Umursamazlık! (1)
Sadece biz değil, dünya genelinde hemen herkesin sık sık dile getirdiği bir kavram var:
“Teknoloji manyağı olduk.”
En çok etkilenenler gençler ve öğrenciler olsa da etkilenmeyenimiz yok gibi.
Öğrenci ve işsiz olmak zordu, şimdi çok daha zor.
Gelin önce öğrencilere yönelik sorunlara, tespitlere, çözüm olasılıklarına bir göz atalım:
Sorun öğretmenlerimizde mi, öğrencilerde mi, sistemde mi yoksa çok daha farklı sosyolojik, psikolojik, pedagojik sorunlar mı söz konusu? Doğru teşhis koymadan doğru tedavi mümkün değil!
4+4+4’ten ve özellikle sosyal medya ve yapay zekâdan sonra geldiğimiz nokta, öncekilerden daha farklı!
Herkes herkesten şikâyetçi ama en çok da sınıf içi disiplini, konsantrasyonu sağlamakta ve öğrencilerin derslere olan ilgisini çekmekte zorlanan öğretmenlerimiz şikâyetçi.
Bu durum sadece bizde değil; dünyanın her yerinde, her evde ve her okulda konuşulan konuların başında geliyor.
Dijital Çağ, Bilişim Çağı derken şimdi Yapay Zekâ Çağı ile her şey çok daha karmaşık hâle geldi.
Eğitimle uzaktan yakından ilgisi olan herkesin bu işe neden kafa yorması gerektiği konusunda da çok çarpıcı değerlendirmeler var.
İşte onlardan birisi:
“Şu anda eğitim hayatında neler olup bittiği hakkında pek çok kişinin fikri yok.
Gençlerin can sıkıntısına dayanma becerisi neredeyse hiç kalmadı.
Sürekli telefondalar ve sabah gözlerini açtıkları andan gece uyuyana kadar sürekli bir dopamin akışıyla besleniyorlar. Okulda dopamin yoksunluğu yaşadıkları için bağımlı gibi davranıyorlar. Aşırı tahammülsüz ve tepkiseller; en ufak bir şey bile onları çileden çıkarabiliyor.
Karşılarında ders anlatmaya çalışıldığında ise sanki orada değiller.
Boş boş bakıyorlar.
Derse odaklanamıyorlar.
Eğer onlarla kurulan iletişim kısa videolar gibi sunulmamışsa ya da içinde dikkat çekici bir şeyler yoksa ilgilerini çekmek mümkün değil.
Artık öğretmenler için en zor olan şey problemli davranışlar değil; zorlandıkları şey, sınıfın önünde durup konuşurken karşılarında gözleri açık bakan ama aslında orada olmayan bir grup öğrenciye ders anlatmak.
Ve derin bir umursamazlık var...
Cezalar işe yaramıyor çünkü umursamıyorlar.
Notları umursamıyorlar.
Üniversiteyi umursamıyorlar.
Gerçek dünya olarak burayı görmüyorlar.
Gerçek dünyaları olan internete verdikleri kısa bir molada, sadece birkaç dakikalığına temas kuruyorlar.
Öğretmenler, kariyerleri boyunca hiç bu düzeyde jenerasyon kopukluğu yaşamadıklarını söylüyorlar…”
Tespitleri abartılı bulanlar olabileceği gibi, “Dahası da var. Okulda böyle de evde ve diğer toplu yaşam merkezlerinde durum farklı mı?” diyenler de çıkacaktır.
Yenilikler her dönemde sosyolojik, psikolojik, pedagojik sorunları da beraberinde getirmiştir; getirmeye de devam edecek.
Teknolojik gelişmelerde hazım dönemleri önceden daha uzundu. Örneğin siyah beyaz televizyondan renkliye, tek kanaldan çok kanala geçmemiz çok uzun yıllar aldı. Oysa şimdi bir sonraki modeller ve projeler arasındaki süre çok kısa.
Yeniliklerin daha birini hazmetmeden diğeri geliyor ve adeta dijital obezlik, dijital körlük, dijital kölelik yaşıyoruz…
Eskiden yemek konusunda “Her şeyin fazlası zarar, aman dikkat!” uyarısında bulunulurdu; şimdi ise dijital bağımlılık konusunda aynı uyarı dikkat çekiyor.
Haksız da değiller!
Sosyal medya, yapay zekâ, dijital oyunlar, arama motorları, sanal uygulamalar elbette kullanılmalı ama her şey gibi bunun da bir sınırı olmalı, harcanan zamana değmeli!..
Bu tür söylemleri ve endişeleri hemen her gün birbirimizle paylaşıyoruz ama görünen o ki çok da bir faydası olmuyor.
Yasal düzenlemeler, sınırlamalar, yasaklar bir işe yarar mı? İyimser olanlar kadar “Yasaklar daha da çok ilgi yaratır” diyenler de var.
Peki o zaman çözümü ne?
Bilinçlendirme, bilinçlendirme, bilinçlendirme…
Yeni teknolojiler geldiğinde öteden beri hep sorun yaşadık.
Ürün geliyor servisi yok, servis oluyor yeterli donanıma sahip personeli yok, onlar var olduğunda da parça tedariğinde sorunlar yaşanıyor. Ya da o ürün piyasadan çekildiğinde sorumlu yok.
İşin teknik sorunlarının yanında bir de sosyolojik sorunlar var ki onlar hiç kaale alınmıyor. Bugün yaşadığınız tüm sorunların kökeninde bu özensizlik yatıyor. Umursamazlıkların gerekçesi de maalesef yine aynı duyarsızlık ve özensizlik!
Özetin özeti: Sınav ve diploma odaklı eğitimle pek çok şey gibi sosyal bilimleri adeta yok sayarak ölme noktasına getirdik ve bugünün dünyasının en önemli sorunları ise sosyolojik sorunlar! Gerçeklerle yüzleşme zamanı da geldi de geçiyor!..
Categories: Umursamazlık! (1)
Sende Yorum yap