Türkiye’nin füze projesini kimler yaktı?

Dünyada füze teknolojisi 2. Dünya Savaşı’ndan beri kullanılıyor.
Nazi Almanya’sının ürettiği V-1 ve V-2 füzeleri bu konudaki ilk örnekler olarak kabul edilir.
1945’ten bugüne füze teknolojisi çok değişti, çok gelişti.
Mesela son dönemde adını çok daha fazla duyduğumuz balistik füzeleri ele alalım.
Balistik füzeler çok yüksekten ve uzaydan uçtukları için normalde kullanılan hava savunma radarları tarafından tespit edilemiyor.
Dünya üzerinde çok katmanlı ve uzayda önleme yapabilecek hava savunma sistemi yok denecek kadar az.

Mesela çok konuştuğumuz Rus yapımı S-400 füze savunma sistemleri atmosfer dışında önleme yapamaz, maksimum 30 kilometre irtifada etkili olur.
Bu da balistik füzelerin uçuşunun son aşamasına denk gelen bir menzil.
Füze teknolojisi konusunda son derece gelişmiş bir ülke olan Rusya, balistik füzelere karşı ürettiği S-500 Prometheus sistemini ilk kez Ağustos 2024’te Moskova’da gerçekleştirilen fuarda tanıttı. Rusya’nın S-550 adında bir üst versiyonu daha geliştirmekte olduğu da biliniyor.
Tüm bunları anlatmamın sebebi, Türkiye’nin füze yarışına katılışının trajikomik hikâyesi ve gizemli sonu.
Türkiye’nin ilk füzesi Marmara-1’in deneme atışı 19 Eylül 1962’de İstanbul Ümraniye’de yapıldı.
Boyu 1 metre 33 santim, ağırlığı sadece 1,5 kilogram olan bir füzeydi bu.
Füzenin imalatını yapan kişi Kirkor Divarcı adındaki Ermeni asıllı bir Türk vatandaşıydı.
Mühendis değildi ama Bandırma Füze Kulübü’nün çalışmalarını gazetelerde okumuş ve heyecanlanmıştı.
Nişanlısıyla birlikte ceplerindeki 400 lirayı bu işe koydular, 1959’da kaportacı bir arkadaşlarının yardımıyla da işe koyuldular.
Çok küçük 9 denemenin ardından, Silahlı Kuvvetlerin de sürece dahil olması Marmara-1’in fırlatılmasına kadar uzandı.
1962 sonbaharında Ümraniye’den fırlatılan füze tam 920 metre yükseğe çıktı.

Bu başarının ardından denemeler üst üste geldi, Marmara-2’yi, Hürriyet-1 ve Hürriyet-2 takip etti.
Türkiye’nin çeşitli yerlerinde yeni füze kulüpleri açıldı ve sonra uzaya bir fare yollama denemesinin hazırlıkları başladı.
“Aktrüs” isimli bir proje için 4 metre uzunluğunda ve 500 kg ağırlığında olması planlanan bir füze üretilecekti.
Aktrüs’ün kapsülüne yerleştirilecek bir farenin, tüm hareketleri mikro film makinesiyle kayda alınacaktı.
Kapsülün 150’nci kilometrede roketin ana gövdesinden ayrılması ve ardından paraşütle yere inmesi bekleniyordu.
Sonra nasıl olduysa Kirkor Divarcı’nın Üsküdar’daki evinde yangın çıktı, planlar yok oldu, ardından deneme alanları da kapatıldı.
Füze çalışmalarında kazalar olur ama planların yeniden yapılmaması, Divarcı’ya verilen tüm yardımın kesilmesi gibi gariplikler de var.
O günden sonra uzunca bir zaman ihmal edilen Türkiye’nin füze macerasında Savunma Sanayii Başkanlığı çok gerilerden gelip mesafe kapatmaya çalışıyor.
Keşke 1963’te o projenin bitmesine neden olan kararı kimlerin verebildiğini öğrenseydik…
İsrail’in füzeleritükeniyor...
Savaşın ilk 2 haftasında İran’ın füze kapasitesini büyük oranda yok ettiğini söyleyen bir İsrail vardı.
Aynı İsrail, dün savunma füze stoklarının kritik seviyeye indiğini kabul etti.
İsrail savaşın başından bu yana en sık kullandığı Arrow füzelerini geri çekerken, bunların yerine yazılım güncellemeleri yaptığı Davud Sapanı ve Demir Kubbe’nin çeşitli versiyonlarını devreye soktu.
Savaş modundaki İsrail medyası üzerinde tepinmese de Dimona ve Arad’ı vuran İran füzelerinin engellenememiş olmasını başka amaçlar için tasarlanmış füzelerin kullanılmasına bağlıyor.
Bu haberi daha anlamlı kılan gerçek aslında Haziran 2025’te saklı.
12 gün savaşı sırasında The Wall Street Journal’a konuşan ABD’li bir yetkili, İsrail’in Arrow stoklarında sorun olduğunu söylemiş, Tel Aviv bu haberle ilgili yorum yapmayı kabul etmemişti.
Arrow füze sistemlerinin tam üretim takvimi bilinmiyor ama bir bataryanın imalatının aylar sürdüğüne dair yapılmış haberler var.
Sistem parçalar halinde İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii ve Boeing tarafından imal ediliyor sonra birleştirme üretimi yapılıyor.
Birleştirme hem ABD hem de İsrail’de yapıldığı için bugüne kadar hiç stok kritiği gibi bir durum söz konusu olmamıştı.
Dünya üzerinde sadece Almanya’ya, o da sadece 3 batarya olarak ihraç edilen Arrow füzelerin durumu İsrail’in savaş hesaplarındaki hatanın göstergesi aslında.
Ya İran’ın füze sayısını yanlış hesapladılar ya da İran’ın füze stoklarını yok etme planları başarılı olamadı.
Her şart altında bu durum Netanyahu’nun saldırganlığını dizginlemesine neden olacak, barış umudunu arttıran bir gelişme olarak kabul edilebilir.
Categories: Türkiye’nin füze projesini kimler yaktı?
Sende Yorum yap