Savaş ne zaman biter?

■ Ortadoğu için bu doğru bir soru değil aslında. Ortadoğu’da her savaşın ardından ilan edilen ateşkes gelecek savaşa hazırlık molası gibi oluyor. Adını net koymamız lazım, İsrail, iki devletli çözümü kabul etmeden, Batı Şeria’da işgale son vermeden bölgemiz huzur bulmayacak. İsrail’in 1967 sınırlarına dönmesi de bir hedef ama o noktaya ulaşabilir miyiz şüpheli...
■ ABD medyasına sızan haberlere göre Başkan Trump 22 Nisan’da Tel Aviv’e gidecek ve İsrail Büyük Ödülü’nü alacak. Bu bilgiden yola çıkarak 22 Nisan’a kadar savaşın biteceğini düşünebiliriz.

■ Bu savaş ABD Başkanı Trump’ın kişiliğini iyice ortaya çıkardı. Öldürdükleri üst düzey isimleri kastederek “Aslında İran’da rejimi değiştirdik” dedi. Rejimi değiştirdikleri doğru, Tahran’da artık daha sert, askeri yönetimdönemlerini andıran kararlar veren yüzler var ama rejim aynı rejim.
■ İsrail Başbakanı Netanyahu, Ekim’de yapılacak seçimleri erkene alma fikrinden vazgeçti. Netanyahu’nun 7 Ekim zafiyetinin konuşulmadığı bir propaganda dönemine ihtiyacı var. İran ile olan savaşı o kadar uzatamayacağına göre Lübnan’da olan bitene iyi bakmak lazım.
■ Savaşın süresini İran’ın elinde kalan füze sayısına bakarak hesap etmeye çalışmak hata. Savaşın süresinde ABD, İsrail ve Körfez ülkelerinin elinde kalan savunma füzelerinin sayısı belirleyici olacak.
■ Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, İran-İsrail-ABD savaşından nasıl bir fayda sağlar, Ruslara nasıl bir fatura kestiririm diye uğraşıp duruyor ama Washington’dan sonra Brüksel’i de dinleyici olarak kaybetmiş durumda. AB, Rusya korkusu ve Moskova’yı biraz daha oyalama taktiğiyle Ukrayna’ya desteğe devam ediyor. Zelenskiy için yakın bir gelecekte AB üyesi başkentlerden randevu almak daha da zor olacak gibi.
■ Filipinler’de enerji arzı konusunda acil durum ilan edildi. Petrolünün yüzde 98’i Körfez’den gelen bir ülke için bu şaşırtıcı bir durum değil. Fakat kriz Avrupa’ya da sıçrayacağının işaretlerini vermeye başladı. QatarEnergy’nin, İtalya, Belçika’daki müşterileri de içeren uzun vadeli LNG tedarik sözleşmesinde mücbir sebep ilan etmesi demek, savaş devam ederse Avrupa’da büyük sorunlar yaşanacak demek. Tüm bunlar, oyları aralıksız artan aşırı sağ partilerin işine yarayacak gibi duruyor.

Tüm soykırımlara karşı olmak
İsrail’deki Netanyahu Hükümeti’ne duyduğumuz öfke bazılarımızı ciddi bir yanlışa sürüklemeye başladı.
Sanal medyada çeşitli Alman faşistlerin 2. Dünya Savaşı’ndaki soykırımı meşru gösteren açıklamaları paylaşılmaya başlandı.
En çok karşıma çıkan paylaşım, bir Alman profesörün “Biz Yahudilere neden sırt çevirdik” konuşması.
Sırt çevirmek başka şey insanları kadın, çocuk demeden gaz odalarında katletmek başka şey...
Kaldı ki Nazi rejimi sadece Yahudileri değil yüzbinlerce Romanı ya da farklı gördüğünü de katletti.
Netanyahu ve suç ortaklarının Gazze’de yaptıkları soykırım, Nazilerin Yahudi soykırımını haklı çıkarmaz, böyle bir fikir akla dahi getirilmemeli.
İnsan olmak tüm soykırımlara karşı çıkmayı gerektirir, savunacağımız tek çizgi de bu…

Brüksel tipi demokrasi...
Avrupa Birliği metinlerinde ve açıklamalarında demokrasi kelimesini kullanmayı sever.
Bir kelimeyi kullanmakla özümsemek arasındaki fark aslında yazının başlığını, Brüksel tipi demokrasiyi oluşturuyor.
Brüksel, 2000 yılında, aşırı sağcı Jörg Haider’in partisine karşı harekete geçmiş, Avusturya’nın üyeliğini askıya alma seçeneğini tartışmıştı.
Yani halkın oylarının hiç de önemli olmadığını göstermişti hepimize.
2024’te bir başka skandal yaşandı.
AB ve NATO karşıtı bağımsız aday Georgescu, Cumhurbaşkanlığı seçiminin birinci turunda sandıktan ilk sırada çıktı.
İtirazlar sonucu Romanya Anayasa Mahkemesi cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunu iptal etti, Romanya Merkez Seçim Komitesi, Georgescu’nun tekrarlanacak seçimlere katılma başvurusunu da reddetti
Aşırı sağcı bir Alman siyasi aktivist yasağı “AB diktatoraksisine” bağladı. Başka bir kullanıcı ise Avrupa’nın adayların seçimlere katılmasını yasakladığını iddia etti.
Brüksel bu işten az hasarla kurtuldu diyorduk ki 2026 Macaristan seçimleri geldi.
16 Mart’ta Avrupa Komisyonu, Macaristan seçimleri öncesinde “potansiyel Rus çevrimiçi dezenformasyon kampanyalarıyla mücadele etmek” iddiasıyla AB’nin Hızlı Müdahale Sistemi’ni (RRS) devreye soktu. Avrupalıların büyük çoğunluğu bu sistemi hiç duymamış olsa da, RRS yıllardır komisyonun sansür araçlarından biri durumunda. AB onaylı kontrol elemanlarına çevrimiçi içeriği “yanlış bilgi” olarak işaretleme ve platformlardan kaldırılmasını talep etme yetkisi veriyor.
Bitti mi derseniz, bitmedi elbette. Macaristan Başbakanı Viktor Orban, önceki gün Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto’nun en az bir AB üye ülkesi tarafından telefonlarının dinlendiği iddiasıyla ilgili soruşturma emri verdi.
Görünen o ki, Macaristan’da seçimlere 3 hafta kala Avrupa Birliği tüm gücüyle sürece müdahil olmaya çalışıyor.
Bu sırada demokrasi kelimesi yeni açıklamalar için depoda hazır bekletiliyor.
Sende Yorum yap