Massive Attack - Tom Waits düeti
Hayat müziği etkiler. Dünyanın dört bir yanındaki siyasi gelişmeler müzik tarihinin iki önemli ismini, yedi dakikalık bir şarkı ve ona eşlik eden filmde bir araya getirdi

11 yıldır sesi soluğu çıkmayan Amerikalı blues şarkıcısı, oyuncu ve ozan Tom Waits, son dönemde çevre konularından, faşizme, Filistin’den evsizlik sorununa kadar sesini her alanda en yüksek perdeden duyuran ve 16 yıldır yeni albüm yayınlamayan Massive Attack ile bir araya geldi ve zamanın ruhunu temize çeken “Boots On The Ground” adlı bir şarkıya imza attı.
Geçen hafta Massive Attack’tan Robert Del Naja, İsrail’in Filistinlilere uyguladığı soykırımı protesto eden kalabalığın arasındaydı. Londra’nın merkezinde elinde pankartla sessiz bir şekilde protestosunu gerçekleştirirken Palestine Action adlı örgüte destek olmak suçundan 500 kişiyle birlikte gözaltına alındı. Bu cümleyi kurarken dikkat edin, Londra’dan söz ediyoruz. Filistin’de soykırım var demek ve Filistin’in yanında durmak sizi gözaltına götürebilecek bir suç. Nerede? Birleşik Krallık’ın başkenti Londra’da.
Aradan bir hafta geçti ve işte bu hafta sonu Massive Attack yeni single’ı internette. Ancak Spotify’da değil. Çünkü Massive Attack, bu platformun sahibi Daneil Ek’in silahlanma alanındaki yatırımlarını protesto ediyor. Kataloğunu geri çekmek istediği hâlde bağlı bulunduğu şirketlerin hakları yüzünden bunu yapamadılar ama yeni müziklerini platforma vermeme kararı aldılar.

16 yılda dünya çok değişti
Amerikan folk müziğinin simgeleşmiş en büyük isimlerinden Tom Waits’in vokali ve sözleriyle Massive Attack’in müziği ABD’de güvenlik güçleri tarafından öldürülen her kesimden sivilleri anıyor. “Boots On The Ground” ABD’deki güvenlik güçlerine yani polis ve göçmen polisi ICE’a referansla “postallar iş başında” adını taşıyor.
Şarkının sözleri son dönemde Trump’ın da cesaretlendirmesi ve görevlendirmesiyle ABD vatandaşları üzerinde uygulanan silahlı baskıyı ve öldürülen sivilleri anıyor. Şarkıda hem “Black Lives Matter” hareketi hem göçmenlere uygulanan şiddete dair sözler var.
Yedi küsur dakikalık şarkı gerçek protesto görüntüleri kullanılan bir film eşliğinde sunuldu. Ben müziği biraz Massive Attack’in 1994 tarihli “Karmacoma”sına benzettim. Sanki Tricky’nin vokalininyerini Tom Waits’in dramatik tarzı almış.
Massive Attack, 2010 yılındaki “Heligoand”den bu yana bir iki single dışında yeni müzik yayınlamadı. Turneler yaptı, konserler verdi, gündemde kalmayı başardı ama stüdyoya girip yeni bir albüm için kolları sıvamadı. Aradan geçen 16 yılda dünya çok değişti. Bilmeyenler için Massive Attack’in ‘90’larda trip hop’ı icat ettiğini, bugün Spotify ve YouTube’da milyonlarca stream alan lo-fi müziklerin atası olduğunu söyleyelim. ‘90’ları değiştiren gruptu Massive Attack.
30 yıllık şarkıları bugün de hâlâ yeni ve çağın müzik ve sound anlayışına göre modern ve geçerli. Bakalım vaat ettikleri yeni albümle de güncel olmayı başarabilecekler mi?

Ne dinlesek?
■ Jose Gonzales’in yeni albümünün adı “Against the Dying of the Light”. İsveçli besteci ve şarkı sözü yazarını yeni kuşaklar pek bilmez. Biz 2003 yılında hit olan “Heartbeats” ile tanımıştık. Dünya çapında popülerliği yakalamasının ardından Türkiye’ye pek çok kez geldi, konserler verdi. Gonzales gitarı ve sakin, huzurlu vokaliyle çağı ve insanı kişisel açısından yorumlamaya devam ediyor.
■ Indie / folk sevenler için bir albüm önerelim. ABD’li genç şarkıcı ve besteci Lindsey Jordan (Snail Mail) “Ricochet” adlı bir albüm yayınladı geçenlerde. Güzel bir yol albümü olabilir aynı zamanda.
■ Klasik caz sevenlere de bir önerim var bu hafta. Özellikle big band tarzı bol nefesli atmosferini seviyorsanız Chicago çıkışlı Kurt Elling’in Köln’ün WDR Brass Band orkestrasıyla birlikte kaydettiği albüm beklentileri karşılayabilir. Caz klasiklerini bir de böyle dinleyin.
Sende Yorum yap