s

İslamabad’da tarihi masa

ABD ve İran, 40 günlük savaşın ardından mutabık kaldıkları - son derece kırılgan ve İsrail’in Lübnan saldırıları ile diplomasi masasını sallayan - ateşkesi sürdürebilmek için bugün Pakistan’da bir araya geliyor. Ben de zirveyi takip etmek için İslamabad’dayım ve şehirde yaptığım görüşmelerden sonra edindiğim izlenimi paylaşarak başlayayım: Bu ateşkesin devamının gelmesi bile aşamada bir başarı olacak.

Önce heyet ve format muammasından başlayalım. ABD Başkanı J.D. Vance’in gelip gelmeyeceği, uçağa binene kadar gün boyu İslamabad’da tartışıldı. Pakistanlı yetkililer son ana kadar bilgiyi teyit etmedi. Çünkü o gelmezse İran da heyetini ona göre şekillendirecekti. Meclis Başkanı Muhammed Bakir Galibaf ya dahil olacak ya da heyetten çıkarılacaktı. Washington’ın Galibaf isminde ısrarcı olduğu, İran tarafının da J.D. Vance olmadan görüşmelere oturmama pozisyonu netti.

Perde arkasında son ana kadar “muhataplık ve diplomatik seviye” belirleme mücadelesi oldu. Bu satırlar yazılırken, pek çok belirsizlik ise devam ediyordu. Örneğin bu görüşmenin hangi formatta yapılacağı – 26-28 Şubat’ta Umman’daki gibi dolaylı mı yoksa doğrudan mı olacağı - muğlaktı. Beklenti dolaylı olması. Pakistan tarafı, heyetlerin İslamabad’a ulaşmasından sonra bunun yeniden konuşulacağını ifade etti. Toplantının yeri de beklendiği gibi Serena Otel’den, cumartesi sabahı Başbakanlık Ofisi’ne alınırsa şaşırtıcı olmaz.

Format ne olacak?

6 Nisan’da varılan İslamabad mutabakatı, üç temel noktaya dayanıyordu. Ateşkesin sağlanması, Hürmüz’ün açılması ve tarafların İslamabad’da bir araya gelip bundan sonrası konuşması. İran 10 maddelik talep listesini, ABD ise 15 maddelik isteklerini Pakistan tarafına iletmişti. Bu görüşmelerin de 10-15 gün sürmesi bekleniyor. Şimdi taraflar Pakistan’da buluşacak ama bundan sonra müzakerelere kimlerle devam edileceğinin de belirlenmesi gerekiyor. Yani sonrası için de bir format belirlemesi gerekecek.

Tarafların pozisyonları

Hiç kuşku yok ki, taraflar masaya 26-28 Şubat’taki pozisyonlarından çok daha farklı oturuyor. Bir tarafta, 40 günlük savaşın ardından sahada ağır yara almış ama ABD’ye direnerek psikolojik üstünlüğü elinde tutan İran var. Diğer tarafta ise ne yaparsa yapsın Hürmüz’ü açtıramamış, “yanlış hesap yapmak ve İsrail’in kuyruğuna takılmakla suçlanan” ABD ve Trump yönetimi var. ABD, Umman’da masaya nükleerin haricinde balistik füze programı, vekil güçleri koymaya çalışmış başaramamıştı. O zaman bunu başaramayan Washington, şimdi İran’a bu koşulları dayatabilir mi, zayıf ihtimal olarak görülüyor.

Öncelikler neler?

ABD’nin önceliği Hürmüz’ün açılması. İran’ın önceliği ise “kendisine saldırılmayacağının garantisi.” Ya da bir başka deyişle “ateşkesin kalıcı” olması. Elbette bu ateşkese Lübnan’ın dahil olup olmadığının taraflarca netleştirilmesi gerekiyor. Bu, ABD tarafının da ağırlığını koyacağı bir başlık. Çünkü İsrail’in saldırıları bundan sonraki ateşkes sürecini de etkileyecek. Galibaf’ın ‘müzakerelerden önce netleştirilmeli’ demesi bu açıdan önemli. İran tarafının bir diğer talebi dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması. Galibaf’ın son dakika çıkışı, talep listesindeki savaş tazminatını alamasa bile bu yolla ekonomisine nefes aldırmanın arayışı olarak okunabilir. Bu arada ABD’nin İran’da tutuklu vatandaşlarının durumunu masaya getireceği iddiaları da var.

Olağanüstü güvenlik

Bütün bunlar olurken, toplantının yapılacağı İslamabad’da Başbakanlık, Meclis binası, büyükelçiliklerin olduğu “kırmızı alan” diye bilinen güvenlik bölgesi, Perşembe gününden itibaren olağanüstü koruma altında. Sadece polis değil, ordu birlikleri de görevdeydi. İslamabad’da yaşayanlar lojistik olarak hallerinden şikayetçi görünseler de, ABD ve İran’ın 40 gündür devam eden savaşında ateşkesi sağlayan ülke olmanın gururunu yaşıyorlar. Bu arada ABD ve İran’ın talebiyle üçüncü ülkelere davet gönderilmediğini de belirtelim.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.