Susuz geçen çocukluktan su altı kaynakçılığına! ‘Dev gemilerin altına dalıyorum’

Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr - Sevgi Uztemur, 11 yaşına kadar Kars’ta ailesiyle beraber su mücadelesi verdi. Ancak, babası daha fazla bu mücadeleye dayanamayıp çiftçilik hayatını bırakıp ailecek İzmir’e göç ettiler. İzmir’de ortaokul ve lise eğitimlerini aldım. Daha sonra üniversite sınava giren Sevgi, atanması en kolay sağlık sektöründen bir bölüm okumaya karar verdi fakat bu mesleği yapmak istemediğini fark etti. Araştırmaları sonunda hem seveceği hem de kendisine hitap edecek bölümü su altı teknolojilerinde buldu. Sevgi’nin sanayi dalgıcı serüveni burada başlamış oldu.
Sevgi, sağlıkla ilgili ilk okuduğu bölümü yapmak istemediğini, sadece toplumun baskısıyla seçmiş olduğumu fark ettiğinde kendine, ‘ne iş yaparsan mutlu olursun’ diye sordu. Böylece şimdiki mesleğine giden yolda ilk adımı atıp eğitimlerini tamamladı. ‘Öncelikle burada hobilerimi sorguladım, susuzlukla mücadele etmiş bir kız çocuğu hikayemden olsa gerek, suya ilgimin olduğunu keşfettim’ diyen Sevgi, “Belki de onun yokluk mücadelesini bu şekilde de atlatma olabilir. Bilinçaltına inecek olursak böyle bir sebep olduğunu düşünüyorum. Sanayi dalgıçlığı, çok bilinen bir dal değil. Hatta okullarda öğretmenlerin bile pek bilgisi çok yok. Ben bu mesleği araştırdıkça daha da etkilendim. Adrenalin ve cesaretin bolca yaşandığı bir meslek beni iyice cezbetti” bilgisini paylaştı.

‘SU ALTINDA KAYNAK VE KESİM YAPMAK ÇOK ZOR’
Ailesinin ilk başta bu mesleği yapmasını istemediklerini söyleyen Sevgi, “Karşı çıktılar, çünkü deniz ile ilgili yüzme olsun, spor olsun pek bir bağlantım olmadığı için kesin bir şekilde istemediler. Ama ben ne istediğimi artık kafama koyduğum için yapabileceğime inancım tamdı. Sinop Üniversitesi’nde su altı teknolojisi bölümünde eğitim aldım. Karadeniz sularının ne kadar hırçın, görüş olarak ne kadar bulanık ve sürekli dalga halinde olduğunu bilirsiniz. Ama bu özelliklerle bizi ileride karşılaşabileceğimiz zorluklara da hazırlamış oldu. Hem teorik hem pratik olarak çok aktif bir eğitimden geçtim. Su altı hastalıkları, basınç odası, su altı kesme kaynak işlerini önce karada daha sonra suda yapma eğitimlerinden geçtim” dedi ve ekledi:

‘YAPAMAZSIN DİYENLERE KULAKLARIMI KAPATTIM’
‘Ben bu bölümü okurken önyargılarla çok mücadele ettim’ diyen Sevgi, “Tesettürlü oluşumdan da kaynaklı biraz daha zorlu oldu insanlara kendimi ve mesleğimi açıklamak. Her seferinde açıklama ve ikna etme gereği beni en çok yoran kısımdı. Yapabiliyor olmamı kanıtlamaya çalışmak zordu ama bunların hepsini aştım. Erkek egemen alanda çalışan bir kadın olarak, kötü söylemlerin aksine çok güzel şeyler yaşadım. Kadın olarak sanayi dalgıçlığı yapıyor olmam onlara ilginç geliyor ama başarmış olmamla da gurur duyuyorlar. Bu da beni çok mutlu ediyor” şeklinde konuştu.
Yapamazsın diyen çok insan olduğuna değinen Sevgi, “Bu söylemlere çok maruz kaldım ama kulaklarımı kapattım. Sadece ne istediğimi bildiğim için bunun mücadelesini verdim. Bu mücadeleyi de sadece ama sadece kendim için verdim başkası için değil. O yüzden tüm kadınlara söylemek istediğim tek bir şey var. Kendi bildiğiniz, istediğiniz yoldan gidin. Kimin ne dediğinin hiçbir önemi yok. Ben insanların yapamazsın demesiyle pes etmiş olsaydım, onları dinlemiş olsaydım şu an burada olamazdım” bilgisini paylaştı.

‘TONLARCA AĞIRLIKTAKİ GEMİLERİN ALTINA KONTROL İÇİN DALIYORUM’
Kadınlara karşı birçok sektörde önyargı olduğunu söyleyen Sevgi, “Maalesef, koşullar tamamen erkeklere odaklı. Bu mesleği bir kadın tercih ettiğinde ekstra yeni koşullar, yeni şartlar oluşturmak hiçbir şirketin işine gelmiyor. Bundan dolayı da kadınlar bu şartlara, koşullara gelemediği için tercih etmiyor. Ancak direnen, mücadele eden, koşulları göze alan kadın sayısı az okuduğu için de haliyle bu sektörde kadın çalışan sayısı az oluyor” şeklinde konuştu.
Sevgi'nin bir iş günü sabah saat 9’da başlıyor. Gider gitmez, dalış malzemelerini kontrol ediyoru, dalış tüplerini dolduruyor ve o günkü iş planlamasını yapıyor. 'Sonra, hangi tersanede gemi havuzlama operasyonu varsa tekneyle o konuma gidiyoruz' diyen Sevgi, "Geminin havuz kaptanları, geminin kaptanı gemiyi merkezledikten sonra kuruya çıkabilmesi için dalgıcın su altında kontrolünü yapması gerekiyor. Ben de ekip arkadaşımla beraber kontrolü sağlamak için devasa büyüklükteki tonlarca ağırlıktaki gemilerin altına kontrol için dalışa giriyoruz” dedi ve ekledi:

‘SU ALTINDAYKEN SİNÜS PATLAMASI YAŞADIM’
‘Su altında her indiğimde hiç değişmeyen bir duygu ile karşılaşıyorum’ diyen Sevgi, “Her seferinde büyüleniyorum adeta. Anlatılması güç bir atmosfer orası, bambaşka bir dünya. Bir o kadar mucizevi canlılar barındıran bu atmosfere dalış yapmak bir kerede olsa herkesin tatması, yaşaması gereken bir duygu. Ancak bu güzelliğin zorlukları da yok değil. Ani basınç değişiminin sebep olduğu, sinüs sıkışması kaynaklı sinüs patlaması yaşadım suyun altında. Bunu da ağzıma kan tadı gelmesiyle anladım. Biz, ağızdan nefes alıp verdiğimiz için o süre zarfında ben sürekli kan yutuyorum. Bu da boğuluyormuş hissi yarattı ama sakinliğimi korudum. Bunun bir sinüs patlaması olduğunu anlayıp, kendimi sakinleştirerek yavaşça bulunduğum derinlikten yukarı çıkmaya başladım. Hızlı çıkmamam gerekiyordu çünkü hızlı çıkışta vurgun yeme ihtimalim söz konusuydu. O yüzden eğitimini almış olduğum dalış kuralları doğrultusunda sakin bir şekilde yukarı çıktım. Ağzımdan ve burnumdan gelen iltihaplı kani temizledim daha sonrasında suyun üstünde biraz dinlendim ve sakinleştikten sonra tekneye çıktım” ifadelerine yer verdi.
Bu mesleğin kendisine psikolojik olarak daha güçlü bir bilinç kattığına dikkat çeken Sevgi, “Artık olaylara daha soğukkanlı yaklaşıyorum. Suyun altında hızlı, pratik ve daha aktifim. Bu meslek, soğuğa dayanıklılık gibi birçok konuda hayatımı etkilemiş durumda. Korku olursa eğer bu mesleği yapmak çok zorlaşır hatta mümkün bile değil. O yüzden korku duygusunun bu mesleği seçenlerde çok olduğunu düşünmüyorum” şeklinde konuştu.

Bu işi yapabilmek için fiziksel güçten öte, kişinin psikolojik olarak kendini tanımasının önemli olduğuna dikkat çeken Sevgi, “İşe olan uygunluğunu bilmesi kendini çok iyi tanımlayabilmesi önemli. Vücudunun buna elverişli olup olmadığını bilmesi özellikle gerekli. Düzenli yüzme, akciğer kapasitesini artırır. Kas gücüne sahip olması, aktif spor yapması zorlu koşullardaki işlere hem fiziksel hem de psikolojik dayanıklılık sağlar” bilgisini paylaştı dedi ve sözlerini şöyle sonlandırdı:
Categories: Susuz geçen çocukluktan su altı kaynakçılığına! ‘Dev gemilerin altına dalıyorum’
Sende Yorum yap