NİSAN COŞKUSU

23 Nisan 1920 günü Ankara’da bir heyecan bir heyecan...
Çünkü Millet Meclisi açılıyor.
Toplantıya gelen milletvekilleri araçlarını nereye mi park etmişler? Bahçe duvarındaki parmaklığa... O zaman malum; kimsede motorlu araç yok. Vekiller Meclis’e atla geliyor. Atları da bahçe duvarındaki parmaklığa bağlıyorlar!
İlk Meclis’te mebuslar okul sıralarında oturuyorlar. Elektrik olmadığı için salon bir kahvehaneden alınan birkaç gaz lambasıyla aydınlatılmış.
Birkaç gün sonra duvarlara şu ilanlar asılmış:
“Meclis binası içinde tavla ve her türlü kumar oynamak yasaktır.”
Anlaşılan toplantıyı beklerken tavla oynayan vekiller var.
Birinci Meclis yurdun dört bir yanından davet edilen halk temsilcileriyle toplanıyor. Katılanların 65’inin başında fes ve sarık, yaklaşık 50’sinin başında ise o dönemde ilericilik simgesi sayılan kalpak varmış. Buradan muhafazakârların çoğunlukta olduğu anlamı çıkıyor. Zaten cuma günü dualarla açılan bu Meclis’in görünürde üstlendiği görev de padişahı ve hilafeti kurtarmaktır.
Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşını işte böyle bir Meclis’le başarıya ulaştırıp içinden bir Cumhuriyet ve demokrasi projesi çıkarmıştır. O gün kimsenin aklında Cumhuriyet yoktur.
Avrupa, Franco, Hitler, Stalin, Salazar, Horny, Mussolini gibi diktatörlerin yönetimine hazırlanırken Türkiye’de 1920’de parlamenter rejim kurulmuş, Meclis duvarına “Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir” şiarı işlenmiş, demokrasiye giden yolun taşları döşenmiştir.
Bu bir mucizedir.
KANAL SATIŞTA
TELE1 Televizyon Kanalı’nın sahibi Merdan Yanardağ 6 ay önce casusluk iddiasıyla tutuklanmıştı. Kanal1 bunun üzerine TMSF’ye devredildi. Yayınlar güncel olmayan dolgu filmlerle sürdürüldü. Doğal olarak kanalın izleyicisi kalmadı. Sonunda TMSF Kanal’ı önceki gün 28 milyon lira bedelle satışa çıkardı.
Casuslukla suçlanan Merdan Yanardağ hakkında iddianame hazırlandı ancak kendisi henüz mahkemeye çıkarılmadı. Suçlu olup olmadığı belli değil. O yüzden kanalın satışa çıkarılması kamuoyunda tartışmalara yol açtı.
SORU: Bir iddia ile hapse atılan vatandaşın malı mülkü, o şahsın suçlu olup olmadığı belli değilken satışa çıkarılabilir mi?
O vatandaş yarın mahkemede beraat ederse malı mülkü nasıl geri verilecek? Nasıl tazmin edilecek? Acaba başka televizyon kanallarına da bu şekilde el konabilecek mi?
Kanal uygulaması bunun mümkün olacağını gösteriyor.
Kanunlarda uygulamaya gerekçe bulunabilir.
Ancak manzara masumiyet karinesi ve mülkiyet hakkıyla hiç mi hiç uyuşmuyor.
KEPEZ
Antalya Kepez’de iki yıl önce meydana gelen teleferik kazasında bir kişi ölmüştü.
Kazanın sorumlusu olarak Kepez’in CHP’li Belediye Başkanı Mesut Kocagöz de tutuklandı
Başkan’ın bu olayda sorumluluğunun olmadığı, ayrıca tutuklanmasını gerektirecek sebep bulunmadığı söylendi, yazıldı, çizildi, mahkemede dile getirildi.
Fayda etmedi
Başkan 57 gün tutukla kaldı.
Mahkeme iki yıl sonra sonuçlandı.
Başkan bu hafta bütün suçlardan beraat etti.
Hapis yattığı 57 gün de hayatından çalınmış oldu.
Türkiye böylesi çalınmış hayatların ülkesi.
İnsanlar yatar çıkar, kimse hukuksuzluğun suçunu üstlenmez. Kimi zaman tazminat davaları açılır.
Bu devede kulak parayı da devlet ödemez.
Öderse de işe yaramaz.
Bir özdeyiş artık mizaha dönüşmüştür:
“Adalet Mülkün (devletin) Temelidir”
KÖTÜMSER
Eğitimci Ali Özdemir, gözlemlerine dayanarak,ortalama bir Türk gencinin özelliklerini sıralıyor:
- 1 yılda kaç hafta olduğunu bile bilmez.
- Gazete, kitap, dergi okumaz.
- Kütüphaneye asla gitmez.
- Günde 9 - 10 saat uyur.
- Telefonu 24 saat elinden bırakmaz.
- Yüzde 60 - 70’i sigara içer.
- Tüm ahlak dışı web sitelerini bilir.
- Ödevlerini web sitelerinden, yapay zekadan kopyalar.
- Öldürmeli, vurdulu-kırdılı tüm PC oyunlarını takip eder.
- Akranlarına zorbalık yapmayı marifet sayar.
- Yanında kalem, silgi, defter taşımaz .
- Şekerli, tuzlu, MSG’li, NBŞ’li, unlu şeyleri sever.
- Spor deyince aklına ilk önce futbol gelir.
- Öğretmenlere saygısızlık, ukalalık yapmayı marifet sanır.
- Üniversiteye giriş sınavlarına çalışmaz ama iyi sonuç bekler.
Bu karamsar tablonun kabahatlisi kim peki?
Hayır gençler değil...
Analar babalar ve öğretmenler...
Ve onların da üzerindeki yöneticiler...
Çocuklar sonuçtur, sebep değil...
KAHVE
Kadıköy Moda’da bir küçük karton kutu latte kahve 200 TL...
New York’ta da yaklaşık aynı fiyat: 5 dolar...
Üstelik buradakinin 5 kuruşluk hatırı yok.
Sende Yorum yap