Asıl hikâye sokakta yazılıyor…
Bayram boyunca haberlere göz attım. Dikkatimi çeken notları sizler için bir araya getirdim. Kocaeli’de Selami Gündoğdu; temizlik görevlisi ama elindeki süpürgeyi kalem gibi kullanıyor, konteynerleri tuvale çeviriyor. Türk sinemasının hafızalara kazınan yüzlerini çiziyor. Bir zamanlar Kemal Sunal’ın elinde mikrofon olan süpürge, bugün onun elinde kaleme dönüşmüş. İzmit Belediye Başkanı’nın bu yeteneği görüp değerlendirmesi gerekir. Çünkü sanatın adresi yok.
Belediyelerden sessiz vefa
Bu bayram sadece yaşayanlar değil, ebediyete uğurladıklarımız da hatırlandı. Mersin Büyükşehir Belediyesi mezarlıklarda su, kolonya ve şeker ikram etti. Çorum Belediyesi hastalara ve yaşlılara bayram paketleri ulaştırdı. Kayseri’de ise tablo biraz daha genişti. Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Erciyes AŞ, pistlerde kayak yapanlara bayram şekeri dağıttı. Aynı şehirde Anadolu Harikalar Diyarı içindeki hayvanat bahçesi de bayramda yoğun ilgi gördü. Sultanbeyli’den gelen haber de dikkat çekiciydi. Fetih Korusu’na yeni bir sosyal tesis hazırlanıyor. Doğanın içinde nefes aldıracak bir alan oluşturuluyor. Sultangazi’de ise bayramın en saf hali vardı. Çocuk Kütüphanesi’nin minik ziyaretçileri belediyeye geldi; mâni söylediler, davul çaldılar, personelin bayramını kutladılar. Çocuklara meyve suyu, kek ve şeker ikram edildi. Belki de bayramın en sahici anı buydu.
Şehirlerin gerçek gücü
Yerel yönetimleri izlerken bir yandan da şehirlerden çıkan markalara bakıyorum. Çünkü bazen bir şehrin hikâyesini en iyi şirketler anlatıyor. Son dönemde Antalya bu anlamda dikkatleri çekiyor. Lokman Group; sağlık, ilaç, teknoloji ve tarımı aynı yapıda buluşturmuş. Türkiye genelinde 28 bin eczaneye ulaşan bir sistem kurmuşlar. 2025’te 8 milyar lira ciroya ulaşmışlar, hedef daha büyük. Ama asıl fark, kurdukları sistemin sahada işlemesinde beliriyor. Bir başka örnek Corendon Airlines. “İtibar Yönetimi En Etkili 100 Şirket” listesinde yer alıyor. Çünkü sadece uçmuyor, marka inşa ediyor. Antalya’dan çıkan tablo net: turizm tek başına yetmiyor; yanına tarım ve ticaret eklenince şehir güç kazanıyor.
Ama her hikâye böyle ilerlemiyor. Bir yanda büyüyen markalar, diğer yanda küçülenler var. Eren Grubu tekstilde küçülme kararı aldı, Çorlu’daki fabrikasını kapattı. Kararı Eren Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Eren duyurdu. “Kapatmamak için aylarca direndik” diyor. Asıl mesele şu: Yaklaşık 2 binden fazla çalışanın yaşayacağı belirsizlik. Bu sadece bir fabrikanın kapanması değil; insanların hayatı, düzeni, yarına dair kaygısı. Aynı tabloyu yaşayan başka örnekler de var. Bir tarafta büyüme hikâyeleri, diğer tarafta kapanan kapılar.
Bayramda sağlık müjdesi
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, bayramda önemli bir adımı duyurdu: “Bayramımızın bereketi, yerli şifa müjdesi” diyerek paylaştı. Diyabetten hemofiliye, enfeksiyon hastalıklarından alerji aşılarına kadar geniş bir alanda, 27’si yerli üretim toplam 36 ilaç geri ödeme kapsamına alındı. Böylece hem hastalar için kolaylık hem de yerli üretim adına önemli bir adım atıldı.
Sefaköy’de bitmeyen çile
Yazıyı bir gözlemle bitireyim. Yolum Sefaköy’e düştü. Yüz metrelik caddeyi bir buçuk saatte geçebildim. Sebep yoğunluk değildi; uzayan ve iyi yönetilemeyen bir çalışma. Durup bir esnafla sohbet ettim. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yaklaşık iki aydır kaldırım yenilemesi yaptığını anlattı. Denetim zayıflayınca süreç uzamış, bedelini esnafla vatandaş ödemiş. Cadde tek şeride düşmüş, trafik güçlükle akıyor. Ekipmanlar ve tabelalar gelişigüzel bırakılmış. Buradan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanı’na bir soru yöneltmek gerekiyor: Siz o bölgede yaşasaydınız, aynı manzaraya yine sessiz kalır mıydınız?
Categories: Asıl hikâye sokakta yazılıyor…
Sende Yorum yap