Doktoralı işsizler!
Dünya eğitim literatürüne yeni bir kavram kazandırdık. Nedir bu? “Doktoralı işsizler.” Oysa bilimde esas olan en önemli akademik kariyer “doktora”dır!
İşte gelinen noktanın özeti:
“Doktora mezunu binlerce işsizden biriyim. Görüştüğüm üniversiteler gelecekteki 3 yılda herhangi bir kadro alımına çıkmayacaklarını belirttiler. Şu anda devletin tüm üniversiteleri aynı durumda. Bir yandan da yüksek lisans ve doktora programları alımlara devam ediyor…”
Cumhuriyetin ilk yıllarında okuma yazma bilenimiz o kadar azdı ki okuma yazma seferberliği başlatıldı. Latin harflerine geçişten sonra daha çok öğretmene ihtiyaç duyuldu.
İlana çıkıldı. Gelen başvurular ihtiyacın onda birini bile karşılamadı. Bunun üzerine üniversite mezunlarının yanı sıra lise mezunlarına da kapı aralandı ama yine ihtiyacın çok altında kalındı. Ortaokul, ilkokul mezunları da bir şekilde eğitmen olarak görevlendirilse de yine yetmedi. Gelinen son noktada okuma yazma bilen herkes göreve çağrıldı ve en azından okuma yazma konusunda büyük bir yol kat edildi!..
Bu hatırlatmayı, nereden nerelere geldiğimizi hatırlatmak için yaptım.
Okumaya, öğrenmeye, yeni bir kimlik ve kişilik kazanmaya yönelik arzumuz ve heyecanımız öylesine yüksekti ki ülkemizin en ücra köşesindeki köylere kadar her yeri okullarla donattık, öğretmen atadık, köy enstitüleriyle kırsaldaki hemen her çocuğa devlet elini uzatıp hem akademik anlamda hem de meslek kazandırma yönünde büyük bir atılım gerçekleştirdik…
Öğrenme heyecanımız sonraki yıllarda diploma sevdasına dönüştü. İlkokul yetmedi ortaokul, ortaokul yetmedi lise, lise yetmedi üniversite, üniversite yetmedi master ve doktoraya ağırlık verdik.
Yetişmiş insan gücümüzde müthiş bir sıçrama oldu.
Dünyanın en büyük zenginliğinin iyi yetişmiş insan gücü olduğu dönemlerde hızla kalkındık. Büyük projelere imza attık; dünyanın gelişmiş ülkeleri bile iyi eğitimli, girişimci, yaratıcı ve en önemlisi de heyecanlı ve bir o kadar da çalışkan gençlerimize kapılarını sonuna kadar açtı.
Gidenlerimiz çok oldu ama arkadan gelenlerimiz daha çoktu.
Çocuklara bırakılacak en iyi mirasın eğitim olduğuna canı gönülden inanan ebeveynlerimiz çocuklarını okutmak için her türlü fedakârlığa katlandılar.
Cumhuriyetimizin 10’uncu, 20’nci yıllarında, çok kısa sürede dünyada eşi benzeri görülmemiş destanlar yazmamız, reformlar gerçekleştirmemiz bu sayede oldu…
Sonra birdenbire yetkinlik kazanma yerine diploma, daha çok diploma biriktirme sevdasına kapıldık. Okulların biri bitti, diğeri başladı. Giderek artan işsizlik de bunun tuzu biberi oldu! Üniversiteyi bitirip iş bulamayan mastera, masterı bitirip iş bulamayan da doktoraya başladı. Pek çok üniversite de bilim üretme görevini unutup hiçbir karşılığı olmayan diplomalar pazarlamaya başladı.
Ülke olarak bu süreçte büyük hatalar yaptık. Hem de devletiyle, milletiyle hep birlikte!
Dik durulması gereken ve en önemlisi de akıldan, bilimden, kaliteden, liyakatten, insan gücü ve istihdam planlamasından asla taviz vermemesi gereken YÖK, MEB ve ÖSYM gibi kurumlar da kervana katılınca iş iyice çığırından çıktı.
Dershane, sınav ve diploma odaklı eğitimin geldiği son nokta doktoralı işsizler oldu.
İstediğimiz bu muydu?
Elbette hayır!
İçerisinde bulunduğumuz durum çok mu vahim?
Evet vahim ama eğer yaşadıklarımızdan ders alıp kendimize yeni bir yol haritası çizersek krizi fırsata dönüştürüp Cumhuriyetin ilk yıllarında olduğu gibi yine büyük bir kalkınma hamlesi başlatabiliriz.
Moral ve motivasyon açısından çok örselenmiş olsak da minik sihirli dokunuşlarla kendimize yeni çıkış yolları bulabiliriz.
Örneğin sağlıklı bir durum tespiti yapar, beklentilerimiz ile kazanımlarımızı doğru örtüştürür, dershane, sınav ve diploma odaklı eğitim yerine istihdam odaklı eğitime yönelirsek mutlu olan sadece gençlerimiz değil üretim patlaması yapacak ülkemiz de olacaktır.
Evet milyonlarca diplomalı işsizimiz var ama hemen her sektörde bir o kadar da iyi eğitim görmüş, işini severek yapan, alın terinin karşılığını fazlasıyla almak ve vermek isteyen gençlerimiz de var, işverenlerimiz de...
Bu senaryoyu yazacak, kurgulayacak ve hayata geçirecek olanlar da sadece siyasetçiler değil devletiyle, milletiyle, üniversiteleri ve medyasıyla, çalışanı ve işverenleriyle, köylüsüyle kentlisiyle, gençleriyle yetişkinleriyle hepimiziz…
Özetin özeti: Yapacak çok işimiz var…
Sende Yorum yap