Bir tas çorbada fırtına koptu

“Yunanistan işkembe çorbasını UNESCO listesine kaydettiriyor” haberleri ortalığı kasıp kavurdu. Bir tas çorbada kopan fırtına, aslında bir kasırganın erken habercisi. Büyük kasırga aralık ayında bambaşka bir konuda kopacak. Ancak onun haberini vermeden önce çorbaya bakalım
Bir tas çorbada fırtına koptu! “Yunanistan işkembe çorbasını UNESCO listesine kaydettiriyor” haberleri ortalığı kasıp kavurdu. Aslında bu ilk kopan fırtına değil. Pek çok ülkede paylaşılan ortak bir lezzet üzerine tek bir ülke hak iddia edince kızılca kıyamet kopuyor, senindi benimdi çekişmeleri tetikleniyor, tartışmaların sonu gelmiyor. Nedense bir türlü ortak paydada buluşmak mümkün olmuyor
Bir tas çorbada kopan fırtına, aslında bir kasırganın erken bir habercisi. Büyük kasırga aralık ayında bambaşka bir konuda kopacak. Ancak onun haberini vermeden önce çorbaya bakalım. Haberlerin aslını araştırmak için “UNESCO Intangible Cultural Heritage List”, yani “Somut Olmayan Kültürel Miras” sitesinde 2026 listesini inceledim. Öncelikle belirteyim, henüz görünürde bir işkembe çorbası dosyası yok. Zaten haberler hazırlık yapıldığı yönündeydi; demek ki bir hazırlık haberi sızmış ama adaylık henüz resmileşmemiş. 2026 adayları teknik bir değerlendirmeden geçtikten sonra, bu yıl aralık ayında Çin’in Xiamen kentinde görüşülecek.
Dosyalar öncelik sırasına göre değerlendiriliyor. “Urgent Safeguard Needed” yani “Acil Korunması Gerekli” ibaresiyle başvurulan dosyalar en başa alınıyor, sonra farklı ülkelerin kota durumuna göre öncelikleri sıralanıyor. Daha önce başvuru yapmayan veya az olan ülkeler öne alınıyor, birden fazla ülkenin ortak başvuruları da listede yukarı çıkıyor. Her yıl en çok 65 kadar dosya değerlendirilebiliyor. Bazı dosyaların içeriği kalabalık. Örneğin Nevruz kutlamaları Türkiye’nin de dahil olduğu 13 ülkenin ortak başvurusu ile kabul edilmişti. Bir dosya tek bir ülke veya birkaç ülke tarafından tescil ettirilse bile sonradan “Bizde de bu kültür var” diyerek eklenmek isteyen ülkeler olabiliyor. Örneğin ‘Falconry’ diye geçen doğancılık, şahincilik, şahin ile avlanma, 2010 yılında 11 ülkenin ortak başvurusu ile kabul edilmiş ama sonradan eklenenlerle 2021 itibarıyla 24 ülkeye çıkmıştı. Böylece İrlanda’dan Kore’ye kadar uzanan bir coğrafyada paylaşılan bir dünya mirası niteliği kazanmıştı.
Yaşayan insanlık mirası
UNESCO listeleri hep anıt eserler, arkeolojik alanlar, doğal sitler, tarihi kentler olarak düşünülür. Dünya Kültürel Mirası başlığı altında değerlendirilen insanlığın ortak kültürel mirası, sadece fiziki eserlerden ibaret değil. Bir de yaşayan gelenekler, ritüeller, el sanatları, müzik, folklor, halk dansı gibi kültürümüzü şekillendiren ögeler var. Yemek de bunlara dahil. Nesillerden nesillere aktarılan bu kültürlerin toplamı ‘somut olmayan’ başlığı altında değerlendirilmiş. Ancak artık daha çok “Living Heritage” yani “Yaşayan Miras” olarak anılıyor.
Türkiye bu listeye ilk kez 2008 yılında Meddahlık ve Mevlevi Sema Ayinleri ile girmişti. Bugüne kadar 30 dosya kabul ettirmişiz. Çin’den sonra en çok dosyası kabul edilen ülke Türkiye. Yemek kültürü olarak kabul edilen ilk dosyamız ise 2011 yılında Törensel Keşkek Kültürü olmuştu. Listelerin ilanından sonra bazen bazı ülkelerden itiraz sesleri yükseliyor. Keşkek ilan edilir edilmez, Türkiye ve Ermenistan arasında bir aidiyet krizi söz konusu edilmişti. Ermenistan, keşkek kökeninin aslen harissa olduğu iddiasıyla şiddetli tepki göstermişti. Bunun üzerine UNESCO’nun cevabı, yemek kültürünün sınırlar ötesi geçirgen bir yapısı olduğu, Ermenistan’ın dilerse ayrı bir “Harissa Dosyası” ile başvurabileceği şeklindeydi. Aradan geçen 15 yılda henüz bu konuda yeni bir başvuru gelmedi.
Çözüm ortaklık
Keşkek-Harissa ilk ciddi kriz olsa da liste her zaman fırtınalar yaratabiliyor. Nitekim 2014 yılında “Lavaş Krizi” patlak verdi. Lavaş ekmek Ermenistan adına kaydedilince, bu kez Türkiye, Azerbaycan, İran, Kırgızistan ve Kazakistan ayaklandı. UNESCO hemen uzlaşma yoluna gitti. İtiraz eden ülkeleri yatıştırmak amacıyla Ermenistan’ın adaylığına bir açıklama ekleyerek, bu ekmeğin bölgedeki birçok topluluk tarafından paylaşıldığını ve adaylığın ‘münhasırlık’ anlamına gelmediğini belirtti. Hemen akabinde bir gelişme daha yaşandı. İtiraz eden beş ülke, yani Azerbaycan, İran, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye ortak bir dosya hazırladı ve 2016 yılında “Lavaş, Katırma, Jupka, Yufka: Yassı Ekmek Yapma ve Paylaşma Kültürü” dosyasını kabul ettirdi. Bazen de böyle oluyor. Bir ülke, başka bir ülkenin başardığı bir kültür kaydından esinlenerek kendi ayrı başvurusunu yapıyor ya da böyle yapıcı ortaklıklar doğuyor.

Yıl sonuna dikkat!
Astrolog gibi konuşmak olmasın; yıl sonu asıl kopacak fırtınaya döneyim. Bu yıl Türkiye’nin toplamda dört aday dosyası var, ikisi yemek kültürü ile ilgili: Yoğurt ve baklava! 5 Aralık itibarıyla bu dosyaların Yunanistan’da ses getireceğini öngörmek için yıldızlara bakmaya gerek yok. Yoğurt, Bulgaristan ve Romanya; baklava ise Azerbaycan ile ortak başvurumuz. Lezzet ve yemek kültürü insanlığın ortak mirası. Biz Balkanlardan Orta Doğu’ya tüm komşu ülkeleri ortak dosyalarımıza davet edelim, davete icabet ederlerse ne âlâ, hep beraber tadına varırız!
Sende Yorum yap