir kadın hakemimiz sahada olacak. Asen Albayrak, Göztepe-Corendon Alanya maçında düdük çalacak.
Ne acı? "Kadın hakim" ya da "kadın hekim" ayrımı yapmıyoruz ama "kadın hakem" diyerek, cinsiyetçiliğin kralı sahada... Sadece Türkiye'ye özgü bir durum değil tabii ki; FIFA'da da öyle, UEFA'da da...
Küçük bir hatırlatma... 8 Mayıs 2004'te Orta'nın yönetiminde, Kadriye Gökçek ve Nuray Çiçek'in yardımcılığında oynanan Elazığ-Gaziantep karşılaşmasının hakem gözlemcisi kim dersiniz?
Mustafa Çınar... Bugünkü Merkez Hakem Kurulu Başkanı Ferhat Gündoğdu'nun kayınpederi... Allah rahmet eylesin Çınar, hakemlik camiasının çok sevilen ismiydi ve hep iyi duygularla anıldı.
Umarım yarın Gündoğdu için de aynı duygular beslenir.

Biraz daha bekleyin

Türkiye Futbol Federasyonu, gelecek sezon için 2026-2027 UEFA ve Ulusal Kulüp Lisans sürecinin başlayacağını duyurdu.
Açıklamada, kulüplerin, mart ayının son iş gününe kadar başvurularını yapabileceği, nisan ve mayıs aylarında kulüplerin başvuruları değerlendirilerek en geç mayıs ayının 21. gününde UEFA Lisans kararları ve 1. aşama Ulusal Lisans kararları açıklanacağı belirtildi.
Biraz erken değil mi! Henüz 2025-26 sezonu lisanslamasının nihai kararı verilmedi ve 23 Mart'a kadar uzatılmıştı. Biraz daha bekleyin, ikisi birden verilir!

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.