s

Sürdürülebilirlik

Duran saatin bile günde iki kez doğruyu gösterdiği bir süreçte hemen hemen herkes, her kurum, her takım ya da her ülke bir şekilde başarılı olabiliyor. Reformlar gerçekleştirebiliyor. Zirveye çıkabiliyor. Dünyanın en güçlü ülkesi ve şampiyonlar şampiyonu olabiliyor. İşte tam da bu noktada sürdürülebilirliğe, kalıcılığa ve en önemlisi de kazanılan itibarın ömrüne bakılıyor!

Örneğin binlerce yıllık imparatorluklardan ya da medeniyetlerden kaçı hâlâ ayakta, dünyanın en büyük şirketlerinden ve zenginlerinden kaçı hâlâ ilk yüzde, dünün Avrupa, dünya şampiyonu takımlarından kaçı finale kalabildi, son bin yılın en büyük icatlarından kaçı bugün hatırlanıyor?

Bu liste uzayıp gider ve içinden çıkmak da mümkün olmaz. Dahası hiç ama hiçbir şey de sonsuza dek istenilen noktada kalamaz. Kalamıyor da. Değişkenler o kadar çok ki bazen “ne yapsanız boşuna” noktasına geliyor, doyuma ulaşılıyor, metal yorgunluğu oluyor ya da sizden çok daha donanımlılar ortaya çıkıyor!..

Bu yüzden daha derin analizler yapabilmek için arada bir tarihe 100 yıllık, bin yıllık periyotlarla bakmakta sonsuz yarar var.

İşte o zaman görüyorsunuz ki çok şeyler değişse de bazı şeyler hiç değişmiyor!

En büyük zenginlik?

Dünden bugüne değişmeyen ve önemi giderek artan en değerli zenginlik, iyi yetişmiş insan gücüdür. Bunun ölçütü de diploma değil, yetkinliktir!

Peki en değerli hazinelerimiz olan gençlerimizi eğitim, bilim, üretim, vizyon, sorumluluk, etik ve kültürel değerlerimiz ve girişimcilikle donatıyor muyuz?

Olaya dünya standartları çerçevesinde baktığımızda hangi sektörde, kendi alanında uzman ne kadar gencimiz, yetişkinimiz, emeklimiz ve öğrencimiz var?

Dünden bugüne en büyük başarılarımızı nasıl elde ettik, en büyük hatalarımızı nerelerde yaptık?

Gençlerimizin yüzde kaçı yurt dışına gittiğinde havada kapılıyor? Yüzde kaçı için dünyaya açılma, hayalin ötesine geçemiyor?

Beyin göçü ihracat ve ithalat oranlarında denge ne? İhraç ve ithal ettiğimiz ürünlerin ne kadarı akıl, bilim ve teknoloji ürünü; aradaki makasın bu kadar açık olmasının nedenleri neler?

Hangi konularda çok iyiyiz, hangilerinde yerlerde sürünüyoruz?

Olaya hâlâ dünya üniversite sıralamaları çerçevesinde bakıyoruz. En iyi üniversitelere sahip olmak elbette çok önemli ama ne kadarı bilim üretiyor ne kadarı ürettiği bilimi ürüne dönüştürüyor? Asıl önemli olan o!

Belirli alanlarda çok iyi olmak, diğer alanlarda sıradanlaşmanın mazereti ya da tolere edicisi olamaz. Olmamalı da… Çin örneğinde olduğu gibi herkes kendi alanında en iyisi olmak için mücadele etmeli; devletin, hükümetlerin, kurumların, ebeveynlerin, sivil toplum örgütlerinin gelişmelere bakış açısı da tıpkı anayasalarda yer aldığı gibi herkese eşit olmalıdır!

Bazı alanları, kişileri, kurumları destekleyip diğerlerini ihmal etmenin hataların en büyüğü olduğuna defalarca şahit olduk ama insanlık olarak dünya var olduğundan beri nedense hâlâ bu şaşı bakış açısından kurtulamadık.

Son savaşın öğrettikleri?

Son savaş da gösterdi ki silah üstünlüğü, tek başına sonucu belirleyici bir unsur değil. Strateji, lojistik, inanmışlık, diplomasi, moral değerler, iç ve dış kamuoyu, silah, mühimmat, yiyecek, içecek, zaman, insani ve etik değerler, hukuk, hiç hesapta olmayan gelişmeler ve daha pek çok ayrıntı savaşın gidişatını belirleyecek kadar hayati önem taşıyor. Bu yüzden yeni dünya düzeninde siyasetten diplomasiye, silah çeşitliliğinden lojistiğe, dostluklardan düşmanlıklara, ekonomiden hukuka, saldırıdan savunmaya her şey ama her şey çok değişecek!

Meslekler de öyle. Her biri bir zincirin halkaları kadar önemli. Ve gücünüz en zayıf halkanın gücü kadardır. O koptuğunda ortada ne zincir kalır ne de güç! …

İşte bu yüzden var olan insan gücü potansiyelimiz kadar, hiç olmayan ya da sayısı ve kalitesi yerlerde sürünen insan gücü potansiyelimizin bir envanterini çıkarmamız ve meslek yelpazesini günümüz koşullarına göre sil baştan yeniden düzenlememiz gerekiyor.

Bu insan gücü envanterini bir an önce çıkarmalıyız ki zor zamanlarda neyi, nasıl, kimlerle en iyi şekilde başarabileceğimizi bilelim. Olası her türlü felaketten kendimizi koruyalım…

İlk adımı atarken ki referansımız da ne diploma ne eş dost ahbap ilişkisi ne de başka değerler değil; milli ve manevi değerler, tarih ve liyakat olmalıdır…

Özetin özeti: Yapacak çok hem de çok işimiz var. Bu yüzden her saatimiz, günümüz, yılımız çok önemli!..

Categories: Sürdürülebilirlik

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.